İstanbul’da son günlerde polisin içki içen yurttaşları insansız hava aracıyla (drone) uyardığı görüntüler, beraberinde hukuki tartışmaları da getirdi. Avukat Serhat Alan, yaşananların hukuki bir dayanağının olmadığını söyledi

İstanbul’da son günlerde polisin içki içen yurttaşları insansız hava aracıyla (drone) uyardığı görüntüler sosyal medyaya yansıdı.
31 Ağustos’ta Fatih ve 1 Eylül’de Üsküdar’da polis drone’si, içki içen yurttaşlara drone megafonuyla “Bu bölgede alkol içmek yasaktır. Lütfen uyarılara uyup uzaklaşın. Aksi takdirde cezai işlem uygulanacaktır” anonsu yaptı.
Yaşananlar, beraberinde hukuki tartışmaları da getirdi.
“Kamusal alanda içki tüketimine ilişkin bir yasaklama yok”
Avukat Serhat Alan, konuyu Niha+’a değerlendirdi.

Serhat Alan
Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde yapılan müdahalenin hukuken bir karşılığı olmadığını söyleyen Alan, “Çünkü kamusal alanda içki tüketimine ilişkin herhangi bir yasaklama söz konusu değil” dedi.
“4250 sayılı kanunla içki satışı ve sunumuna ilişkin bir kanun olmakla birlikte tüketime ilişkin tek yasaklama ‘otoyollardaki ve devlet karayollarındaki yapı ve tesislerde’ şeklinde ibare barındırıyor. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nda olan düzenleme de sarhoş olarak çevreye rahatsızlık vermeye dair bir düzenleme barındırıyor. Bu kanunda da tüketime dair bir yasaklama söz konusu değil” diye konuştu.
Ayrıca, valiliklerin de halka açık alanlarda içki tüketimini yasaklama yetkileri bulunmadığını söyledi.
“Her ne kadar İstanbul Valiliği 2023 yılında bir genelgeyle ‘yasaklama’ getirmeye çalışmış olsa da İstanbul Bölge İdare Mahkemesi söz konusu genelgeyi hukuka aykırı bularak iptal etti.”
Alan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunların hepsinin ötesinde bir yasaklama söz konusu olsa ve polisin ‘dağılın’ emri hukuka uygun bir nitelikte olsa da bunun drone aracılığıyla verilmesine dair bir hukuki düzenleme bulunmamaktadır. Böyle bir düzenleme söz konusu olmadığından kişilerin bu uyarılara maruz kalsa dahi uyarıları yerine getirmediğinde herhangi bir sorumlulukları doğmaz. Zira idare hukuku çerçevesinde yetki ve usul kurallarının yerine getirildiği bir durumdan söz etmemiz mümkün değil.”
“Kolluk keyfi müdahale etmeme yükümlülüğünü açıkça aşıyor”
Kanunen “sınırın aşıldığı” ilk yerin polisin mevzuatta dayanağı bulunmayan, hatta buna ilişkin düzenleme bulunmayan bir yöntemle, yani drone ile müdahalede bulunması olduğunu söyleyen Alan, normalde bir kişiye müdahalede bulunan kolluğun kişiye müdahale etmeden önce kendini tanıtması, kimliğini ibraz etmesi ve ardından neden kaynaklı kendisine müdahalede bulunduğunu belirtmesi gerektiğini ifade etti.
“Lakin drone ile yapılan müdahalede kişi karşısındaki kişinin gerçekten polis olup olmadığını dahi tespit edebilme olanağına sahip değilken hukuka uygunluktan söz etmemiz mümkün değil.”
İkinci önemli aşılan yasal sınırın ise hukuka uygun bir yasaklama söz konusu değilken kolluğun belli bir yaşam tarzına keyfi şekilde müdahale etmesi olduğunu söyledi Alan.
“Kolluğun, karşıdaki kişinin sarhoş olup olmadığını dahi tespit edemeyeceği bir araçla taciz edercesine müdahale etmesi keyfi müdahale etmeme yükümlülüğünü açıkça aştığını gösteriyor” diyerek sözlerini noktaladı



