COP31’in “Sürdürülebilir Dönüşüm Ortağı”: Cengiz Holding

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP31) Cengiz Holding, zirvenin “uygulama ortağı” ve “sürdürülebilir dönüşüm ortağı” olacak. Sık sık ağaç kesimleriyle, iptal edilen ve birkaç ay sonra yeniden onaylanan ÇED başvurularıyla, doğaya zararlı santral ve maden ocaklarıyla gündeme gelen Cengiz Holding, gerçekten “Sürdürülebilir Dönüşüm Ortağı” mı?

Fotoğraf: Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği

9-20 Kasım’da Antalya’da yapılacak BM İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP31) kurumsal ortakları arasında Cengiz Holding de yer alıyor. Listede Koç Holding “Küresel İş Ortağı”, Cengiz Holding “Uygulama Ortağı” olarak geçiyor. Limak, IC Holding ve Sinpaş ise “iklim destekçisi” olarak listeleniyor. Şirket, iptal edilen ÇED kararları, kapasitesi artırılmak istenen bir kömürlü termik santral ve yerel halkla yıllardır süren çatışmalarla sık sık gündeme gelmeye devam ediyor.

COP31 Türkiye, 22 Ekim 2026’da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Cengiz Holding’in “Sürdürülebilir Dönüşüm Ortağı” olduğunu duyurdu.


Sık sık ağaç kesimleriyle, iptal edilen ve birkaç ay sonra yeniden onaylanan ÇED başvurularıyla, doğaya zararlı santral ve maden ocaklarıyla gündeme gelen Cengiz Holding, gerçekten “Sürdürülebilir Dönüşüm Ortağı” mı?

İliç’teki maden Cengiz’e geçti

Kanada merkezli maden şirketi SSR Mining, ortağı olduğu ve 9 işçinin hayatını kaybettiği İliç’teki Çöpler Altın Madeni’ndeki hisselerinin yüzde 80’ini 1.5 milyar dolar karşılığında Cengiz Holding’e devretti. Haziran 2026 itibarıyla hisse devir işlemi tamamlandı. Kalan yüzde 20’lik pay ise Çalık Holding’e bağlı Lidya Madencilik’te kalmaya devam etti. Cengiz Holding‘in, Çöpler Altın Madeni’ni satın almasının ardından aynı bölgede altın üretimini başlatmak üzere resmi başvuru yapması gündeme gelmişti.

Cengiz Karabiga’da yeni ünite kuracak

Şirketin en tartışmalı dosyalarından biri Çanakkale Karabiga’daki Cenal Termik Santrali. Alarko’nun payını devretmesiyle santral 16 Haziran 2026’da tamamen Cengiz’in kontrolüne geçti. Mehmet Cengiz’e ait olan şirket şimdi 1320 MW’lık mevcut kapasiteye 1050 MW’lık yeni bir ünite ekleyerek 2370 MW’a çıkmayı hedefliyor. Çevre örgütleri bunu “kapasite artışı” değil, fiilen yeni bir ithal kömürlü santral olarak nitelendiriyor. Bölgedeki Lapseki istasyonu, 2022’de DSÖ’nün PM2.5 sınır değerlerini aşan ilk 10 istasyon arasında yer almıştı. Santral yılda 10 milyon ton CO2 eşdeğeri sera gazı emisyonuna neden oluyor.

İklim ve çevre alanında çalışan 15 sivil toplum kuruluşu, konuya ilişkin yayınladıkları ortak açıklamada şunları söylemişti:

“Bilimsel veriler, iklim krizini başlıca nedeninin fosil yakıtlar yani kömür, gaz ve petrol olduğunu gösteriyor. Buna rağmen yeni ithal kömürlü termik santral yatırımlarının planlanması, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle, ithal kaynaklara bağımlılığın ve dış borcun azaltılması stratejisiyle çelişiyor.“

Santralin geçmişi de sorunlu. Projenin ÇED Olumlu Kararı mahkemelerce dört kez iptal edildi, santral inşaat sırasında mühürlendi. 2018’deki iptalden yalnızca 42 gün sonra, yeni bir ÇED Olumlu Kararı verildi.

2026 yılı ortalarında yapılan varlık paylaşımı anlaşması ve Rekabet Kurulu onayı ile iki holding yollarını ayırmıştır. Anlaşma uyarınca Cenal Karabiga Termik Santrali tamamen Cengiz Enerji’nin mülkiyetine geçti. Projeye 1050 MW gücünde yeni bir ünite eklenmesini içeren kapasite artırımı için 30 Haziran 2026 tarihinde Halkın Katılımı Toplantısı (HKT) düzenlendi. Projenin yargı süreci şu an Danıştay’da.

Halilağa Maden Projesi: “Kazdağları’ndan defol Cengiz”

Tablo yalnızca Karabiga’yla sınırlı değil. Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde Cengiz Holding bünyesindeki Truva Bakır A.Ş tarafından yürütülen Halilağa Bakır Madeni Projesi, yaklaşık 51 bin 660 dönüm (7 bin 380 futbol sahası) büyüklüğündeki ormanlık alanı risk altında bırakıyordu. Proje için 14 Mart 2023 tarihinde “ÇED olumlu” kararı verildi. Karara karşı bölge halkı ve yaşam savunucuları dava açtı. Bilirkişi raporunun yurttaşlardan yana olmasına rağmen mahkeme, kararını şirketin lehine kullandı.

Ardından madenin işletme izni Çanakkale 2’nci İdare Mahkemesi tarafından Ocak 2026’da iptal edildi. Kazdağları Ekoloji Platformu başta olmak üzere çok sayıda çevre savunucusu, “Kazdağları’ndan Defol Cengiz” sloganlarıyla maden sahalarında kitlesel buluşmalar ve protestolar düzenlendi.

Kazdağları Ekoloji Platformu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

“Çanakkale’nin Çan ilçesinden Bayramiç ilçesine kadar uzanan 50 kilometrelik hat parsel parsel altın arama şirketlerine parsel parsel satıldı. Kimler yok ki aralarında; Cengiz Holding, Alamos Gold, Park Teknik, TÜMAD, CVK Madencilik, Koza Altın… Biga Yarımadası ve Kuzey Ege’yi kapsayan yaklaşık 1 milyon 700 bin hektarlık Kaz Dağları yöresinin yüzde 79’u maden ruhsatlarıyla kapatılmış durumda.”

Kazdağları Kardeşliği, X hesabından Kazdağları’ndaki maden projelerinin 50 kilometre boyunca olan bir alanı kapladığını, harita üzerinden göstermişti.

Fotoğraf: Kazdağları Kardeşliği X hesabı

İkizdere’de taş ocağı projesine “iptal” kararı

2021’de Rize İkizdere’deki taş ocağı, ormanları, dereleri ve yerel geçim kaynaklarını tehdit ettiği gerekçesiyle protesto edildi. İkizdere’deki Eskincedere Vadisi’nde yapımı süren taş ocağı için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değil” kararı 2023’te Rize İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen Cengiz İnşaat bu kararı dikkate almadan çalışmalarını sürdürdü. İkizdere halkı ise şirkete karşı protestolarına devam etti. İkizdere Çevre Derneği, yapılan orman kesimlerinin ve yolların doğayı talan ettiğini ve ekolojik yaşamı bozduğunu sık sık vurguladı.

Cengiz İnşaat’ın taş ocağı projesi için aldığı 21 Ocak 2021 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir” kararına karşı Rize İdare Mahkemesi’ne açılan dava ise sonuçlandı. Rize İdare Mahkemesi taş ocağı için Haziran 2024’te “iptal” kararı verdi.

Cerattepe’de 30 yıllık mücadele

Artvin Cerattepe’de 1993’te Cominco Madencilik şirketinin bakır, altın, gümüş ve çinko çıkarma ruhsatı alarak bölgede sondaj çalışmasına başlamasının ardından 30 yılı aşkın süredir bölgede altın ve bakır madenine karşı mücadele yürütülüyor. Cengiz Holding iştiraki Eti Bakır’ın Cerattepe’deki projesi için verilen “Çevresel Etki Değerlendirme olumlu” kararları, halkın ve çevre örgütlerinin açtığı davalar sonucunda yargı mercileri tarafından defalarca iptal edildi.

2012’de bölgedeki maden işletme ruhsatını devralan Cengiz Holding, merkez ilçe Taşlıca köyündeki Kuvap mevkiinde 61,67 hektarlık alanda yeraltı bakır madeni kurmak istiyor.

Eti Bakır, Cerattepe için Bakanlığa ilk başvurusunu 2014 yılında yapmıştı. 10 yılı aşkın süredir mücadele eden ve şirketin araçlarının bölgeye girmesini engelleyen yaşam savunucularına jandarma defalarca kez saldırmış, ilerleyen yıllardaysa eylemlere katılanlara da hapis cezaları verilmişti. Bir yandan da şirketin maden projesi için 2015 yılında alınan ÇED olumlu kararı hakkında hukuki mücadele yürütülmüştü. AYM Mayıs 2024’te şirketin bölgedeki faaliyetleri için “hak ihlali” kararı verdi. Ardından Rize İdare Mahkemesi ÇED olumlu kararını 11 Temmuz 2024’te iptal etti ve Artvin Valiliği faaliyetin durdurulması için uyarı yazısı gönderdi.

İptal kararının üzerinden sadece üç ay sonra şirket, yine Artvin merkeze bağlı Taşlıca köyünde aynı proje için 1500 sayfalık ÇED raporuyla yeniden başvurmuş ve ÇED süreci başlatılmıştı. Artvin halkı, 3 Ekim 2024’te ÇED süreci kapsamındaki halkın bilgilendirilmesi toplantısını protesto etti.

5 Ağustos 2025 tarihinde kamuoyunun görüşüne açılan yeni ÇED raporuna karşı Yeşil Artvin Derneği ve Artvin halkı, 8 Ağustos 2025 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne itiraz dilekçelerini vererek yargı sürecini yeniden başlattı. Cerattepe’deki hukuki süreç hala devam ediyor.

Elazığ’da yürütmeyi durdurma kararı bozuldu

Cengiz Holding bünyesindeki Port Madencilik, 2022 yılında Elazığ Maden’deki dev maden sahasını 2 milyar 205 milyon TL bedelle satın aldı. Alanda bakır, altın, çinko ve kobalt rezervleri bulunuyor. Bu ihale, halkın tepkisiyle birlikte Elazığ Mermer ve Madenciler Derneği tarafından yargıya taşındı.

Ankara 10. İdare Mahkemesi tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. Yapılan itiraz sonrasında Danıştay 13. Dairesi’nin maden ihalesinde verilen yürütmeyi durdurma kararını bozduğu öğrenildi.

19 Nisan 2026’dan itibaren bölgede ağaç kesimleri yapılıyor. Port Madencilik şirketinin bu maden sahasından çıkarılacak ürünler için Hazar Gölü Havzası ve Gezin beldesini lojistik ve sevkiyat merkezi olarak planlaması bölgede büyük tepki topladı.

Mardin’de su seviyesi yüzde 60 azaldı

Mardin’in Mazıdağ ilçesinde Cengiz Holding bünyesindeki Eti Bakır A.Ş.’nin neden olduğu doğa talanı artıyor. Bölgedeki fosfat yataklarının 1950’lerde Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA) tespitiyle başlayan endüstriyel süreç, 2011 yılında özelleştirme yoluyla Cengiz Holding bünyesindeki Eti Bakır A.Ş.’ye devredildi. Kırsal Têznê Mahallesi’nde bulunan özel Endüstri Bölgesi içinde 3 yeni tesis kurulması için çalışmalar başlatıldı. Yüksek saflıkta kobalt tuzları, çinko sülfat monohidrat ve üretim tesislerinden oluşan bu 3 yeni tesisin bedeli ise 450 milyon TL olarak açıklandı.

Mardin Ekoloji Derneği ile Mardin Emek ve Demokrasi Platformu’nun, Cengiz Holding bünyesindeki Eti Bakır A.Ş.’nin Mazıdağı’ndaki faaliyetleri ve planlanan 3 yeni tesisine karşı başlattığı hukuki süreçte yürütmeyi durdurma talepleri mahkeme tarafından reddedildi.

Mardin Ekoloji Derneği’nin hazırladığı rapora göre, bölgede yeraltı su seviyesi son 5 yıl içinde yüzde 60 oranında azaldı. 2014’te 69 metre olan su seviyesi, 2019’da 27,57 metreye kadar geriledi. Bu düşüşün temel nedeninin endüstriyel su kullanımı olduğuna dikkat çekilen raporda, planlanan yeni tesislerle birlikte saatte 356 metreküp ek su tüketimi öngörülüyor.

Cengiz, Bodrum’daki sit alanına da girdi

İktidara yakınlığıyla bilinen Mehmet Cengiz‘in Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Cengiz Holding, Bodrum Cennet Koyu’nda yer alan 678 bin metrekarelik araziyi Özelleştirme İdaresi’nden satın aldı.

Muğla Bodrum‘un Gölköy Mahallesi‘nde yer alan Cennet Koyu’ndaki koruma altındaki 678 bin metrekarelik arazide bulunan turizm konaklama tesisinin kapasitesinin artırılması için yapılan başvuruya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı “ÇED Gerekli Değildir” kararı verdi.

Akseki’de yaklaşık 60 bin ağaç kesilecek

Konya Seydişehir’deki Eti Alüminyum tesisleri 2005’te özelleştirilerek Cengiz Holding’e geçti. Tesisin hammaddesini karşılayan Antalya Akseki’deki boksit ocağı için ise kapasite artışı projesi hazırlandı ve ÇED süreci yürütüldü. İki yıldır devam eden projeyle ilgili ÇED sürecinde, 21 Mayıs 2026 tarihinde Ankara’da İDK toplantısı yapıldı. ÇED Proje Tanıtım Dosyası’na göre projede yılda yaklaşık 33,8 milyon ton malzeme çıkarılacak, bunun 32,5 milyon tonu pasa olacak, yaklaşık 59 bin 658 ağaç kesilecek. Çıkan cevher kamyonlarla Seydişehir’deki tesislere taşınacak. Proje alanının bir bölümü Gidengelmez Dağı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nda yer alıyor. Yöre halkı, yerel yönetimler ve STK’lar, ocağın Değirmenlik çevresindeki karstik su kaynaklarını tehdit ettiğini savunarak projeye itiraz etti. Sol Haber’den Yusuf Yavuz’un haberine göre, Eti Alüminyum hazırladığı proje tanıtım dosyasında izinli saha alanını “0,2633 hektar” olarak gösterirken, genişletilmek istenen saha için ise 447,53 hektar olarak gösterdi.

Gidengelmez Dağları bölgesinde 792 hektarlık bir maden ruhsatı verildi, bunun 461 hektarlık kısmı işletme iznine tabi tutuldu. Hazırlanan ÇED raporundaki verilere göre, maden sahası içerisinde karaçam, kızılçam, ardıç, sedir ve meşe başta olmak üzere yakından takip edilen yaklaşık 60 bin ağaç yer alıyor. Bölge halkı ve çevre platformları, maden işletmesi sebebiyle bu ağaçların ve yaban hayatının büyük bir yıkımla karşı karşıya kalacağını belirtiyor.

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Cengiz dahil beş holdingin sponsorluk ve ortaklık statülerine son verilmesini ve resmi listelerden çıkarılmasını talep ettiği bir açıklama yayınladı. Açıklamada holdinglerin COP31’de yer almasının çelişkili olduğuna dikkat çekildi:

“COP31’in resmî internet sitesinde Limak Holding, IC Holding, Rönesans Holding ve Sinpaş Holding’in ‘iklim destekçisi’, Cengiz Holding’in ise ‘uygulama ortağı’ olarak ilan edilmesi, iklim krizine karşı mücadelenin amacı ve inandırıcılığı bakımından ciddi bir çelişkidir.

Ormanların yok edilmesine, kömür madenciliğinin genişletilmesine, su havzalarının ve doğal yaşam alanlarının tahribine neden olan ya da bu sonuçları doğuran projeleri yürüten şirketlerin, iklim krizine çözüm üretmeyi amaçlayan uluslararası bir konferansta destekçi olarak sunulması kabul edilemez.”

EGEÇEP gibi birçok çevre örgütü, Muğla’daki ve Antalya Akseki gibi bölgelerdeki binlerce ağacın kesilmesine yol açan maden ve altyapı projelerinin sahibi olan bir şirketin “iklim dostu” ve “sürdürülebilirlik” sponsoru yapılmasını “greenwashing” (yeşil aklama) olarak nitelendiriyor.

EGEÇEP: “Akbelen’in sorumluları iklim destekçisi olamaz”

EGEÇEP, açıklamasında COP31’de “iklim destekçisi” ünvanıyla bulunan ” Limak ve IC Holding’in “Akbelen’in sorumluları” olduğunu da hatırlattı:

“Limak Holding ve IC Holding, ortak iştirakleri YK Enerji aracılığıyla Muğla Milas’taki Yeniköy ve Kemerköy kömürlü termik santrallerinin işletilmesinde ve bu santrallere kömür sağlamak amacıyla yürütülen madencilik faaliyetlerinde doğrudan sorumluluk taşımaktadır.

Muğla’daki Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santraller yüzünden yaklaşık 40 yıldır kömür için bölgenin doğasına çok büyük zararlar verilmiştir. Doğal ortamlar, ormanlar, tarım alanları, köyler kömür ocağına dönüşmüştür. Muğla’da 48 köy linyit madeni ruhsat alanları içinde bulunmaktadır. Bugüne kadar linyit maden sahaları için Muğla genelinde toplam 8 köy (mahalleleri ile birlikte 12 yerleşim alanı) ya taşınmış ya da tamamen ortadan kaldırılmıştır. Bazı köylerde yaşayan yurttaşlar iki kez yer değiştirmek zorunda kalırken (Yatağan – Eskihisar, Tınaz); bazıları ikinci, üçüncü kez yer değiştirme tehdidi ile karşı karşıyadır. (Yatağan – Yeşilbağcılar, Eskihisar; Milas – İkizköy). Milas’ta bulunan linyit madeni ruhsat alanları sınırlarında 21 mahalle bulunmaktadır.

Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlamak amacıyla işletilen linyit maden sahaları nedeniyle 1979 yılından beri Sekköy, Hüsamlar ve İkizköy Işıkdere mahalleleri tamamen boşaltılmış; bu köylere ek olarak Yeniköy, Karacaağaç, Çakıralan gibi diğer köylerde de maden sahası açmak için arazi kamulaştırması yapılmıştır. Bu ruhsat alanları içindeki yerleşim yerlerinin ve tarım arazilerinin kamulaştırılmasına 2014 yılı sonundaki özelleştirmeden sonra da devam edilmiştir.

2017 yılında İkizköy Mahallesi (Işıkdere mevkii) yerleşim alanı ve tarım arazilerinin/zeytinliklerinin linyit sahası için kamulaştırılması söz konusu olmuştur. Kamulaştırma sonrası ilçe merkezine ya da diğer mahallelere taşınmak ve yeniden ev kurmak durumunda kalan, üstelik tarım ve hayvancılık yaptıkları arazilerinin mülkiyetini de kaybetmiş olan İkizköylülerin çoğu yeniden bir yere yerleşebilmek için banka kredisi alarak borçlanmıştır. İkizköy mahallesi Işıkdere mevkii, köylülerin çoğunluğunun 2017 sonu ve 2018’de taşınması ile birlikte boşaltılmıştır. 2020 yılı başına kadar köyde yaşamaya devam eden 4-5 hane de, Ocak 2020’de Şirket tarafından elektrikleri ve suları kesilerek göç etmek zorunda bırakılmıştır.

Köylülerin ve ekoloji aktivistlerinin hukuksal ve toplumsal mücadelesine rağmen, en temel insan hakları ihlal edilmek suretiyle Akbelen Ormanı’nda 2023 yılında gerçekleştirilen geniş çaplı ağaç kesimi, kömür madenciliğinin orman ekosistemleri üzerindeki yıkıcı sonuçlarını bütün Türkiye’ye göstermiştir.

Bölge halkının, köylülerin ve yaşam savunucularının yıllardır sürdürdüğü mücadeleye rağmen kömür madenciliğinin genişletilmesi, zeytinliklerin, tarım alanlarının, su varlıklarının ve kırsal yaşamın geleceğini tehdit etmeye devam etmektedir.

Son olarak Milas’ın 7 köyünü kapsayan zeytinlikler, tarım alanları, konutların yer aldığı 679 parsel kömür madeni için acele kamulaştırılmıştır. Bölge halkını yerinden edecek bu hukuksuz kamulaştırılmalar uygulanılırsa, maden ocaklarının genişletilmesi ile geri dönüşü olmayacak ekolojik yıkımlar meydana gelecektir.

İklim krizinin başlıca nedenlerinden biri fosil yakıtlara dayalı enerji üretimiyken, kömürlü termik santrallerin faaliyetlerini sürdüren ve bu santraller için yeni maden alanları açan şirketlerin iklim destekçisi ilan edilmesi açık bir tutarsızlıktır.

Akbelen’de kesilen ağaçların, yok edilen yaşam alanlarının ve kömür uğruna feda edilen ekosistemlerin üzeri COP31 sponsorluğu ile örtülemez.”

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.