Erkek egemen ve faşist anlatının aracı olan ana akım futbola karşı Futbolun Q Hali kadın+ ve kuirlere alternatif bir alan açıyor: “Öznelerin kolektif şekilde oyun oynaması ve üretmesi futbolun dönüştürülebilirliğini de gösteriyor.”

Fotoğraf: Serra Akcan
Futbol sadece bir spor dalı olmanın ötesinde, erkek egemen zihniyetin, cinsiyetçiliğin ve faşist anlatının yeniden üretildiği ve pekiştirildiği bir alana dönüşmüş durumda. Günümüzde sağ popülizmin yükselişiyle birlikte ana akım futbol giderek ezilen ve dışlanan kimlikleri marjinalize etmeye devam ediyor. Sahalarda sık sık üretilen ırkçı ve cinsiyetçi söylemler, bu alanın nasıl bir propaganda aracına dönüştürüldüğünü de açıkça gözler önüne seriyor.
Sporun her alanında LGBTİQ+ ve kadın öznelerin görünürlüğünü gözeten ve futbolun egemen ideolojinin aracına dönüşmesine göz yummayan “Futbolun Q Hali” bu boşluktan, ana akıma alternatif ve kapsayıcı bir ses olarak ortaya çıktı. Başta LGBTİQ+’lar ve kadınlar olmak üzere ezilen ve dışlananları görünür kılma ihtiyacından doğan proje, yeşil sahalardaki hegemonyaya karşı duruyor.
“Faşizm kendine düşman yaratmadan varlığını sürdüremez”
Son zamanlarda dünya genelinde spor branşlarında yaygınlaşan transfobi ve nefret anlatıları, sporun, özellikle futbolun erkek tekelinde ve şiddetten beslenen bir gereç olduğunu gösteriyor ve hiyerarşide ezilen taraftar, nefretini hiyerarşide kendinden altta gördüklerine kanalize ediyor.
Ağustos 2026’da Kocaelispor taraftarlarının Amedspor’a sarı torba göstermesi, Aralık 2025’te Leyla Zana’ya yöneltilen cinsiyetçi nefret söylemleri sahaların faşist eğilimli erkeklerin tekelinde olduğunun göstergeleri.
2024 Paris Olimpiyatlarında hedef gösterilen sporcu Imane Khelif üzerinden üretilen dezenformasyon ve transfobi bunun uluslararası örneği. “Futbolun Q Hali”nden Atakan Rosa, 2024 olimpiyatlarını bir kırılım noktası olarak gördüğünü dile getirdi:
“2024 Olimpiyatlarının ardından Trump’ın Imane Khelif’in görsellerini seçim kampanyasında kullanması, seçilir seçilmez ilk icraatlarından biri olarak yine ‘kadın sporunu koruyoruz’ kılıfıyla trans+ sporcuları hedef alan kısıtlayıcı politikaları yürürlüğe koyması bu stratejinin parçası. Bu tesadüf değil.”
Imane Khelif’e yönelik nefretin siyasetçiler tarafından transfobik propagandaya dönüştürülmesi, Trump’ın kampanyası ardından bünyesinde trans futbolcu bulunmamasına rağmen İngiltere Futbol Federasyonu’nun trans kadınları ligden çıkarma kararı gösteriyor ki “sağ popülizm ve faşizm kendine düşman yaratmadan, ezilen kimlikleri hedef göstermeden varlığını sürdüremez.”
Imane Khelif kimdir?
Paris 2024 Olimpiyatları’nda kazandığı altın madalya ve hakkında çıkan cinsiyet uygunluğu tartışmalarıyla tanınan Cezayirli boksör Imane Khelif, Paris 2024 Yaz Olimpiyatları’nda kadınlar 66 kilo kategorisinde yarışarak altın madalyanın sahibi oldu. Bu olimpiyatlar sırasında İtalyan boksör Angela Carini ile yaptığı bir maç sırasında Carini, Khelif karşısında 46. saniyede oyundan çekildi.
Imane Khelif, kariyeri boyunca daha önce pek çok şampiyonada yarışsa da galibiyetinin ardından trans kadın olduğu iddiasıyla hedef gösterildi ve Türkiye Boks Federasyonu tarafından olimpiyatlardan diskalifiye edilmesi talep edildi. Bu sırada birçok kurum ve kişi tarafından da hedef gösterildi.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), Türkiye Boks Federasyonu’nun yaptığı bu dışlayıcı başvuruyu, sporcuya yönelik saldırının “uygun prosedür olmadan alınan keyfi karara dayandığını” söyleyerek reddetti.
“Karamsarlık karşısında umut ve dayanışma hala diri”
Türkiye’de kuir olarak varlık gösterebilmek zorlaşırken, spor alanında bu zorluklar katlanarak artıyor. Peki kuir bir futbol pratiği bu baskı altında nasıl ayakta kalıyor?

Futbolun Q Hali logosu
Rosa’ya göre alternatif bir alan kurmak dışarıdan gelecek tehditlere karşı bir kalkan oluşturuyor: “Alternatif, kapsayıcı ve queer bir alan kurabilmek dışarıdaki tehditlere karşı koruyucu kendi içinde güvenli bir alan oluşturuyor. WNBA oyuncularının duruşu, ABD kadın futbol ligi NWSL’deki kapsayıcı taraftar gruplarının mücadelesi ve İngiltere’deki alternatif futbol oluşumları, yaratılmaya çalışılan bu karamsarlık karşısında umudun ve dayanışmanın hala diri olduğunu bize hatırlatıyor.”
Türkiye’de de bunun örnekleri mevcut. Sportif Lezbon, Qlub, Minçoster TK, Küründen United, eskilerden Atletic Dildao, Queer Olympix gibi alanlar da benzer ihtiyaçtan doğmuş kapsayıcı alanlar ve birlikte bir dayanışma ağı sunuyor. 10 yılı aşkın süredir kuir ve kadın+ özneler bu alanlar aracılığıyla kendilerini futbolda var edebiliyorlar.
“Bu alanı dönüştürmeye çalışıyoruz”
Futbolu egemen sistemden bağımsız ele alamayacağımızı söyleyen Rosa, futboldaki köklü dönüşümün ancak sistemsel bir değişimle mümkün olacağına inandığını ve alternatif bir futbol alanı yaratırken olası bir dönüşümün parçası olmayı temenni ettiğini söyledi.
“Futbol tarihsel olarak her zaman bundan ibaret değildi. Geçmişte ve günümüzde futbolda mücadele alanlarının varlığı ve dışlanan öznelerin var olma çabası; bu politikaların yarattığı tahribatı gösteriyor. Paylaşımlarla bu alanı dönüştürmeye çalışıyoruz.”
Kuir ve kadın+ futbol müsabakaları bu dönüşümün somut adımlarından biri. Rosa, kolektif oyunun ve üretiminin futbolu dönüştürebileceğini vurguluyor:
“Futbol müsabakalarının düzenlenmesi kuir ve kadın+’lar için önemli bir yerde. Çünkü onlara kapsayıcı, güvenli ve iyileştirici bir alan sunuyor. Bu öznelerin kolektif şekilde oyun oynaması ve üretmesi futbolun dönüştürülebilirliğini de gösteriyor.”