Gençlik örgütleri üniversitelerde yeni dönemi nasıl karşılıyor?

Barınma krizi, geçim sıkıntısı, akademik nitelik kaybı, soruşturmalar… Üniversiteler yeni döneme bu ağır eleştirilerin gölgesinde giriyor.

Fotograf: Ali Dinç

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından sınava girenler üniversite ve bölüm tercihlerini yaptı.

Üniversitelere ilk kez gidecek olanları bundan önceki senelerde olduğu gibi, kredi ve yurt yetersizliği, akademik yeterlilik eleştirileri, üniversite içi demokratik mekanizmaların işlememesi, siyasi nedenlerle açılan soruşturmalar gibi gündem maddeleri bekliyor. Üniversiteliler ve üniversitelerde çalışma yürüten gençlik örgütleri, bu eleştirileri yıllardır dile getiriyor ve bunlara karşı mücadele ediyorlar.

Peki, tüm bu eleştirilerin gölgesinde sol-sosyalist gençlik örgütleri yeni dönemi nasıl karşılıyor?

Devrimci Gençlik Dernekleri Üyesi Esma Görmez, Emek Gençliği MYK Üyesi Deniz Tepe ve Gençlik Komiteleri Üyesi Senem Çelik yeni dönem ve beraberinde getirdikleriyle ilgili Niha+’a konuştular.

Görmez: Öğrenciler iş bulamıyor ve geçinemiyor

Devrimci Gençlik Dernekleri Üyesi Esma Görmez

Devrimci Gençlik Dernekleri Üyesi Esma Görmez, üniversite kampüslerinin bilim üretimi ve kültürel gelişim-paylaşım alanı olması gerekirken mevcut ekonomik şartlar ve genel sosyal-kültürel baskılamalar sonucunda güç bela eğitim odaları ve derslik olmakla kalabildiğini söyledi ve “üretilen cüzi miktardaki bilimin” ise mevcut iktidarın propaganda aracı, kültür dayatmalarından ileri gidemediğini savundu.

Öğrencilerin büyük bir kısmının yaşamını idame ettirebilmek için çeşitli işlerde çalışmak zorunda olduğunu belirten Görmez, öğrencilerin üniversitelerine yalnızca ders için gidip derslerinden çıktıktan sonra ya işe ya da iş yorgunluğu atabilmek için evlerine veya yurtlarına yöneldiğini, bir kısmının ise okula sadece sınav dönemlerinde uğrayabildiğini ifade etti:

“Üniversite öğrencileri, okullarında herhangi bir kulüp veya başka sosyal aktivite yapmak için giriştiği alan arayışında bile siyasi ve kültürel uyuşmazlıklar sonucu herhangi bir kazanım elde edemiyor.”

Görmez, üniversitelerin probleminin içinde geçirilen eğitim süreleriyle de sınırlı kalmadığını, üniversitelerden mezun olanların kendilerini devasa bir yedek işçi ordusunun içinde bulduklarını düşünüyor:

“İş bulacak kadar şanslı olan sayılı insan ise kendini insani olmayan çalışma saatleri, yoksulluk sınırının altında maaşlar/ücretlerle karşı karşıya buluyor. İleriye dönük olarak gençlerin geçim dertlerini, çalışma hayatlarındaki zorlu şartlarını, aldıkları ‘asgari’ ücretleri, işyerlerinde karşılaştıkları mobbing/taciz vb. güçlükleri yankılamayı hedeflediğimiz ‘Köle Değiliz’ kampanyamız üzerine yoğunlaşacağız.”

Türkiye’de üniversiteli, işsiz ve çalışan gençlik kesimlerini ayırt etmeden gençlikle doğrudan temaslar ve birebir iletişimler kurarak bu alanda faaliyet göstereceklerini aktaran Görmez “Gençliğin kendi elleriyle kuracağı, ortak sorunlarını haykıracağı, bu sorunlar etrafında yan yana geleceği ve bu düzeni değiştirmek için birlikte omuz omuza mücadele edeceği, kurtuluş alanını hep birlikte örebileceği bir platform kurmayı hedefliyoruz” dedi.

Deniz Tepe: “Akademik ve ekonomik taleplerde birleşelim”

Emek Gençliği MYK Üyesi Deniz Tepe

Emek Gençliği MYK Üyesi Deniz Tepe ise “emperyalist saldırganlığın yayıldığı, yaşam ve çalışma koşullarının ağırlaştığını” belirterek Türkiye’deki iktidarın politikalarını eleştirdi:

“Saray rejiminin bu tabloyu örgütlemek, iktidarını sürdürebilmek üzere baskı ve yasaklar tertiplediği koşulların bir ürünü olarak üniversiteli gençliğin etrafının çevrildiği dört duvarın her bir tuğlası birbiriyle oldukça ilişkili olduğundan birbirinden bağımsız değerlendirmemeliyiz.”

Tepe, üniversiteli gençliğin, egemen sınıfların çıkarları doğrultusunda hareket eden iktidarın gelecek dönem üniversite planı karşısında, içinde bulunduğu ağır koşulları dünya ve Türkiye’de yaşanan gelişmelerle birlikte ele alarak ekonomik ve akademik talepleri başta olmak üzere ortak bir rota etrafında bir araya gelmesinin geçmişe göre bu dönemde daha önemli olduğunu ifade etti:

“Sermaye ve onun temsilcisi saray rejimi, halihazırda sürdüğü ekonomik, siyasal ve ideolojik programını, başını ABD emperyalizminin çektiği emperyalistlerin pazar ve rekabet kavgasının sonucu olarak işgal ve yağmanın, krizlerin, savaşların içinde yeniden konumlanmaya yönelik hamleleriyle iç içe sürdürmeye devam ediyor.”

Geçim sıkıntısı artarken, eğitimini sürdürebilmek için güvencesiz koşullarda çalışmak zorunda kalan yüz binlerce üniversiteli gencin olduğunu söyleyen Tepe, gençlerin en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamayan burslara ve düşük ücretlerin kural haline geldiği yeni kısmi süreli, esnek çalışma modellerine razı edilmek istendiğini belirterek şöyle devam etti:

“Sermaye kesimlerinin ceplerini doldurmak için üniversiteleri ucuz kalifiye emek ihtiyacının karşılandığı ‘Üniversite A.Ş.’ler, eğitimi de bilimsel kıstaslardan arındırıp idealist ögelerle bezeli bir biçimde dizayn ederek hareket eden saray rejiminin sömürü programı karşısında, yan yana gelişlerimizi güçlendirmeliyiz.”

“Bütçe sermayeye değil eğitime ayrılmalı”

Tepe, önümüzdeki dönemde de bütçenin sermayeye değil eğitime ayrılması, burs miktarlarının artırılması, nitelikli beslenme ve barınma koşullarının sağlanması gibi ortak talepler başta olmak üzere parasız eğitim talebi etrafında birleşmeye, mücadele etmeye devam edilmesi gerektiğini savundu.

İktidarın son yıllarda toplumsal desteğini ve meşruiyetini gittikçe yitirdiğini söyleyen Tepe, iktidarın durumu tersine çevirme yolunu “faşist bir rejim inşasını hızlandırmakta”, “emekçilerin ve gençliğin mücadelesini yasaklarla boğmakta” gördüğünü ifade etti.

Üniversitelerde atanmış rektörler eliyle kulüp ve toplulukların kapatılması, öğrencilerin her alanda karar mekanizmalarından dışlanması ve ODTÜ Bahar Şenliği’nde gerçekleşen provokasyonları örnek gösteren Tepe, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Emek Gençliği olarak çağrımız, ‘Demokratik, Özerk Üniversite, Bağımsız ve Demokratik Türkiye’ için kampüslerimizde bir araya gelerek sorunlarımızın çözümünde kullanacağımız mekanizmaları inşa etmek/işlevsel hale getirmek ve emperyalistlere, işbirlikçileri saray rejimine karşı mücadeleyi büyütmek üzere seferber olmaktır.”

Çelik: “Öğrencilerin temel hakları yok sayılıyor”

Gençlik Komiteleri Üyesi Senem Çelik

Gençlik Komiteleri Üyesi Senem Çelik, tüm Türkiye’de olduğu gibi kampüslerde de öğrenci gençlik, işçi sınıfının bir parçası olarak, holdinglerin ve AKP’nin, burjuva sınıfının egemenliğini yeniden üreten saldırılarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Bunun kampüslerdeki çok net tezahürlerine bugüne dek de şahitlik ettik. Üniversitelerin bilim üreten, özgür düşünce alanı niteliğinin tasfiyesinin tamamlanışı ile üniversite yönetimlerinin açıktan sermaye çıkarlarını merkeze aldığı gündemler karşımıza çıkıyor.”

Öğrencilerin yaşam dahil temel haklarının yok sayılarak kâr üzerinden şekillenen eğitim planları ve kampüs yaşamına ilişkin imkanların ve kampüslerin her geçen gün katlanarak ranta açılması gibi örneklerin üniversite olgusunun şirketleşmesi üzerine önemli çıktılar olduğunu söyleyen Çelik, AKP iktidarının artık rıza üretemediğini, 19 Mart eylemleri sürecinde yaratılan “halk isyanı potansiyelinin yarattığı tehdidi” hissettiğini savundu:

“Bulunduğu krizin doğrudan sonucu olarak sıkılaştırmaya ihtiyaç duyduğu zor ve baskı aygıtlarının en sert biçimleri bugün üniversiteli gençliği hedef alıyor. Bu sene içinde karşılaştığımız; üniversitesini, yurttaşlık haklarını ve demokratik taleplerini savunan öğrencilere karşı yoğun soruşturma ve ceza dalgaları; gençlik mücadelesinin devlet kolluğu ve burjuva hukuku tarafından bastırılma çabasının tamamlayıcısı olarak çalışıyor.”

“En büyük sorun örgütsüzlük”

Bu koşullar ve potansiyel içinde gençliğin karşısındaki en büyük sorunu örgütsüzlük olarak görmenin yanlış olmayacağını söyleyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye işçi sınıfının tüm düzen araçları ve siyasetine karşı yükselen öfkesi içinde gençliğin, ileri niteliğini bu proleter öfkenin bir parçası hatta doğrudan taşıyıcısı olarak bir araya getirmesi üzerindeki mevzubahis kuşatmanın temelini dolayısıyla tümünü sarsacak tek güç olacaktır.”

Gençliğin bu güce adımlamadığı sürece herhangi bir alandaki baskı koşullarının artışına dair yürütülen her mücadelenin yarım kalacağını ifade eden Çelik, yeni dönemki mücadele hatlarına dair şunları söyledi:

“Yeni dönemde iktidarın içinde bulunduğu bu kriz ve emperyalist paylaşım savaşlarına yapılan hazırlık göz önünde bulundurularak iktidar karşısında yükselecek bir proleter devrimci gücün inşasını amasız fakatsız tek yol olarak görüyoruz. Bugün işçi sınıfının işyerinden, mahallesine tüm toplumsal alanları ve iktidarı yönetecek iradesini güçlendirmek bu yolu var edecek tek şey. Üniversitelerde de gençliğin bu iradeye öncülük edecek ve yaratıcı yöntemlerini geliştirecek deneyimi edinmesi bunun kritik bir adımı. Gençliğin bir kıvılcımı başlatacak potansiyelini Türkiye Devrimci Hareketi tarihinden görüyor ve yakın tarih halk isyanlarının deneyimleriyle ilerliyoruz.”

Gençlik Komiteleri olarak yeni dönemde odaklarının öğrenci gençliğin yönetme iradesini güçlendirmek olacağını söyleyen Çelik, bunu dar bir temsilci çıkarma çabasından öte niceliğin niteliğe dönüşeceği bir kapsamda hedeflemek ve ilerletmek gerektiğini ifade etti:

“Bunun bugünün koşulları içinde mümkün olmadığını söyleyenler olabilir. Ancak yemekhane işgalleri, kampüs savunma eylemleri, işçi direnişleriyle temas kuran öğrenci toplamları gibi sadece bu yıl içinden birçok örnek bu inşanın mümkün olduğunu gösteriyor. Öğrencilerin kampüslerinde topluluklarının, yurtlarının, üniversitelerinin denetim mekanizmalarına katılımını sağlamak gerekiyor. Bunu yakın zamanda barınamayan öğrencilerin kitlesel yurt eylemlerinde deneyimledik. Üniversitelerin, yönetimlerinin ve iktidarın çürümüşlüğünü tümden ortaya dökecek bu katılım yönetme iradesini ortaya çıkaracak tarihsel zorunluluğu taşıyor. Bu sebeple yeni dönemde tüm çabamız ‘Biz Yönetiriz’ diyecek gençlik yığınlarını var etmek için olacak.”

Yekta Armanc Hatipoğlu

Yekta Armanc Hatipoğlu

Dicle Üniversitesi'nde gazetecilik eğitimine devam ediyor. Bianet, Yeni Yaşam, Journo ve Siyasi Haber gibi kurumlarda yayımlanan haberleri ve görüş yazıları var. Ağırlıklı olarak ekoloji, kadın, işçi ve öğrenci hakları üzerine çalışıyor. Çağdaş Gazeteciler Derneği üyesi.

Yazarın Tüm Dosyaları →
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.