“Türkiye’de Emekli Yoksulluğu Araştırmasına” göre “Emeklilerin %66’sı halihazırda borçlu ve borcu olanların %98,6 gibi neredeyse tamamı kredi kartı borcu taşıyor. Borçlanma, bir lüks tüketim değil, mutfak masraflarını ve faturaları karşılamak için bir rutin haline gelmiş durumda.

Foto: Forum Toplum Araştırmaları Enstitüsü raporundan
Forum Toplum Araştırmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan kapsamlı “Türkiye’de Emekli Yoksulluğu Araştırması”, emekliliğin Türkiye’de artık klasik anlamını yitirdiğini ve bir “hak edilmiş dinlenme” evresinden ziyade, hayatta kalmak için zorunlu çalışılan bir ara rejime dönüştüğünü ortaya koydu.
Asgari ücret emekli maaşını geçti
Raporda sunulan verilere göre, 2026 yılı başında en düşük emekli aylığı 20.000 TL iken, net asgari ücret 28.075,50 TL olarak belirlenmiş durumda. Bu tablo, ortalama bir emekli aylığının asgari ücretin ancak %83,9’una denk geldiğini gösteriyor. Araştırmaya katılan emeklilerin %83,5 gibi ezici bir çoğunluğu “alt” ve “alt-orta” gelir gruplarında yer alarak yoksulluk sınırının altında bir yaşam sürüyor.
Çalışmak bir tercih değil, mecburiyet
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri emeklilerin çalışma nedenleri üzerine. Emekli olup çalışmaya devam edenlerin %89,4’ü bunu doğrudan “geçim zorunluluğu” ile açıklıyor. Katılımcıların %76’sı, emekli aylıkları insanca yaşayacak düzeye çıksa çalışmayı anında bırakacaklarını ifade ediyor. Emeklilik sonrası istihdamın niteliği de oldukça kırılgan; çalışan emeklilerin %62’si sigortasız (kayıt dışı) işlerde, çoğu zaman haftada 45 saati aşan yoğun mesailerle çalışıyor.
Kiracı emekliler için emeklilik “yıkım” demek
Konut sahipliği, emekli yoksulluğunun şiddetini belirleyen en temel eşiklerden biri. Rapora göre emeklilerin %30,5’i kiracı konumunda. Derinlemesine görüşmelerde katılımcılar, büyükşehirlerde kira bedellerinin emekli maaşlarını aşması nedeniyle kiracı olmayı “bir yıkım” olarak tarif ediyor. Kendi evinde oturanların yarısından fazlası ise bu evi 2008 öncesindeki görece daha avantajlı ekonomik koşullarda edinebilmiş durumda; bugünün şartlarında emekli ikramiyesi ile ev alabilmek neredeyse imkansız hale gelmiş görünüyor.
Borç döngüsü ve sağlıkta kırılganlık
Emeklilerin %66’sı halihazırda borçlu ve borcu olanların %98,6 gibi neredeyse tamamı kredi kartı borcu taşıyor. Borçlanma, bir lüks tüketim değil, mutfak masraflarını ve faturaları karşılamak için bir rutin haline gelmiş durumda. Sağlık alanında ise katılımcıların %56’sı sağlık hizmetlerine erişimde zorlandığını belirtirken, ilaç ve muayene farkları gibi cepten yapılan harcamalar hane bütçesini sarsan temel kalemlerden biri olarak öne çıkıyor.
Sosyal hayattan zorunlu kopuş
Emeklilerin %76’sı maddi imkansızlıklar nedeniyle misafirlik, sinema veya çay bahçesi gibi en basit sosyal etkinliklere bile katılamıyor. Katılımcılar, “arkadaşına bir çay ısmarlayamamanın” veya “torununa bayram harçlığı verememenin” yarattığı ruhsal çöküşü ve mahcubiyet hissini dile getiriyor.
Devlet desteğine güven az
Emeklilerin %78’i devletin kendilerine yeterli yaşam güvencesi sağlamadığını düşünüyor. Bu güvensizlik ortamında, katılımcıların %74’ü gelecek konusunda derin bir kaygı içinde. Özellikle yaşlılıkta bakıma muhtaç hale gelme, çocuklara yük olma ve yalnız kalma korkusu, emeklilerin gelecek tahayyülünü karamsarlaştırıyor.
Çözüm için politika önerileri
Rapor, emekli yoksulluğuyla mücadele için kapsamlı öneriler de sunuyor:
- Asgari Gelir Güvencesi: En düşük emekli aylığının temel yaşam maliyetlerine göre yeniden belirlenmesi.
- Barınma Desteği: Kiracı emekliler için merkezi bütçeden finanse edilen kira yardımı ve sosyal konut projeleri.
- Sağlık Reformu: Yaşlılar için ilaç ve tedavi katılım paylarının kaldırılması veya minimize edilmesi.
- Yerel Destekler: Belediyelerin emekli kartları ile ulaşım, gıda ve ısınma desteği sağlaması, mahalle temelli yaşlı dayanışma merkezlerinin kurulması



