16. Berlin Kürt Film Festivali, odağına Sovyetler Birliği’nde yaşayan Kürtlerin tarihini, kimliğini ve kültürel hafızasını taşıyor. Zare’nin yüzüncü yılı vesilesiyle gerçekleştirilen kapsamlı arşiv çalışmasının yanı sıra güncel yapımlarla birlikte yaklaşık 60 film izleyiciyle buluşacak.

Berlin Kürt Film Festivali, bu yıl 16. kez sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. 25 Eylül Cuma günü kapılarını sinemaseverlere açacak olan festival, 1 Ekim’e kadar Berlin’in tarihi sineması Babylon‘da gerçekleşecek. Festival, 60 filmden oluşan zengin seçkisi, sergileri, panelleri ve edebiyat buluşmalarıyla izleyicilere çok katmanlı bir kültürel hafıza alanı sunuyor.
Festivalin bu yılki ana odak temasını “Eski Sovyetler Birliği’nde Kürtler: Hafıza, Kimlik, Sürgün ve Yenilenme Arasında” başlığı oluşturuyor. Program, dört parçaya bölünen coğrafyanın ötesine geçerek Kafkasya ve Orta Asya’ya sürgün edilmiş Sovyet Kürtlerinin bilinmeyen tarihini, kültürel varoluş mücadelesini ve sinematografik mirasını gün yüzüne çıkaracak.
Kuas: Unutulan hafızayı görünür kılıyoruz
Festival Programı Yöneticisi Dicle Kuas, bu yılki temanın yalnızca tarihi bir anma değil, kolektif hafızayı tamamlama arayışı olduğunu vurguladı. Niha+‘a konuşan Kuas, bu yıl neden Sovyet Kürtlerinin hafızasına odaklandıklarını şu sözlerle anlattı:
“Kürt sinemasından ve coğrafyasından bahsettiğimizde hafızalarımız çoğunlukla Türkiye, İran, Irak ve Suriye eksenine sıkışıyor. Oysa Sovyetler Birliği döneminde yaşamış, sürgünler görmüş ama aynı zamanda muazzam bir kültürel üretim gerçekleştirmiş ciddi bir Kürt varlığı var. Bu döneme ait aile albümlerinde, arşivlerde ve sözlü tarihte saklı kalmış zengin bir miras bulunuyor. Bu yıl odak noktamızı Sovyet Kürtlerine çevirerek izleyicilere tarihin az bilinen bu kesitini göstermek istedik.”

Bu temanın bir diğer tarihi anlamı ise Kürt sinemasının miladı kabul edilen Hamo Beknazaryan imzalı “Zare” (Kürtçe: Zerê) filminin yüzüncü yılına denk gelmesi. Festival, bu kapsamda özel bir arşiv çalışmasına da imza atıyor. Dicle Kuas, 1947 yılında Yakov Koçaryan tarafından çekilen “Sovyet Ermenistanı’nda Kürtler” adlı kısa filmin, Ermenistan Ulusal Sinema Vakfı ile yürütülen ortak çalışma sonucu sadece bu festival için dijitalleştirilerek restore edildiğini ve ilk kez Berlin’de izleyiciyle buluşacağını kaydetti. Arşiv çalışması kapsamında ayrıca, Amasi Martirosyan‘ın 1932 tarihli “Kurdy-Yezidy” filmi de festival programında yer alacak.
Seçkide ayrıca Krapêto Xaço, Siyabend û Xecê, Qulingê Birîndar, Casimê Celîl: “Jiyana Rewşenbîrekî Kurd” (Kürt Bir Aydının Hayatı) ve Mustafa Orman‘ın “Dengê Radyoya Êrîvanê Li Ku Ye?” (Erivan Radyosu’nun Sesi Nerede?) gibi Sovyet Kürtlerinin sanat, edebiyat ve radyo yayıncılığı mirasını anlatan önemli yapımlar yer alıyor.
Açılış, bir diaspora hikâyesiyle: “My Uncle Jens”
Festivalin 25 Eylül Cuma akşamı saat 19.00’da gerçekleşecek açılış filmi, yönetmenliğini Brwa Vahabpour‘un üstlendiği “My Uncle Jens” olacak. Norveç’te geçen, yarı Kürtçe (Soranî) ve yarı Norveççe çekilen film, sürgün, aile bağları ve diasporada tutunma çabasını mizah ile dramı harmanlayarak anlatıyor. Filmin gösteriminden sonra yönetmen Vahabpour, izleyicilerin sorularını yanıtlayacak.
Bavê Teyar’ın Yarım Kalan Filmi
Festival programında son dönemin kurmaca ve belgesel yapımları da geniş yer buluyor:
The Last Word from Bavê Teyar: Yönetmenliğini Ghamkin Saleh‘in yaptığı film, festivalin en dokunaklı anlarından birine sahne olacak. Çekimleri sürerken yaşamını yitiren Kürt tiyatro ve sinemasının usta ismi Bavê Teyar‘ın yarım kalan bu kurgusu, sanatçının gerçek hayattaki ölümü ve vedasıyla birleştirilerek tamamlandı.
Earth Song: Yönetmen Erol Mintaş‘ın dünya prömiyerini yeni yapan ve uluslararası ortak yapımı Earth Song, Berlin prömiyerini festival kapsamında yapacak.
Kardeş Türküler ile 30 Yıl: Çayan Demirel ve Ayşe Çetinbaş imzalı belgesel, Anadolu ve Mezopotamya’nın çok dilli müzik serüvenini beyaz perdeye taşıyacak.
Lorin Hamamci: “Seyirci ile sinemacılar arasındaki duvarları kaldırıyoruz”
Festival Direktörü Nûbar Lorin Hamamci ise festivalin sadece film izlenen bir alan değil, derinlikli bir karşılaşma zemini olmasını amaçladıklarını belirtiyor. Hamamci, film sonrası söyleşilerin bu yıl özel bir konseptle yürütüleceğini ifade ederek şu bilgileri verdi:
“Bizim için yönetmen ve oyuncularla yapılan söyleşiler hayati bir önem taşıyor. Seyircinin salondan çıkıp gitmesini değil, sinemacılarla doğrudan ve samimi bir temas kurmasını istiyoruz. Bu nedenle konuklu gösterimlerimizde söyleşileri sinema salonunda sınırlı tutmayıp özel olarak hazırladığımız ayrı bir alana taşıyoruz. ’20 dakikanız var’ demiyoruz, insanlar istedikleri kadar kalıp tartışabilsin, filmin derinliklerine inebilsin istiyoruz.”
Festival Direktörü Hamamci ayrıca, sinema dışı disiplinlerin de festivale güç kattığına dikkat çekerek Prof. Dr. Khanna Omarkhali‘nin sunumuna işaret etti: “Prof. Dr. Khanna Omarkhali, Sovyetler Birliği’ndeki Kürtler ve Êzidîlerin tarihi üzerine kapsamlı bir konferans verecek ve hazırladığı özel arşiv sergisinin açılışını yapacak. Döneme ait pasaportlar, kimlikler ve fotoğraflarla izleyiciyi görsel ve tarihsel bir yolculuğa çıkaracağız.”
Yan etkinlikler: Edebiyat, sergi ve çocuk sineması
Festival, 7 gün boyunca sinema salonlarının dışına taşan etkinliklere ev sahipliği yapacak:
Eskerê Boyîk buluşması: Tanınmış Kürt yazar ve akademisyen Eskerê Boyîk, 27 Eylül Pazar günü saat 15.00’te Babylon Oval salonunda “Riya jiyana min” (Hayatımın Yolu) adlı otobiyografik çalışmasından bölümler okuyacak ve katılımcılarla söyleşecek.
Sergiler: “Land and Memory: Ermenistan’daki Êzidîler”, saha araştırmalarına ve Prof. Dr. Khanna Omarkhali‘nin arşivindeki materyallere dayanan fotoğraf sergisi olarak hafta boyunca ziyarete açık olacak. Bunun yanı sıra, Radyo Erivan‘ın sesini ve izini süren tematik sergiler de festival boyunca izleyiciyle buluşacak.
Çocuk ve aile kuşağı: Okul çağındaki çocukların kendi kültürel kimlikleriyle bağ kurabilmesi ve sinema sevgisi kazanması amacıyla hafta sonu saat 14.00 seansları çocuk filmlerine (Zu weit weg, Meine wunderbar seltsame Woche mit Tess) ayrıldı.
Kısa Film Yarışması ve tamamı kadınlardan oluşan jüri
Festival kapsamında düzenlenen Kısa Film Yarışması’na bu yıl dünyanın dört bir yanından (Kürdistan, Kanada, İngiltere, Asya ülkeleri ve Avrupa) altmışın üzerinde başvuru yapıldı. Yapılan eleme sonucunda 12 film yarışma seçkisine dahil edildi.
Yarışma filmlerini değerlendirecek jüri heyeti ise üç kadından oluşuyor: Lisa Çalan (Yönetmen / Sanatçı), Zübeyde Bulut (Oyuncu) ve Nûka Malin Bäumker (Sinema araştırmacısı / Kültür yöneticisi). Festival Koordinasyonu, jürinin estetik yenilikçilik ve toplumsal anlatı dengesini gözeterek kazananı belirleyeceğini, ödülün ise 1 Ekim Perşembe akşamı Babylon’da açıklanacağını duyurdu.



