Mehmet Sait Yıldırım’ın tahliyesinin ertelenmesine yapılan itiraz reddedildi

30 yıllık infaz süresini dolduran Mehmet Sait Yıldırım’ın koşullu salıverilme talebinin cezaevi idaresince üçüncü kez ertelenmesine yaptığı itiraz, İzmir 2. İnfaz Hakimliği tarafından reddedildi. Kalp krizi geçirmesine, cezaevinde disiplin cezası bulunmamasına ve kurallara uyduğu tespit edilmesine rağmen Yıldırım hakkında “iyi halli olmadığı” değerlendirmesi yapıldı.


İzmir 2. İnfaz Hakimliği, 30 yıllık infaz süresini dolduran Mehmet Sait Yıldırım’ın avukatı Fatma Demirer aracılığıyla yaptığı itirazı 3 Eylül 2026 tarihli gerekçeli kararla reddetti. İtiraz, İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu’nun 24 Ağustos 2026 tarihli, koşullu salıverilmeyi üçüncü kez erteleyen kararına yönelikti.

Hakim Şule Tunç imzalı kararda, kurulun değerlendirmesinde “usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı” belirtilerek itirazın reddine karar verildi.

Kurul: Kurallara uydu ama tahliye olamaz

Kararda aktarılan idare kurulu değerlendirmesine göre Yıldırım’ın cezaevindeki yükümlülüklerini yerine getirdiği, kurum demirbaşlarına zarar vermediği, oda düzeni ve temizlik kurallarına uyduğu, görevlilere veya diğer hükümlülere yönelik tehdit, tahrik ya da kavga gibi bir davranışının bulunmadığı, spor etkinliklerine katıldığı, kitap okuma alışkanlığının olduğu ve kaldırılmamış bir disiplin cezası taşımadığı tespit edildi. Eşya, mektup ve para yatırma işlemlerinde de örgütsel faaliyete dair bir bulguya rastlanmadığı da kaydedildi.

Buna karşı kurul, Yıldırım’ın vasisi ile 30 Mart 2026’da yaptığı kapalı ziyaretin kayıtlarına dayanarak farklı bir sonuca ulaştı. Kayıtlardan hareketle Yıldırım’ın örgüt ideolojisini sahiplenen ifadeler kullandığı, deneme sürecini “siyasi rehin” olarak nitelendirdiği ve örgüt liderinin yakalanma sürecini “uluslararası komplo” şeklinde değerlendirdiği gerekçe gösterilerek tahliye edilmesi halinde “örgütle ilişkisini devam ettireceği” kanaatine dayanak yapıldı.

Kurul ayrıca Yıldırım’ın psikososyal servisle görüşmeyi kabul etmediğini, kendisine yönelik bireysel görüşme talebini reddettiğini, pişmanlık ifade eden bir gelişim göstermediğini, geçmiş olaylardan ders çıkarmakta zorlandığını ve toplumla bütünleşmeye hazır olmadığını değerlendirerek oy birliğiyle “iyi halli olmadığı” sonucuna vardı.

Tahliye üç ay daha ertelendi

Bu değerlendirme doğrultusunda kurul, Yıldırım’ın 27 Ağustos 2026 itibarıyla koşullu salıverilmesinin uygun olmadığına ve üç ay süreyle yeniden denemeye tabi tutulmasına karar vermişti. Bir sonraki değerlendirme tarihi 24 Kasım 2026 olarak belirlendi.

İnfaz Hakimliği, kararında 5275 sayılı Kanun’un 107/1. maddesindeki “koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için infaz süresinin iyi halli geçirilmesi gerektiği” hükmüne ve Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin ilgili maddelerine dayandı. İyi hal değerlendirmesinin idare ve gözlem kurulunun yetkisinde olduğu vurgulanan kararda, kurulun 24 Ağustos 2026 tarihli kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldı.

Karara karşı, tebliğden itibaren iki hafta içinde İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz yolu açık tutuldu.

Kurul sonrası kalp krizi geçirmişti

Mehmet Sait Yıldırım, İdare ve Gözlem Kurulu’yla 24 Ağustos’taki görüşmesi ardından kalp krizi geçirmiş, İzmir Şehir Hastanesi’nde anjiyo yapılarak kalbine iki stent takılmıştı. Yoğun bakım sürecinin ardından taburcu edilen Yıldırım yeniden cezaevine gönderilmişti.

Yıldırım, 30 yıllık kesintisiz infaz süresini 27 Şubat 2025’te tamamlamış ve bu tarihte koşullu salıverilme hakkı doğmuştu. Ancak tahliyesi bu tarihten bu yana cezaevi idaresi tarafından üç kez, toplam 21 ay ertelendi.

Ne olmuştu?

Mehmet Sait Yıldırım, 1993’te PKK üyesi olma iddiasıyla gözaltına alındı ve 1995’te müebbet hapis cezasına mahkum edildi. Yıldırım, kalp ve damar hastalıkları, KOAH, hipertansiyon ve diğer kronik rahatsızlıkları sebebiyle ağır hasta mahpuslar arasında yer alıyor ve ağır sağlık sorunlarına rağmen 33 yıldır cezaevinde tutulmaya devam ediyor.

Yıldırım, 2013-2015 çözüm sürecinde, Abdullah Öcalan’ın talebi üzerine oluşturulan ve kamuoyunda “İmralı sekreteryası” olarak bilinen 5 kişilik mahpus grubunda yer aldı. Sağlık sorunları nedeniyle İmralı’da yalnızca 9 gün kaldıktan sonra başka bir cezaevine sevk edildi. Daha sonra yaşadıklarını “İmralı’da Dokuz Gün” adlı kitabında anlattı. Tutsaklığının önemli bir kısmını tek kişilik hücrede, tecrit altında geçirdi.

Mehmet Sait Yıldırım, hapis cezası 27 Şubat 2025’te sona ermesine rağmen, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından “iyi halli” olmadığı ve “pişmanlık duymadığı” gerekçesiyle tahliye edilmemişti. 25 Kasım’da tekrar toplanan Kurul, Yıldırım’ın tahliyesini bir kez daha engellemişti. Bir sonraki değerlendirme için 9 ay sonraya ( 25 Ağustos 2026) gün vermişti.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.