Şiddete karşı rap: Afganistan’da 5 kadın rapçi

Afganistan’daki kadın düşmanı politikalara karşı kadınların sesini duyuran 5 Afgan kadın rapçiyi derleyen AWNA’nın (Afganistan Women’s News Agency) haberini çevirdik.

Afganistan’da 5 kadın rapçi. Sırasıyla Sonita Alizadeh, Paradise Sorouri, Ziba Hamidi, Soosan Firooz ve Elina Afghan. Fotoğraf: AWNA

Afganistan’daki Taliban yönetiminin politikaları; kadınların eğitim hakkını kısıtlıyor, kadına yönelik şiddeti meşru kılıyor, zorunlu kıyafet politikaları ve seyahat özgürlüğüne getirilen sınırlamalarla kadınların hayatını doğrudan etkiliyor. Kadınların sesi yalnızca fiziksel alanlarda değil, kültürel ve sanatsal üretimde de bastırılmaya çalışılıyor.

Afganistan’da Taliban yönetimi tarafından yürütülen politikalar; kadınların kamusal alandaki varlığını sistematik bir biçimde daraltıyor. Bu süreç; eğitim hakkına erişimin engellenmesi, kadına yönelik şiddetin kurumsal düzeyde cezasızlık zırhıyla meşrulaştırılması, katı giyim kodları ve seyahat özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalar aracılığıyla toplumsal cinsiyet temelli bir ayrıştırmayı derinleştiriyor. Söz konusu kısıtlayıcı mekanizmalar yalnızca fiziksel hareket alanını değil, aynı zamanda kadınların kültürel görünürlüğünü ve sanatsal üretim kapasitesini de hedef alarak, kadın kimliğine ait kolektif hafızayı ve ifade biçimlerini marjinalleştirmeyi amaçlıyor.

Tam da bu baskı ortamında, erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü ve kadınların çeşitli şiddete ve baskıya maruz kaldığı Afganistan’da; bu genç kadınlar seslerini yükselterek görünmez kılınmaya çalışılan hayatları görünür kılıyor ve protestolarını rap müziği yoluyla ifade ediyor. Halkın büyük bir kesimi, müziğin ritmik sertliği ve yapılan hareketler nedeniyle rap müziğin sadece erkeklere özgü olduğunu düşünüyor ve bu tarzı genç kadınlar için uygun görmüyorlar.

Buna rağmen; Sonita Alizadeh, Ziba Hamidi, Elina Afghan, Soosan Firooz ve Paradise Sorouri gibi genç kadınlar, bu müzik tarzını kullanarak kadın haklarını savunmak adına söylenmemiş sözlerini dile getirmeyi başarıyorlar.

Sonita Alizadeh

Sonita Alizadeh, 1996 yılında Afganistan’ın Herat şehrinde dünyaya geldi. Birkaç yılını İran’ın Elburz eyaletinde mülteci olarak geçiriyor. Beste yapmaya, gitar çalmaya ve şarkı söylemeye 2011 (Hicri Takvimi 1391) yılında başlıyor. 2014 yılında, 166 rap sanatçısı arasından sıyrılarak bin dolarlık ödülün sahibi oluyor. Bu ödülü kazandıktan sonra bir yardım kuruluşunun desteği ve aldığı burs sayesinde, eğitimine Amerika Birleşik Devletleri’nin Utah eyaletinde devam etme imkanı buluyor.

Seslendirdiği rap şarkılarının temaları arasında; Afganistan, siyaset, İran’daki Afgan mültecilere yönelik ayrımcılık ile Afganistan’ın geleneksel toplum yapısındaki Afgan kadınlarının, genç kızlarının ve çocuklarının yaşadığı sorunlar yer alıyor

Ziba Hamidi

Ziba Hamidi, 1997 yılında Pakistan’ın Karaçi şehrinde doğdu. On yılı aşkın bir süreyi mülteci olarak İran’da geçirdi ve eğitimini orada tamamladı. İran’da bulunduğu süre boyunca altı ay kadar müzik eğitimi aldı.

Ziba, halkının yaşadığı acı ve kederleri rap müzik aracılığıyla dile getiriyor.

Elina Afgan

Soyadı olarak ‘Afgan’ ismini kullanan Elina, Mezar-ı Şerif şehrinde doğuyor, 21 yaşındaki sanatçı, Kâbil Üniversitesi Hukuk ve Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunudur. Dört yılı aşkın süredir rap müzik yapan Elina, bu türü bir protesto aracı olarak görüyor. Toplamda 15 şarkısı bulunan sanatçı, tepkisini dile getirmek için çok sayıda sokak performansı sergilemiş ve 2016 yılında Hindistan’da düzenlenen sanat festivaline katılan ilk Afgan kadın oluyor.

Rap şarkılarında işlediği başlıca temalar şunlardır: Kadına yönelik şiddet, kimsesiz çocuklar, sokak çocukları, sokak satıcıları, kadın hakları, savunuculuk ve kadınların adalet arayışı.

Elina, “Woman”, “I’m Not a Prostitute”, ‘Love’ ve “Afghan Girl” şarkılarıyla ün kazanıyor.

Soosan Firooz

Soosan Firooz, Afganistan’ın ilk kadın rap şarkıcısı olarak biliniyor. Sosyal normlara ve Afgan kadınlarının geleneksel rollerine meydan okuyan, tartışmalı ve ses getiren bir figürdür.

Firooz, Afganistan’da doğdu. Ailesi 1990 yılında ülkeden kaçtı ve Afganistan İç Savaşı sırasında yedi yıl boyunca İran’daki bir mülteci kampında yaşadı. Ardından ailesiyle birlikte üç yıl da Pakistan’da mülteci olarak kaldı. Taliban rejiminin çöküşünden sonra ailesi Afganistan’a geri döndü ve 2003 yılında babasının iş bulduğu Kandahar şehrine yerleşti. Soosan, başlangıçta kardeşleriyle birlikte halı dokumacılığı işini yapıyordu. 2011 yılında küçük yerel rollerle oyunculuğa adım attı, ardından Kabil’e taşındı ve babası Abdülgaffar Firooz’dan izin alarak rap müziğine başlıyor.

Afgan müzisyen Farid Rastagar’ın dikkatini çeken Firooz, Darice dilinde rap şarkıları söylüyor. 2012 yılında yayımlanan ilk teklisi “Komşularımız” (Hemsayegan-e Ma), mülteci Afganların zorlu koşullarını ele alıyor; şarkı, şair Sohrab Sirat’ın dizeleri üzerine Rastagar tarafından bestelenmişti. Bir diğer şarkısı olan “Nakıs-ül Akl” (Eksik Akıllı) ise Afganistan’da kadınları aşağılamak için kullanılan bir ifadeye atıfta bulunuyor.

Firooz, ailesiyle birlikte Kabil’in kuzeyinde yaşıyor. Defalarca asitli saldırı, kaçırılma ve hatta ölüm tehditleriyle karşı karşıya kalıyor. Afganistan’ın güneyinde insani yardım çalışmaları yürüten annesi de ölümle tehdit ediliyor. Elektrik idaresinde çalışan babası ise Soosan’ın hem menajeri hem de koruması olarak stüdyo ve programlarda ona eşlik ediyor.

Paradise Sorouri

Paradise Sorouri İran’ın İsfahan şehrinde doğmuş 24 yaşında bir Afgan şarkıcıdır. On yedi yaşında babasının memleketi olan Herat’a gelmiş, bir süre sonra eşi Diverse ile birlikte Tacikistan’a gidiyorlar. İlk kadın Afgan rapçi olarak ‘Feryad-e Zen’ (Kadının Çığlığı) adlı bir rap şarkısı yayımlıyor. Bu şarkısıyla Afgan kadınlarının acılarını, uğradığı zulmü ve sorunlarını dile getiriyor; çalışması sosyal medyada, özellikle YouTube ve Facebook’ta büyük yankı uyandırıyor.

Bir diğer sanatsal çalışması ise Afganistan’daki kadına yönelik şiddeti konu alan “Nalestan” (İnleme Diyarı) oluyor.

Paradise’ın şarkısının girişinde yer alan ve birçok kişiyle birlikte özellikle kadın hakları örgütleri ve aktivistlerin dikkatini çeken dizeler şöyledir:

“Sesim her daim acı dolu, kutup değil ama hava çok soğuk, Koşmak istedim, belime vurdular; düşünmek istedim, başıma vurdular, İslam adına yüzümü yaktılar, intikam uğruna burnumu kestiler, Ellerime ve bedenime asit döktüler, Beni sattılar, çünkü ben sadece bir kadınım…

Bu çarpıcı sözler, Paradise’ın mücadelesinin ve Afganistan’daki kadınların maruz kaldığı ağır hak ihlallerinin bir özeti niteliğindedir.

Özgürlüğün kalemi: Angela Davis

Feminist ve siyahi devrimci bir yazar olan Davis; siyasi tutsakların yaşam koşulları başta olmak üzere feminizm, LGBTİ+ hakları ve ırksal-sosyal adalet gibi birçok konuyu gündeme getirmeye devam ediyor.

Angela Y. Davis’in temsili bir fotoğrafı

Feminist, akademisyen, yazar ve siyahi devrimci Angela Yvonne Davis, dünya çapında adı duyulmuş Marksist ve Feminist düşünürlerden birisi. Hayatı boyunca siyasi tutukluların, siyahilerin, kadınların, LGBTİ+’ların, hayvanların hakları için mücadele etti. Hâlâ Kaliforniya Üniversitesi’nde onursal profesör olarak görev yapmaktadır.

Birmingham’da başlayan çocukluk

Angela Y. Davis, 26 Ocak 1944’te Alabama’nın Birmingham şehrinde doğdu ve ilkokul ve ortaokulu burada okudu. Birmingham’daki mahallesi, siyahi komşularının evleri milliyetçi ve beyaz üstünlükçü bir örgüt olan Ku Klux Klan örgütünün hedefi olduğu için “Dynamite Hill” (Dinamit Tepesi) olarak adlandırıldı. Davis’in anne ve babası, ırk ayrımcılığının uygulandığı okullarda öğretmenlik yapıyordu. Annesi yaz tatillerinde yüksek lisans derecesi aldı ve Davis’in doğumundan kısa bir süre sonra babası öğretmenliği bırakıp tamirci oldu.

Davis, ailedeki dört kardeşten en büyüğüdür. O küçükken ebeveynleri devrimci ve ırkçılık karşıtı çalışmalara yoğun bir şekilde katılıyordu. Davis ailesi, o dönemde hükümetin gözünde yasadışı olan Ulusal Renkli İnsanların İlerlemesi Derneği (NAACP) ile siyahlar arasında ittifaklar kurmaya ve haksız yere suçlananları savunmaya odaklanan bir grup olan Güney Siyahi Gençlik Kongresi (SNYC) üyesiydi.

11 yaşındaki Davis, yerel bir kilisede ırklararası tartışma grupları düzenleyen bir organizasyona katıldı. Ancak 1963 yılında Ku Klux Klan örgütü, bu toplantıları bahane ederek kiliseyi yaktı.

Okul hayatı ve siyasete atılım

14 yaşında Davis, New York şehrindeki bir özel okul olan Elizabeth Erwin Lisesi’ne devam etmek üzere güneyli siyahi öğrenciler kapsamında verilen bir bursu kazandı. 15 yaşına geldiğinde Davis, bir süre kaldığı New York’ta dostlarıyla geçirdiği süre zarfında Güney’deki ırk ayrımcılığının daha fazla farkına vardı. Bu ziyaretler, Davis’in Güney’deki siyahların özgürleşmesinin tüm siyahları özgürleştireceği yönündeki algısını etkiledi.

1960 yılında, Komünist Parti ile bağlantıları olan sosyalist bir gençlik örgütü olan Advance’ye katıldı. 1961 yılında liseden mezun olduktan sonra Brandeis Üniversitesi’nden burs aldı ve burada bir yıl Fransa’da okudu. 1965 yılında Fransızca bölümünden onur derecesiyle mezun oldu. Eğitimine Almanya’daki Frankfurt Üniversitesi’nde felsefe okuyarak devam etti ve yüksek lisans derecesini California-San Diego Üniversitesi’nden, doktora derecesini de Humbolt Üniversite’sinden aldı.

1969 yılında Davis, Los Angeles’taki Kaliforniya Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışırken siyahilerin hakkını savunan Kara Panter Partisi’ne (BPP) ve Los Angeles Öğrenci Şiddetsiz Koordinasyon Komitesi’ne (SNCC) katıldı. Davis, BPP ve SNCC’de kadınların rolüyle ilgili sorunları fark etti ve Komünist Parti, Irkçılık ve Siyasi Baskıya Karşı Ulusal İttifak ve Siyah Kadınlar Siyasi Grubu gibi sınıf, ırk ve cinsiyet sorunlarını ele alan kesişimsel örgütlere katılma gereği duydu. Bu dönemde Davis, ABD’nin ticaret ambargosunu protesto etmek için gizlice Küba’ya gitti.

Vali Reagan’ın baskısı

1969 yılında Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles’ta felsefe öğretmek üzere işe alındı. Kaliforniya Üniversitesi Yönetim Kurulu, Vali Ronald Reagan, Davis’i ABD Komünist Partisi üyesi olduğu için işten çıkardı. Mahkeme kararıyla işten çıkarılması engellense de Yönetim Kurulu 1970 yılında “kışkırtıcı dil kullandığı” gerekçesiyle onu tekrar işten çıkardı. Vali Reagan, Davis’in bir daha asla Kaliforniya Üniversitesi sisteminde ders veremeyeceğini açıkladı. Davis’in Kara Panter Partisi’ne açıkça destek vermesi, Vali Reagan ve FBI tarafından zulüm görmesinin bir başka nedeniydi.

16 ay mahkumluk: “Angela’ya ve bütün siyasi tutsaklara özgürlük”

Angela Davis’i kamuoyuna tanıtan asıl olay, 1970 yılında gerçekleşen bir tutuklanma ve yargılanma süreciydi.

Üstünde “Angela’ya ve bütün siyasi tutsaklara özgürlük” yazan rozet

Ocak 1970’te, Kaliforniya’daki Soledad Hapishanesi’nde tutuklu bulunan George Jackson ve diğer iki mahkum, bir hapishane gardiyanını öldürmekle suçlandı. Duruşma sırasında, Jackson’ın 17 yaşındaki kardeşi Jonathan Jackson, Marin County mahkemesini ele geçirdi ve siyahi sanıkları silahlandırarak yargıç, savcı ve üç kadın jüri üyesini rehin aldı. Bu süreç sonucunda yargıç, Jonathan Jackson ve militanlar öldürüldü; savcı ve jüri üyelerinden birisi yaralandı. Davis, bu olayda kullanılan silahları satın almakla suçlandı ve “ağırlaştırılmış adam kaçırma ve birinci derece cinayet” suçlamasıyla yargılandı. Suçlama ardından Davis kovuşturmadan kaçtı. İlk tutuklama emri çıkarıldıktan dört gün sonra, Eski Federal Soruşturma Bürosu Başkanı J. Edgar Hoover, Angela Davis’i FBI’nin “En Çok Aranan On Kaçak Listesi”ne dahil etti. Davis, New York’ta yakalanana kadar iki ay boyunca kaçak hayatı sürdü. Dünya çapında binlerce aktivist onun serbest bırakılmasını talep ederek tutuklanmasını protesto etti. Protesto ve imza kampanyalarının sonucunda Davis, 16 ay hapis yattıktan sonra yargılandı ve 4 Haziran 1972’de tamamı beyazlardan oluşan bir jüri tarafından suçsuz bulundu.

Davası sona erdikten sonra Davis, Küba, SSCB ve Doğu Almanya dahil olmak üzere çeşitli komünist ülkeleri ziyaret etti. Amerika Birleşik Devletleri’ne döndükten sonra, öğretim kariyerine devam etti. Claremont Kolejleri, San Francisco Eyalet Üniversitesi ve 1991’den 2008’e kadar ders verdiği Kaliforniya Üniversitesi dahil olmak üzere Kaliforniya’daki çeşitli üniversitelerde görev yaptı. Hala Kaliforniya Üniversitesi’nde onursal profesör olarak görev yapmaktadır. Burada Bilinç Tarihi Bölümü’nde ders vermiş ve Feminist Çalışmalar Bölümü’nün eski direktörüdür.

ABD Komünist Partisi’nin 1980 ve 1984 seçimlerine başkan yardımcısı adayı olarak Angela Davis’i gösterdiği biliniyor.

Davis’in Türkçeye çevrilen kitapları

“Angela Davis: Bir Otobiyografi” (2017), Kadınlar, Irk ve Sınıf (1983), “Irkçı Kuşatma ve Kadınlar” (2016), “Özgürlük Kesintisiz Bir Mücadeledir: Ferguson, Filistin ve Bir Hareketin Oluşumu” (2017) ve “Eğer Şafakta Gelirlerse” (2008) gibi birçok kitabın yazarıdır.

Hayatı boyunca ırkçılık, ataerkil baskı, savaş, hapis ve idam cezasına karşı mücadeleye öncülük etmeye devam eden Davis; 1991 yılında ABD Komünist Partisi’nden ayrıldı ve Demokrasi ve Sosyalizm Yazışma Komiteleri’ni kurdu.

Davis’in lezbiyen kimliği

Davis; 1980’lerin başında fotoğrafçı Hilton Braithwaite ile evlendi, 1987’de ise ondan boşandı. 1997 yılında Davis, Johns Hopkins Üniversitesi’ndeki Çeşitli Cinsellik ve Cinsiyet Birliği’nde lezbiyen olarak açıldı.

Angela Davis, 25 Nisan 2022’de Brüksel’de Avrupa ve Orta Asya Lezbiyen* Topluluğu (EL*C) Eş Başkanı Joelle Sambi Nzeba’nın Lezbiyen Görünürlük Günü ve lezbiyen siyasi aktivizm hakkındaki sorusuna yanıt verdi:

“Black Lives Matter hareketi, siyah kadınların queer aktivizminin herkes için demokrasi mücadelesinde ne kadar önemli bir liderlik rolü oynadığını göstermiştir. Lezbiyenlerin, özellikle de siyah lezbiyenlerin görünürlüğünün tanınmasının kesinlikle çok önemli olduğunu söyleyebilirim.”

“Ancak bence en önemli olan şey; bu mücadelelerde yer alan belirli bireylerin kimlikleri değil, bu konuları birlikte düşünme ve en marjinalleştirilmiş olanların ve mücadeleleri herkes için özgürlük hayali olanların liderliğini takip etmeyi öğrenemezsek radikal sosyalist demokrasi olamayacağını kabul etme becerisidir.”

“Veganlık devrimci bir bakış açısının parçası”

Davis, 27. Renkli Kadınları Güçlendirme Konferansı’ndaki bir söyleşide vegan olduğunu belirterek veganlıkla ilgili görüşlerini ifade etmişti:

“Artık bunun hakkında konuşmanın doğru zamanı olduğunu düşünüyorum çünkü bu, devrimci bir bakış açısının parçası. İnsanlarla daha şefkatli ilişkiler kurmanın yanı sıra, bu gezegeni paylaştığımız diğer canlılarla da şefkatli ilişkiler kurmanın yollarını bulmalıyız ve bu, kapitalist endüstriyel gıda üretim sisteminin tümüne meydan okumak anlamına gelir.”

“Çoğu insan biftek ya da tavuk yerken hayvanları yediklerini düşünmez. Çoğu insan, bu hayvanların sadece gıda ürünü olmak için katlanmak zorunda oldukları korkunç acıları düşünmez.”

2011 yılında, bir grup Siyah, Yerli ve Renkli İnsanlar (BIPOC) feminist akademisyen ve aktivistle birlikte Filistin’e seyahat etti ve İsrail’in siyonist ırkçılığını sona erdirmesi için bir kampanya başlattı.

Mevcut koronavirüs hastalığı 2019 (COVID-19) salgını sırasında Davis, San Quentin hapishanesindeki sosyal mesafe protestosu ve bu salgın sırasında öne çıkan, renkli insanlar için sınırlı sağlık hizmetlerine erişim gibi sosyal eşitsizlikler hakkındaki haberleri yayarak hapishanelerin kaldırılmasını savundu.

Davis, hapishanelerin kaldırılması, radikal feminizm, LGBTİ+ hakları, ırksal ve sosyal adalet konularındaki tartışmayı sürdürmek için yerel üniversitelerde ve etkinliklerde konuşmalar yapmaya devam ediyor.

Kürt halkının mücadelesine desteği

ANF’nin haberine göre, aralarında Angela Davis’in de bulunduğu 33 düşünür, Abdullah Öcalan için “umut hakkı”nın uygulanması çağrısında bulundu. Ayrıca Davis, şimdiye kadar Aysel Tuğluk gibi Kürt kadın siyasi tutsakların özgürlüğünü isteyen çağrılara destek vermiştir. Kürtlere yönelik saldırıları kınayarak Birleşmiş Milletler’e (BM) 2022 yılında açık mektup gönderen 75 kadın arasında Angela Davis de yer alıyordu.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.