Rojava’nın Kobanê kentinde, Hesekê yakınlarında 26 yaşındaki Sîpan Hiznî’nin öldürülmesinin ardından kentte çıkan protestolarda tutuklanan kişilerin tutulduğu cezaevinde yangın çıktı. Çıkan yangında dokuz kişinin yaşamını yitirmesinin ardından kentte yas ilan edildi. KCK ise yaptığı açıklamada halkın protesto hakkına dikkat çekti, başsağlığı diledi.

Kuzey ve Doğu Suriye / Rojava’nın Kobanê kentinde, Hesekê yakınlarında Hesekê Tugayı’na bağlı 26 yaşındaki asker Sîpan Hiznî’yi (Seban/Sami Şeyhmus Hasu), bir grup silahlı kişinin kaçırıp Serekaniye’nin Edlan köyünde öldürdüğü öğrenildi.
Bunun ardından Qamişlo, Hesekê ve Amûdê gibi Rojava kentlerinde protestolar düzenlendi. Eylemlerin ardından geçici Suriye hükümetine bağlı silahlı güçler protestolara müdahale etti, sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Gözaltına alınan protestocuların tutulduğu Kobani’de bulunan bir cezaevinde çıkan yangının ardından dokuz kişi yaşamını yitirdi, 17 kişi ise yaralandı.
Cezaevi yangınında hayatını kaybeden dokuz kişi için iki günlük yas ilan edildi. Yas kararını Kobani Şehit Aileleri Kurumu duyurdu.
13 Eylül sabahından itibaren şehir merkezindeki çarşı, toptancı hali ve diğer bölgelerde esnaf kepenk kapattı. Sokakların büyük ölçüde boş kaldığı kentte, güvenlik güçleri devriye faaliyetlerini sürdürdü. Pazar günü yapılması planlanan cenaze töreni ertelenerek 14 Eylül Pazartesi günü saat 17.00’ye alındı.
Yangında yaralananlardan 12’sinin hastanelerdeki tedavisinin sürdüğü, bazılarının durumunun ağır olduğu bildirildi. Hafif derecede yaralanan veya dumandan etkilenen bazı tutuklular ise tedavilerinin ardından taburcu edildi.
Yangını soruşturma talebi
Kobani Şehit Aileleri Kurumu ile kent sakinleri, yangının bütün yönleriyle araştırılması, ihmali veya sorumluluğu bulunanların yargılanması için bağımsız ve şeffaf soruşturma istedi. Kurum, yas ilanının yanı sıra benzer olayların tekrarlanmaması için cezaevindeki yönetim ve müdahale zincirinin açıklanmasını talep etti. ANHA’nın aktardığına göre kentteki başlıca talep, yangının koşullarının bağımsız biçimde ortaya çıkarılması oldu.
Halep İç Güvenlik Komutanlığı da yangının çıkış nedenini, sorumluları ve cezaevi yönetiminin uygulamalarını araştırmak üzere soruşturma başlatıldığını; sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı.
Suriye Cumhurbaşkanlığı danışmanı Mazlum Abdi, Kobani’ye giderek yangında yaralananları hastanede ziyaret etti ve yaşamını yitirenlerin aileleriyle görüştü. Abdi ayrıca Suriye ordusunun 60. Tümen Komutan Yardımcısı Çiya Kobani ile bir araya gelerek gerginliğin düşürülmesini görüştü. Görüşmelerin ardından Halep’ten gönderilen güvenlik güçlerinin kentten çekildiği bildirildi.
KCK’den açıklama
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı ise yaşananların ardından yaptığı açıklamada Sipan Hiznî ve Kobani’de yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı diledi.
KCK, Suriye geçici hükümeti ve Rojava yönetimi arasında yürütülen entegrasyon sürecine atıf yaparak “Bir entegrasyon demokratikleşme temelinde olacaktır. Entegrasyonun demokratik yanı farklı tüm kimliklerin eşit ve özgür olarak görülmesiyle sağlanır.” dedi.
Geçici Şam hükümetinin, kendilerine de zarar verecek yaklaşım, tutum ve müdahalelerden uzak durması gerektiğinin ifade edildiği açıklamada, Şam hükümetinin Kürtçe eğitime yönelik sınırlandırıcı yaklaşımı da eleştirilerek “14 yıldır yapılan eğitime yönelik bu saldırı; geçici Şam hükümetinin Kürt varlığını gerçek anlamda tanımak istemediğini göstermektedir. Böylece BAAS milliyetçiliğinin dinci versiyonu dayatılmaktadır.” denildi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı imzasıyla yayımlanan açıklamada şunlara da dikkat çekildi:
“Özerk Yönetim aylardır demokratik entegrasyon için hem Şam hükümetiyle görüşmeler yapmakta hem de bu konuda toplumsal bir mücadele yürütmektedir. Ancak son zamanlarda demokratik entegrasyon konusunda sorunlar yaşandığı görülmektedir. Bir halkın anadilde eğitiminin tartışma dışı olması gerekirken Rojava ve Kürtlerin bulunduğu alanlarda 14 yıldır yapılan anadilde eğitim engellenmek istenmektedir. Kürtçe eğitim ciddi biçimde sınırlandırılmaya çalışılmaktadır. 14 yıldır yapılan eğitime yönelik bu saldırı; geçici Şam hükümetinin Kürt varlığını gerçek anlamda tanımak istemediğini göstermektedir. Böylece BAAS milliyetçiliğinin dinci versiyonu dayatılmaktadır.
Halkımız ve gençler buna karşı günlerdir ayaktadırlar. Anadilde eğitimlerine sahip çıkacaklarını göstermişlerdir. Kürt halkının bu örgütlü gücü anadilde eğitimin sürdürülmesini sağlayacaktır. Halk ve öğrenciler, anadilde eğitimimiz kırmızı çizgimizdir, demektedirler. BAAS döneminde hiç öğretilmiyordu, demek bir demagojiden ibarettir. BAAS rejimiyle kıyaslamak daha baştan Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamını sınırlamanın zeminini yaratmaktır. Halkımız bu tür oyunları da kabul etmeyeceğini göstermiştir.
Demokratik entegrasyon her şeyden önce yerel demokrasiyi, yerelin iradesini kabul etmekle olur. Kobanê’deki son yaşananlar göstermiştir ki, geçici Şam hükümeti yerel iradeyi reddetmektedir. Yerelde çözülecek sorunları Şam’dan ve Halep’ten güç göndererek çözme yaklaşımı aslında BAAS iktidarının yönetim kültürünü sürdürmek anlamına gelmektedir.
Geçici Şam hükümetinin bu yaklaşımı sadece Rojava ve Suriye’deki Kürt halkı tarafından değil, Kürdistan’ın dört parçası ve dünyadaki tüm Kürtler tarafından tepkiyle karşılanmıştır. DEM Parti, Kobanê’deki müdahaleyi demokratik entegrasyon sürecine yönelik bir provokasyon olarak değerlendirmiştir. Rojava ve Suriye’deki Kürt nüfusunun Kürdistan’ın diğer parçalarından az olması sahipsiz oldukları ve bu saldırıyı kabul edecekleri anlamına gelmemektedir.
Rojava ve Suriye’deki Kürtler demokratik devrimini yapmış Kürtlerdir. Bu devrim onlara bir bilinç, irade ve örgütlülük kazandırmıştır. Halkımız bu gücünü demokratik eylemliliklerle ortaya koyarak her türlü saldırıyı püskürtebilir. Demokratikleşme ve temel demokratik haklar beklenerek ne korunur ne de kazanılır! Bu açıdan halkımız demokratik haklarını meşruiyet içinde kullanabilir. Anadilde eğitim için halkın ve öğrencilerin tutumları demokratik haklarını kullanmalarına önemli bir örnektir. Demokratik mücadeleyi güçlü tutmak ve süreklileştirmek için demokratik toplum örgütlenmesinin yaygın ve derinliğine gerçekleştirmek çok önemlidir.
Geçici Şam hükümeti, kendilerine de zarar verecek yaklaşım, tutum ve müdahalelerden uzak durmalıdır. Kürdün gücünü demokratikleşme ve Suriye’nin istikrarı için değerlendirmelidir. Suriye devleti tüm kimliklerin ve inançların özgür ve demokratik yaşamını tanıdıkça istikrara kavuşur ve güçlenir.”
DEM Parti: Açık bir provokasyon
DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu ise yaptığı açıklamada yaşananları provokasyon olarak değerlendirdi.
12 Eylül’de yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
“Haseke Tugayı bünyesinde görev yapan Sîpan Hiznî’nin kaçırılarak katledilmesini ve Kobanî Cezaevinde tutukluların yaşamını yitirmesine neden olan müdahaleyi kınıyoruz. Bu acı kayıplar nedeniyle derin bir üzüntü içindeyiz. Hayatını kaybedenlerin ailelerine ve Rojava halkına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Sîpan Hiznî’nin Suriye’deki entegrasyon sürecinin hassas bir aşamasında katledilmiş olması dikkat çekicidir. Bu cinayet ve cezaevine yönelik müdahale biçimi açık bir provokasyondur.
Sîpan Hiznî’nin katledilmesi ve Kobanî Cezaevinde yaşananlar titizlikle soruşturulmalıdır. Ölümlerin nedeni derhal açığa çıkarılmalı, sorumlular hiçbir makam ya da rütbe ayrımı gözetilmeksizin tespit edilmelidir.
Halep’ten Kobanî’ye sevk edilen güvenlik güçlerinin bölgeden geri çekilmesinin yaşanan gerginliğin büyümesini önleyecek en doğru adım olacağı kanaatindeyiz. Şam rejimi olayları tırmandıracak müdahalelerden kaçınmalıdır. Rojava halkının demokratik tepkisi müdahaleyle karşılanmamalı; toplumsal gerginliği artıracak değil azaltacak bir yaklaşım esas alınmalıdır.
Sürecin bu denli kırılgan bir eşiğinde yaşanan her olay bir provokasyon zeminine dönüşmeye açıktır. Bu zeminin oluşmasına izin vermemek, sorumluluk taşıyan herkesin ortak görevidir.”