TÜİK mayıs ayında yıllık enflasyonu yüzde 32,61 olarak açıklarken bağımsız araştırma grubu ENAG yüzde 53,13 olarak hesapladı. Yıllık en yüksek artış ise yüzde 50,06 ile eğitim alanında görüldü.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mayıs 2026 dönemi Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini açıkladı. Buna göre enflasyon yıllık olarak yüzde 32,61 olarak gerçekleşti. Akademisyenlerden oluşan bağımsız araştırma grubu ENAG’ın aynı dönem için hesapladığı yıllık artış ise yüzde 53,13 oldu.
Mayıs 2026’da TÜFE 2026’nın Nisan ayına kıyasla yüzde 1,71 artış kaydetti. ENAG ise hesapladığı TÜFE’nin mayıs ayında aylık yüzde 2,16 arttığını duyurdu.
TÜİK’e göre tüketici fiyatları geçen yıla göre yüzde 32,61 artarken kira artış oranlarının belirlenmesinde standart olarak kullanılan “on iki aylık ortalamaya göre değişim” ise yüzde 32,24 oldu.
En yüksek artış eğitimde
Ana harcama grupları bazında yıllık değişimler incelendiğinde en yüksek artışın yüzde 50,06 ile eğitim alanında yaşandığı görüldü. Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubu yüzde 45,59 ile ikinci sıraya yerleşirken gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 34,86 oldu. Ulaştırma yüzde 34,29 ile bu grupları takip etti.
Aylık değişimde gıda fiyatları geriledi
Aylık bazda ise tablo farklılaştı. Genel endeks bir önceki aya göre yüzde 1,71 artarken gıda ve alkolsüz içecekler bir önceki aya göre yüzde 0,48 geriledi. En yüksek aylık artış yüzde 11,29 ile giyim ve ayakkabı grubunda kaydedildi. Konut alanında yüzde 2,28, ulaştırma alanında ise yüzde 2,03 artış görüldü.
Özel kapsamlı TÜFE göstergeleri grubuna dahil olan işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE grubu, geçen yıla göre yüzde 31,30 artış kaydetti. Bu oran aylık bazda ise yüzde 2,87 olarak ölçüldü. Özel kapsamlı grupta yıllık en yüksek artış ise yüzde 33,76 ile “Mevsimlik ürünler hariç TÜFE” göstergesinde oldu.
TÜİK · Tüketici Fiyat Endeksi
Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Haziran 2026
Yıllık değişim
%32,61
Mayıs 2025: %35,41 ↓
Aylık değişim
%1,71
Mayıs 2025: 1,53
Yıl başından itibaren
%16,61
Mayıs 2025: 15,09
12 aylık ortalama
%32,24
Mayıs 2025: 45,80
Ana harcama grupları — yıllık değişim (%)
Aylık değişim oranları (%)
Genel endekse aylık katkı (puan)
Merkez Bankası, mayısda yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26’ya, 2027 yıl sonunda ise yüzde 15’e yükseltti. Diğer taraftan İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) mayıs verilerine göre, İstanbul’da perakende fiyatlar aylık yüzde 1,53 artarken yıllık enflasyon oranı yüzde 36,77 oldu.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dün (4 Haziran) enflasyon oranlarıyla ilgili yaptığı açıklamada “Dezenflasyon programına olan bağlılığımız güçlüdür. Büyük şokların yaşandığı bir yılda bile enflasyonun düşmeye devam etmesini ve yılı yüzde 20’li seviyelerde tamamlamasını bekliyoruz” demişti.
TÜİK’in Türkiye’de en çok kullanılan ve yeni doğan çocuklara en çok verilen isimlerle ilgili verileri, Türkiye’de dini-geleneksel isimlerin yerine milliyetçi isimlerin geçtiğini gösteriyor. Kanunî ve pratik engellerden dolayı Kürtçe isimler her zaman kayıt altına alınmazken, TÜİK’in veri sisteminde Kürtçe isimlerle ilgili bilgilere ulaşmak imkansız.
Kolaj: Niha+
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı içerisinde Türkiye’de en çok kullanılan isimleri ve en çok verilen bebek isimlerine dair verileri yayınladı. Kurumun verilerine göre, Türkiye’de erkeklerde en çok Mehmet, Mustafa, Ahmet ve Ali, kadınlarda ise Fatma, Ayşe, Emine ve Hatice ismi kullanılıyor. Bu dört ismin 2018 yılından bu yana sıralamayı koruduğu görülüyor verilerde.
TÜİK’in istatistiklerine göre yeni doğanlarda da en çok tercih edilen erkek isimleri arasında Alparslan birinci sırada yer alıyor. Toplamda 7 bin 509 yeni doğan erkek bebeğe aileleri bu ismi vermeyi tercih etmiş. Göktuğ, Metehan, Yusuf ve Kerem ilk sıraları paylaşıyorlar.
Kız Bebek İsimlerinde “Görünürlük” (2025)
Alya
8.739
Defne
7.716
Gökçe
7.582
Zeynep
6.228
Kayıt Sistemindeki Fonetik Engel
Kız bebek isimlerinde Alya ve Defne gibi modern isimler zirveye yerleşirken; kültürel hafızada yer eden Rozerîn, Bêrîvan ve Zîlan gibi isimler resmi istatistiklerin “bilinmeyen” veya “dönüştürülmüş” kategorisinde kalmaya devam ediyor. Bu durum, 100 yıllık dil politikasının istatistiksel bir yansımasıdır.
Yeni doğan en çok tercih edilen kadın isimler Alya, Defne, Gökçe, Zeynep ve Asel şeklinde gidiyor.
TÜİK’in sitesinde 2018 yılına kadar olan veriler var. Her bir kategori için 30’a kadar sıralama yapılmış. Yani ilk 30 ismi görmek mümkün.
Verilerle İsimlerin Dönüşümü (2025)
Yeni Doğan Erkek Bebek Tercihleri (Sayı Bazlı)
Alparslan
7.509
Göktuğ
6.029
Miran
3.751
Mustafa
2.407
Ahmet
2.280
Geleneksel Miras
Mehmet, 1.2 milyonun üzerindeki sayısıyla Türkiye genelinde hala 1. sırada. Ancak yeni doğanlarda 11. sıraya gerilemiş durumda.
Yeni Eğilim
Miran, 2018’de ilk 30’da yokken, 2025’te Ömer ve Miraç gibi köklü isimleri geride bırakarak 6. sıraya yükseldi.
Kaynak: TÜİK 2018-2025 İsim İstatistikleri Veri Seti. Grafik, Niha+ Özel Haber birimi tarafından hazırlanmıştır.
Bu verilere dayanarak, 2018 yılından bu yana Türkiye’de erkekler açısından Ahmet, Mehmet, Mustafa gibi geleneksel-dini kökenli isimlerin yerine Alparslan, Göktuğ, Metehan gibi daha milliyetçi isimler tercih edilmeye başlandığını söylemek mümkün. Çünkü Türkiye’de en çok kullanılan isimler sıralamasında hala Mehmet, Mustafa gibi isimler ilk sıralarda yer alırken, yeni doğanlar açısından 2018 yılından bu yana bu isimlerin daha az kullanıldığını görüyoruz. Bu da bir değişim yaşandığına işaret ediyor.
Listedeki “aykırı” isim
Aslında TÜİK’in ilk 30 ismi arasında “aykırı” bir isim var. O da, Mîran. Bu isim Türkçe’ye dizi sektörü aracılığıyla girdi.
Kürtçe “Mirler”, “Beyler” anlamına gelen “Miran”, 2025 yılı listesinin 6. sırasında yer alıyor. “Miran” 2018 yılı içerisinde ilk 30 ismin arasında yer bulamazken, 2019’da 8. sıradan giriş yapmış. Bunda 2019 yılında yayınlanan Hercai dizisinin etkisi olduğu görülüyor. Dizinin başkarakterinin ismi Miran Aslanbey. Bu dizinin ardından Türkiye’de erkek isimleri arasında “Miran” hızlı bir sıçrayış yaşadı.
Miran, 2020-2023 arası ilk 30 isim içinde yükselişini devam ettirdi; 2024’te 12., 2025’te 6. sırada yer aldı.
Bu örnek, hem ismin kökeninin kimi mecralarda Farsça olduğu gibi bir bilgiye dayanması, hem popüler kültür öğesi olmuş bir ismin kabulünün daha kolay olması hem de Kürtçe alfabenin ayırt edici harfleri olan “X, Q, W” gibi harfleri içermemesini anlatan bir örnek olarak verilebilir.
Bu durum, ismin popüler kültür aracılığıyla ‘etnik politik’ bağlamından sıyrılarak farklı kökenlerden ebeveynler için de estetik bir tercih haline geldiğini gösteriyor.
“Harf” engeline takılan Kürtçe isimler
Ancak Mîran adı dışında listenin tuttuğu aynada, kör bir nokta bulunuyor. O kör noktada çocuklarına seçtikleri Kürtçe isimler bir ‘‘harf’ engeline takılan ve kimlik belgesi alabilmek için hukuk mücadelesi veren ailelerin gerçekliği var.
Anayasa’nın 66. Maddesi’nde “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” deniliyor. Ancak Türkiye’de Türk etnik kökeni dışında da pek çok etnik kökene sahip insanların yaşadığı biliniyor.
Ayrıca, Türkiye’deki kanunî ve pratik engellerden dolayı, etnik ve dilsel kökene dair resmi bir kayıt tutulmadığı için bu konuda elde somut bir veri bulunmamakla birlikte günlük pratikler, Kürt anne ve babaların da yeni doğan çocuklarına Kürtçe isimler verdiğini gösteriyor. Özellikle son yıllarda bu durum çok daha gözle görülmeye başlandı.
İşte, sokakta, kafede, üniversitelerde, herhangi bir kurum ve kuruluşta Bêrîvan, Zîlan, Baran, Sosin, Rojbîn, Rojhat gibi isimler daha fazla duyuluyor. Buna rağmen resmi istatistikler, bu isimlerden bahsetmiyor. TÜİK’in verilerinde en çok kullanılan ve verilen listesinde ilk 30 isim olduğu için 30. sıradan sonraki isimlerle ilgili elde bir bilgi bulunmuyor. O yüzden objektif bir değerlendirme yapmak zor elbette. Kimi günlük pratikler ve engeller, Kürtçe isimlerin ilk 30’da yer almama nedenlerine dair kimi ihtimalleri gündeme getiriyor.
Acaba bu adlar sayı itibariyle daha az olduğu için mi TÜİK’in en çok kullanılan ve verilen isimlerle ilgili verilerine dahil olmuyor yoksa 1353 Sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun‘nda zaman içerisinde kimi değişiklikler yapılmasına rağmen nüfus müdürlüklerinin bu tür isimleri kimliğe yazmayı engelledikleri için mi görünmüyor?
İki isimli hayatlar
Bir süredir basına bu konuda haber yansımamış olsa da, bundan bir kaç yıl öncesine kadar çocuklarına Kürtçe isimler veren ailelerin pek çok zorluk yaşadıklarına dair haberler yayınlanıyordu.
Bundan yıllar önce nüfus müdürlüğüne giden ve çocuğuna “Rojhat” ismini koymak isteyen bir babanın hikayesini bu haberle ilgili araştırma yaparken öğreniyoruz. Nüfus müdürlüğündeki yetkili, “Rojhat” ismi için “Bu isim olmaz, başka bir isim olması gerekiyor” diyor ve kendi ismini çocuğun ismi olarak babaya kabul ettirerek kimliğe yazdırıyor.
2022 yılında yaşanan bir olayda bir çiftin yaşadığı olay, TÜİK’in verilerindeki “gri alanlara” dair kimi ipuçları veriyor. Güvenlik kaygıları nedeniyle ailenin ismi ve soyismi kullanamıyoruz.
Aile yeni doğan çocuklarına Jan Arvîn ismini vermek istiyor. Yaşadıkları şehrin nüfus müdürlüğüne gidiyorlar. Nüfus müdürlüğündeki yetkili, “Jan hangi dilde?” diye soruyor. Aile “hem Kürtçe hem de Çerkezce” diyor. Yetkili, “Yok, olmaz, Kürtçe kabul edemiyoruz” diye cevap veriyor. Ancak Türkçe bir isim olursa kabul edebileceğini belirtiyor. Aile Jan isminde ısrar ediyor ve daha geçen hafta ünlü birinin Kürtçe bir isim kullandığını belirtiyor. Yetkili, “Onlar sanatçılar, elleri uzundur, onlar yaparlar” diye cevap veriyor. Sonra da başka bir örnek veriyor. Diyor ki “Mesela geçen hafta bir kişi daha geldi. İsmi Ciwan. Biz Civan yazarak sorunu hallettik. Gelin sizin J harfini değiştirip Can yapalım.” Sonra da devam ediyor: “Bakın, bu çocuk bu isimden kaynaklı ileride okulda, arkadaşları arasında, başka yerlerde çok problemler yaşayacak. Bu sefer çocuk mahkeme mahkeme dolaşıp ismini değiştirmek için uğraşacak.”
Aile ısrarcı olunca bir üst yetkiliye gönderilirler. Orada da aynı şekilde karşılanırlar. En son bütün sorumluluğu üzerlerine aldıklarına dair bir belge imzalatarak Jan ismini kabul eder nüfus müdürlüğündeki yetkililer.
İsmi gerçekte Rojbîn olan ancak kimlikte Zeynep olarak kaydedilmiş, Rozerîn olan ancak kimlikte Ayşe olarak kaydedilmiş insanlar var.
Evde Rozerîn, Botan, Rojbîn olup dışarıda, devlet dairelerinde, okulda Zeynep, Ayşe, Ahmet olan insanlar bulunuyor.
Gerçek ismi Rojbîn olan ama kimlikte Ayşe yazılı olan kadın, maddi durumu kötü olmasına rağmen kredi çekerek ismini mahkeme aracılığıyla değiştirmek istedi. Mahkeme henüz devam ederken kadın hayatını kaybetti ve Ayşe ismiyle gömüldü.
Bu ve bunun gibi örnekler, kimi ailelerin istemelerine rağmen, çocuklarına Kürtçe isim koyma kararlarını etkiliyor. Çünkü işin ucunda uzun sürecek ve belki de sonuçsuz kalacak mahkeme süreçleri var.
Kanunlara yaslanan yasaklar kronolojisi
Jan Arvîn’in ailesinin yaşadığı ‘belge imzalatarak isim alma’ süreci, aslında Türkiye’nin son 100 yıllık dil ve kimlik politikalarının günümüze sarkan bir yansıması gibi. İşte yasaklar, genelgeler ve ‘alfabe’ engelleriyle dolu o kronoloji:
Kürtçe’nin 100 Yıllık İsim Sancısı
1925Takrir-i Sükûn ve Şark Islahat Planı
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Türkçe dışındaki dillerin kullanımı yasaklandı. Şark Islahat Planı (Madde 41) ile çarşıda ve dairelerde Türkçe dışında dil kullananlara ceza verildi.
19281353 Sayılı Türk Harflerinin Tatbiki Kanunu
Latin alfabesine geçiş kanunu, Kürtçe isimlerin (özellikle q, w, x harfleri nedeniyle) nüfusa kaydının engellenmesinde temel gerekçe yapıldı.
1980 – 19912932 Sayılı Kanun: Mutlak Yasak
12 Eylül sonrası Kürtçe kullanımı tamamen yasaklandı. 1991’de kaldırılsa da pratikteki yasak ve engeller devam etti.
2002 – 2003AB Uyum ve “Şartlı” İsim Hakkı
İçişleri Bakanlığı genelgesi ile isim yasağı “Türk alfabesine uygunluk” şartıyla kaldırıldı.
Nüfus müdürlükleri bu dönemde “genel ahlak” gibi gerekçelerle Kürtçe isimleri reddetmeyi sürdürdü.
20065490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu
Yeni kanunla çocuklara isim verme hakkı güvenceye alındı; ancak bürokratik engeller ve “harf yasağı” baki kaldı.
GünümüzAlfabe Duvarı ve Yargı Süreçleri
“Awin, Bawer, Xunaw” gibi isimler, alfabede olmayan harfler nedeniyle hala bürokratik engellere ve davalara konu oluyor.
Anayasal Engeller
Madde 3: “Türkiye Devleti’nin dili Türkçedir.” (Resmi tanınma engeli)
Madde 42: “Türkçeden başka hiçbir dil, ana dil olarak okutulamaz ve öğretilemez.” (Eğitim engeli)
*İnfografiler yapay zeka aracı Gemini tarafından oluşturuldu. Kimi isimler bireylerin talepleri ve güvenlik gerekçesiyle değiştirildi.