Sedat Ulugana: “Amed’in sesinden geçmeyen bir ‘Kültür Yolu’, Amed’in kültür yolu değildir”

10-18 Ekim tarihlerinde Diyarbakır’da düzenlenecek Kültür Yolu Festivali, programında Kürtçeye yer verilmemesi nedeniyle kamuoyu tarafından eleştiriliyor. Tarihçi ve yazar Sedat Ulugana, “Muktedirin, bir şehir adına neyin kültür olduğuna karar vermesi de kolonyal bir pratiktir” diyerek festivale katılmama çağrısı yaptı.

Fotoğraf: Kültür ve Turizm Bakanlığı

İlk kez 2021 yılında İstanbul’da Beyoğlu Kültür Yolu Festivali ile başlayan Kültür Yolu Festivali, zamanla Türkiye’nin pek çok iline yayıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde düzenlenen festival, bu sene 26 şehirde olacak.

Konser, sergi ve atölyeleri bünyesinde barındıran festival, 10-18 Ekim tarihlerinde Diyarbakır’da düzenlenecek. Hakan Altun, Mert Demir, Sefo ve Murat Boz gibi isimler NewrozParkı’nda sahne alacak.

Diyarbakır’da düzenlenecek festivalde ise Kürtçe üretim yapan sanatçılara yer verilmemesi kamuoyunda eleştiri konusu oldu.

DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık X hesabından yaptığı paylaşımda “Kürtçeyi ve Kürt sanatını yok sayarak Diyarbakır’da kültür festivali yapamazsınız. Bu, kültür değil, inkâr siyasetidir.” dedi.

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren de Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, festival programında Kürt kültürüne, Kürtçe müziğe ve yerel sanatçılara yer verilmemesini eleştirdi.

Ulugana: “Neyin kültür olduğuna karar vermek kolonyal bir pratiktir”

Tarihçi ve yazar Sedat Ulugana ile Kültür Yolu Festivali üzerine söyleştik.


Ulugana, “Bu festivale gitmeyin” derken kimsenin müzik zevkine karışmadığını, listedeki sanatçılarla da kişisel bir meselesi olmadığını söyleyerek sözlerine başladı.

İtirazının şunlara olduğunu söyledi: “Amed’in ortasında, üstelik Newroz Parkı gibi güçlü bir hafızası olan bir yerde düzenlenen bir ‘kültür’ festivalinde Kürt diline, müziğine ve kültürel birikimine yer verilmemesine.”

Ulugana, sözledine şöyle devam etti:

“Kaldı ki kolonyalizm yalnızca bir toprağı askerle, polisle veya bürokrasiyle yönetmek değildir. Muktedirin, bir şehir adına neyin kültür olduğuna karar vermesi de kolonyal bir pratiktir. Kimin sahneye çıkacağına, hangi dilin duyulacağına ve kimlerin sadece seyirci olarak kalacağına yukarıdan, yani merkezden karar verilir. Burada yapılan da tam olarak budur.”

Amed’in mekân ve kalabalığının kullanıldığını ama Amed’i Amed yapan Kürtçe, Kürt müziği ve yerel kültürel üretimin dışarıda bırakıldığını belirten Ulugana, şehrin bir dekora, halkın ise hazır bir seyirci kitlesine indirgendiğini ifade etti.

Ulugana, Newroz Parkı’nın herhangi bir konser alanı olmadığını, Kürtlerin kamusal hafızasında, siyasal ve kültürel varlığında özel bir yeri olduğunu belirtti:

“Böyle bir mekânı kendi tarihinden ve anlamından koparıp Kürtçenin duyulmadığı, Kürt kültürünün temsil edilmediği merkezî bir organizasyonun sahnesine çevirmek masum bir tercih sayılamaz.”

Ulugana’ya göre bu, mekânın hafızasını törpüleme ve ona yukarıdan yeni bir kimlik giydirme çabası.

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde bulunan Newroz Parkı, yakın dönem Kürt özgürlük siyaseti için oldukça önemli bir merkez. 2009’da açılan ve açıldığı günden bugüne Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarına ev sahipliği yapan park, Abdullah Öcalan’ın 2013 Newrozu’nda okunan silah bırakma çağrısına tanıklık etmişti. Koma Amedde 30 yıl sonra Diyarbakır’daki ilk konserini bu parkta vermişti.


“Şehir bir dekora, Kürtçe ise tali bir folklor unsuruna dönüştürülüyor”

Bir tarihçi olarak süreklilikleri olduğu kadar yöntemlerdeki değişimi de görmek zorunda olduğunu ifade eden Ulugana, “Erken Cumhuriyet döneminde asimilasyon; iskân, sürgün, yer adlarının değiştirilmesi, Kürtçenin kamusal alandan tasfiyesi ve yerel hafızanın kriminalleştirilmesi gibi çıplak araçlarla yürütülüyordu. Bugün aynı merkezî yönetme aklı, çoğu zaman festival, turizm, restorasyon ve ‘ortak kültür’ gibi daha estetik ve seyirlik araçlarla karşımıza çıkıyor. Amed’de, üstelik Newroz Parkı’nda, dokuz gecelik ana konser programı hazırlayıp tek bir Kürt sanatçıya yer vermemek basit bir programlama kusuru değildir. Merkez burada Amed’in kültürünü görünür kılmıyor; Amed’in yerine geçecek makbul bir kültür imal ediyor” diye konuştu.

“Şehir bir dekora, halk seyirciye, Kürtçe ise bu coğrafyanın yaşayan dili değil de programa eklenip çıkarılabilecek tali bir folklor unsuruna dönüştürülüyor. Ben buna kültürel ikame diyorum” diye konuşan Ulugana, bugünkü festivalin elbette 1930’ların zorunlu iskânıyla veya doğrudan dil yasaklarıyla aynı şey olmadığını, bunları birbirine eşitlemenin tarihsel farkları sileceğini fakat yönetme mantığı bakımından sürekliliğin açık olduğunu söyledi:

“Merkez hâlâ yerelin ne olduğunu, hangi dille konuşacağını ve hangi hafızasının görünür olacağını tek başına belirleme hakkını kendinde görüyor. Eskiden yasak ve cezayla yapılan şey, bugün bütçe, seçki, sahne ve görünürlük dağıtımı üzerinden gerçekleştirilebiliyor.”

“Bunun adı kültürel çoğulculuk değildir”

İtirazının Türkçe müziğe yahut Amed’e dışarıdan sanatçı gelmesine olmadığını tekrarlayan Ulugana, itirazının Kürtlerin kendi şehirlerinde dekor ve seyirci hâline getirilmesine; devletin ise o şehrin asli dilini ve kültürünü dışlayarak şehir adına bir “kültür” sahnelemesine yönelik olduğunu söyledi.

“Yerel sanatçılar, dengbêjler, Kürtçe üreten kurumlar ve şehir halkı karar mekanizmasında, bütçede ve sahnede belirleyici değilse bunun adı kültürel çoğulculuk değildir, merkezden yönetilen bir temsil rejimidir.”

Kültür Yolu Festivali’nin “Her yerde, herkes için sanat” sloganını hatırlatan Ulugana, herkesin kendi diliyle, kendi hafızasıyla ve eşit bir özne olarak bulunamadığı yerde sanatın herkese ait olmadığını, aksine iktidarın bir vitrini olduğunu ifade etti.

“Festivale gitmeyin”

“Festivale gitmemek sanata karşı çıkmak değil kültürel ikameye ve kendi şehrimizde seyirci konumuna düşürülmeye itiraz etmektir. Orada oluşacak kalabalık yarın bu politikanın ‘başarısı’ ve Amed halkının onayı olarak gösterilecektir. Ben böyle bir rızanın parçası olmak istemiyorum” diye konuşan Ulugana festivale katılmama çağrısı yaptı:

“Bu festivale gitmeyin. Bunun yerine Kürtçe üreten sanatçıları, yerel müzisyenleri, bağımsız kültür kurumlarını ve halkın kendi iradesiyle düzenlediği etkinlikleri destekleyin”

Ulugana, sözlerini şöyle noktaladı:

“Bir şehir adına kültür programı hazırlıyorsanız önce o şehrin sesini duymak zorundasınız. Amed’in sesinden geçmeyen bir ‘Kültür Yolu’, Amed’in kültür yolu değildir, Amed’in üzerinden geçen bir tahakküm yoludur.”

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.