Bingöl hem toplumsal hem de siyasal olarak kendine has özellikleri barındıran bir şehir olarak Metin Altıok’a da ev sahipliği yapmıştır. Şehir pek çok Kürt örgütünün de örgütlenme alanı bulduğu bir alan.

“Bedenim üşür, yüreğim sızlar./ Ah kavaklar, kavaklar…/ Beni hoyrat bir makasla /Eski bir fotoğraftan oydular./ Orda yanağımın yarısı,/ Kendini boşlukta tamamlar./ Omuzumda bir kesik el,/ Ki durmadan kanar./ Ah kavaklar kavaklar …/ Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.”
Bingöl ‘de felsefe öğretmenliği yaparken lisesin camından izlediği Çapakçur Deresi’nin kenarındaki kavaklara bakarak yazılan şiirin sahibi Metin Altıok.
Şair için o “kesik el” sürgün, baskı, işkencelerin toplumun birçok kesiminde durmadan kanamasıdır.
1941 İzmir doğumlu, dokuz yıl Bingöl’de zorunlu öğretmenlik yapan şair, kendi gibi öğretmen olan Sıdık Bilgin’in öldürüldüğü Bingöl’ün Genç ilçesine sürgün sonrası Karaman İman Hatip Lisesine tayin edilir, kısa bir dönem sonra malulen emekli olup Ankara’ya yerleşir.

Metin Altıok, Sivas Madımak Otel’de saldırı esnasında Aziz Nesin ve diğer aydınlarla birlikte
1993 ‘de Sivas Madımak katliamından ağır yaralı olarak kurtulsa da komadan çıkamayarak 52 yaşında Ankara’da yaşamını yitirir. 1968 yılına kadar Türkiye İşçi Partisi’ne üye sosyalist düşünceli şair için Bingöl onun için ikinci bir üniversitedir. Bingöl’de yaşadığı yıllarından bahsederken “Şiirimin dünü ile bugünü arasında değişen tek şey kandır. Kan sıçradı üstüne o nazenin (!) şiirimin. Doğu cephesi hep aynı. Ne var ki bana yalnızlığın korkunç saltanatı verildi. İnanın acılarının dişleri tenimde hala.” der

Metin Altıok, Bingöl’de öğretmenlik yaparken
İnsanlık sürükleniyor
Altıok, Bingöl’de 1980’lerde şahit olduğu bir olayı şu şekilde anlatır: “Bir gün Bingöl’e iki ceset getirdiler. Bingöl bu ölülerle çalkalandı. Kahveler boşaldı. Herkes görmeye gidiyor. Morga götürüyorlardı cesetleri.
Biri erkek, daha bıyıkları terlememiş, öbürü bir kadın… Erkeğin elbiseleri üstünde, kadın çırılçıplak. Ama erkeğin yüzü dümdüz, burnu yok, baldırından da lop et koparılmış, parmakları mürekkepli. Parmak izi almışlar. Çok etkilendim bu olaydan ve tabii rakıya vurdum. Bir de şiir yazdım:
“Öyle ak öyle ak ki teni; / İpekten biçilmiş sanki / Duyulmamış bu yüzden / Üstünü örtmek gereği / Çırılçıplak, incecik / Sedyede bir kız cesedi / On parmağı boyalı; / Bulaşmış ıstampa mürekkebi / Bir kızım sağsa eğer; / Bir kızım morgda şimdi.”

Metin Altıok ve ailesi
Bingöl’de öğretmenlik yaptığı yıllarda en çok kızı Zeynep’i özler. Zeynep’i hiç görmeyen öğrencileri bile Zeynep’i çok sever, kızına, eşi Nebahat’a sık sık mektuplar yazar.
Kentin önemli siyasi figürlerinden Şakir Elçi’nin vurulması onu derinden etkiler. Şakir Elçi avukattır. 1980’de MHP belediye başkanın yeğeni tarafından öldürülüyor. Cumhuriyet sonrası Bingöl’de yapılmış ilk ve en kitlesel cenaze töreni düzenleniyor.

Avukat Şakir Elçi
Eşine yazdığı mektupta bu durumdan bahseder:
“Nebahat sevgilim………
Bingöl’e gelir gelmez aldım kötü haberi; Şakir Elçi’yi kent alanında beş kurşunla vurmuşlar, ölmüş. Şiir düşkünü güzelim Kürt, iki çocuk babası herkesin meccani avukatı Şakir kardeş öldürülmüş. Sana anlatmıştım beni yemeğe davet etmişti evine. Rakılar içip şiirden, Cegerxwîn’den, Nazım’dan söz etmiştik. Müthiş sarsıldım. Ne kadar üzüldüm bilemezsin. Bu yetmiyormuş gibi arkasından gelen olaylar da üstüne tuz, biber ekti. Bizim lise, boykota girdi. Öğrenciler okula gelmedi. Polis geldi, jandarma geldi. Hepimizi sorguya çektiler. Ben iki gün geç geldiğim için paçayı kurtardım. Öğrencileri boykota teşvik eden öğretmenleri arıyorlar –sanki varmış gibi- oysa hiçbir öğretmenin boykotla ilgisi yok.
(…)
Ne olursa olsun dönem sonuna kadar kalacağım burada. Yılmayacağım. Benim kanım Şakir’inkinden daha kırmızı değil. Amaçları hepimizi yıldırmak. Hevesleri kursaklarında kalacak. İstifa edip gidelim istiyorlar.”
Şair’in Bingöl’e vedası
Sürgün kokusunu kaleme dökmesi, şahit olduğu acılar karşısında yaşadığı hesaplaşmaları şiirini, ruhunu derinden etkilemiş, veda vakti geldiğinde şair;
“Hoşça kal Bingöl şehri
Bir şehri bırakıp göçerken başkasına;/ Umuda sinmiş bir hüznün kokusudur/ Yayılan köşe bucak evin her yanında, /Duyulan sanki bir sınav korkusudur, / Mukavva kutular ve denkler arasında./Sonunda bir şey mutlaka unutulur ” der Bingöl’e!
Altıok’un yaşadığı 1970’ler ve 1980’ler ortası Bingöl şehri özel bir yere sahip, geçiş noktasıdır.
Zazaların ve Kurmancların olduğu homojen olmayan bir yapıya sahiptir. Devletin toplumsal mühendislik amaçlı değişiklikler tam cevap vermediği şehirdir.
Bingöl’e özel politikalar
İttihat ve Terakki’nin toplumsal mühendislik yaklaşımının Cumhuriyet döneminde devletin şiddete, göçe zorlama ve asimilasyon pratiklerinin şekillendirilmesinde etkili olan dönemin İçişleri Bakanı Mustafa Abdülhalik Renda, Şeyh Said İsyanında tekrar devreye girer. 25 Eylül 1925’te kabul edilen Şark Islahat Planı, Abdülhalik’in raporu temel alınarak bölgenin Türkleştirilmesi görevini uygulamak için bir belge olur. Tek parti döneminde raporlar ve teklifler özellikle Erzurum, Malatya, Erzincan, Elazığ’da büyük oranda başarılı olsa da süreç Bingöl için uzun sürmüştür.
1925 Hareketinin Bingöl’de başlaması, hızla yayılması ve sonrasındaki katliam şehrin belleğinde en önemli yere sahiptir.
Yetmişli yıllar, Bingöl’de Kürt siyasetinin uzun yıllar sessizlik döneminden sonra varlık göstermeye başladığı bir dönem. 1925 Hareketinin yasının yerine politik bir tavıra dönüştüğü yıllar. Sait Elçi öncülüğünde Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi’nin kurulması, Bingöl’de birçok çevre ve kişinin politik dengelerini değiştirmiştir. Bingöl’de birçok çevrenin “sömürge Kürdistan” tezi üzerine kafa yormaya başladığı dönemler. Bingöl’deki bu dönemi, yalnızca geleneksel 12 Eylül’e giden “sağ-sol çatışması” ile açıklanamaz, çeşitli katmanları vardı. Yerel siyaset, öğretmen hareketi Kürt siyasi çevreleri, milliyetçi hareket ve devlet-toplum ilişkileri birlikte değerlendirilmelidir.

Sait Elçi
Kürt hareketlerinin öncüleri
Öğretmenler eğitimi, sendikal faaliyetleri, siyasi tartışmaları kamusal alana taşıyarak önemli bir toplumsal role sahiptiler. TÖB-DER çevresi, öğretmen hareketinin önemli bir alanıdır.
1970’lerin ortalarından itibaren Türkiye solundan ayrı örgütlenme kararı alan yapılar özellikle Bingöl’de de taban buldu: Kürt siyasi çevrelerden öne çıkan T-KDP (Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi), DDKO mirasıyla ilişkili çevreler, KAWA, KUK, Rizgarî Hareketi, Özgürlük Yolu, PKK, bağımsız Kürt aydın çevreleri bunlardan bazılarıdır. Şehirde farklı siyasi çevrelerin temsilcileri olsalar da; T-KDP’nin kurucularından Sait Elçi, 49’lar davasından Sait Bingöl, DDKO’nun kurucularından Şakir Elçi, PKK‘nin kurucularından Mehmet Karasungur, Hayri Durmuş ,Özgürlük Yolu’nda Ramazan Adıgüzel, Hatip Demiralp, Faik Savaş, Cihat Elçi, İdris Ekinci, Hişar Ağaoğlu ,Sıraç Bilgin, Sıddık Bilgin, Zeki Adsız, Ahmet Aytimur, Mehmet Ersöz, Zeki Palabıyık, Resul Altınok, Mustafa Ayçiçek, Abdullah Ekinci (Gözlüklü Ali ) örgütler üstü olarak anılırlar.
MHP’nin etkisi
Şehrin genel siyasi eğilimi ağırlıklı olarak merkez sağa tanımlansa da MHP Bingöl’de belirgin bir güce sahiptir. O dönemin en çarpıcı olaylarında biri de MHP’li Belediye Başkanı Hikmet Tekin ve ailesine yönelik silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetmesidir. Bu eylem, PKK’nin (Partiya Karkerên Kurdistan) bölgedeki ilk silahlı eylemlerden biri olarak toplumsal hafızada derin izler bırakan bir eylemdir.
Şehrin hafızasında siyasi cinayetler denildiğinde ilk öldürülen T-KDP/KUK çevresiyle yakınlığıyla bilinen öğretmen Cihat Elçi’dir. Bu cinayet şehirdeki tüm siyasetlerin ülkücü ve paramiliter güçlere karşı ortak tavır almasına vesile olmuştur. 1978’de öldürülen İdris Ekinci, T-KDP/KUK geleneğinden olup BİN-GENÇ-DER kurucusudur. Bingöl’de gençlik örgütlenmeleri ile siyasi şiddetin kesiştiği önemli olaylarından biridir. 1980’de başından vurularak öldürülen Şakir Elçi ise BİN-GENÇ-DER ve DDKO kurucularından, DDKD (Devrimci Demokratik Kültür Dernekleri) yönetiminde olup siyasi çevrelerinde sevilen isimlerden biridir. Bu üç devrimcinin ortaklaştığı bir nokta da Xalit Şervan olarak bilinen Hatip Demiralp’tır.
Bir sonraki yazı: Hatip Demiralp ve Bingöl’deki etkisi.