Kürdistan Siyasi Güçler İttifakı, İran’da devam eden idamlar ve Kürt güçlerine yönelik saldırılar nedeniyle uluslararası kamuoyuna seslenerek, “rejime daha fazla baskı yapılması ve onunla olan diplomatik ilişkilerin askıya alınması” çağrısında bulundu.

İran’ın Kürdistan Bölgesi’nde bulunan Kürt partilerinin kamplarına yönelik saldırısı
İsrail-ABD ile İran arasında 28 Şubat’ta yaşanan çatışmaların ardından taraflar arasında ateşkes görüşmeleri başlamış ve 7 Nisan’da ateşkes ilan edilmişti. Bu ateşkes bugüne kadar devam etmektedir. Ancak böylesi bir dönemde İran devlet yönetimi; Kürtlerin ve İran rejiminin diğer muhaliflerinin idam edilmesinden vazgeçmiyor, Kürt güçlerine yönelik saldırılarına devam ediyor.
Yaşanan bu durum üzerine İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı yazılı bir açıklama yayımladı.
İttifak açıklamasında, “İslam Cumhuriyeti’nin baskı aygıtı; siyasi, askeri ve güvenlik alanındaki başarısızlıklarını gizlemek için İran’da, özellikle de Doğu Kürdistan’da (Rojhilat) siyasi tutukluları idam etmeye yönelik yeni bir dalga başlatmıştır,” ifadelerine yer verdi.
İttifakın kuruluşu ve arka planı
İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ), Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), İran Kürdistanı Emekçiler Topluluğu (Komala) ve İran Kürdistanı Mücadele Örgütü (Xebat), 22 Şubat 2026’da İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı’nı kurdu. İttifak; İran İslam Cumhuriyeti’ni yıkmak için mücadele etmeyi, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını hayata geçirmeyi ve Doğu’da Kürt ulusunun siyasi iradesine dayanan demokratik ve ulusal bir yapı kurmayı amaçlamaktadır.
İttifak, İran’ın Güney Kürdistan’daki Kürt partilerinin merkezlerini füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığı bir dönemde kuruldu. Bu koalisyon, onlarca yıldır bölünmüş olan Doğu siyasi hareketinin tarihi birlik çabasını güçlendirmekte ve somutlaştırmaktadır. Abdullah Muhtedi liderliğindeki Komala Partisi başlangıçta ittifaka katılmamıştı; ancak 4 Mart 2026’da ittifaka dahil oldu.
İttifak, yeni idamları ve saldırıları “özellikle cezaevlerindeki özgürlük savaşçılarına yönelik yeni bir baskı ve zulüm dalgası” olarak nitelendirerek şunları kaydetti:
“Bu sıradan bir olay değildir ve normal bir şeymiş gibi görülmesine izin verilmemelidir. Bu siyasi idamlar ve cinayetler organize bir katliamdır. İslam Cumhuriyeti’nin bu idamları toplumu daha fazla korkutmak ve iktidarda kalabilmek için bir kalkan olarak kullandığı herkes için açıktır.”
Açıklamada Kürdistan Bölgesi’ndeki siyasi partilere yönelik saldırılara da dikkat çekilerek şöyle devam edildi:
“Yurt içindeki baskılar ve idamlar ile Kürdistan Bölgesi’ndeki siyasi partilerin füzelerle vurulmasına devam edilmesi; rejimin uluslararası arenada ve Amerika-İsrail ile yaşadığı savaş ve gerilimlerde stratejik yenilgilere, derin bir güvenlik zafiyetine uğradığı bir dönemde artmaktadır. Bu nedenle, her zaman olduğu gibi krizlerin altında ezilen rejim, yurtdışında krizler yaratarak, yurtiçinde ise daha fazla cinayet ve baskı uygulayarak kendini kurtarmaya çalışmaktadır.”
“İntikam Silahıdır”
İttifakın açıklaması şu sözlerle devam ediyor:
“Aynı zamanda, İslam Cumhuriyeti’nin Amerika ve İsrail ile geçici bir ateşkes dönemindeyken dahi suçlarını sürdürmesi; rejimin özgürlükçülere, hak savunucularına ve iç muhaliflere karşı savaşını durdurmadığının kesin bir kanıtıdır. Aksine, tüm fırsatları ve özellikle de bu ateşkesi, muhaliflerini fiziksel olarak ortadan kaldırmak için kullanmaktadır.
Kürdistan Siyasi Güçler İttifakı; yabancılar için ‘casusluk’ veya rejime karşı ‘silahlı savaş’ gibi asılsız suçlamalarla tutuklanan kişiler için darağaçlarının yükseltilmesinin, gerçekte mücadeleci ve hak savunucusu halka karşı bir intikam silahı olduğuna inanmaktadır. Bu kana susamış rejim, var olduğu süre boyunca siyasi savaşçıları idam ederek acımasız iktidarına karşı verilen mücadele ve direnişin bedelini artırmaya; İran uluslarının hak arayışlarını, siyasi ve sivil hareketlerini sindirmeye çalışmıştır. Bu nedenle uluslararası toplum, İran’da bir yıl içinde yüzlerce tutuklunun idam edilmesini sadece ‘insan hakları ihlali’ olarak görmemeli; bu eylemleri ‘savaş suçu’ ve ‘insanlığa karşı suç’ olarak tanımalı ve rejimin bu cinayetlerine karşı pratik tutum ve kararlar almalıdır.”
“Rejime Karşı Sert Kararlar Alın”
“Kürdistan Siyasi Güçler İttifakı ayrıca ilan etmektedir ki; İslam Cumhuriyeti ile yapılacak her türlü diplomasi, her türlü görüşme ve her türlü ateşkes, eğer İran’daki iç baskıyı, idamları ve bu rejim tarafından yapılan sistematik insan hakları ihlallerini engellemiyorsa, İslam Cumhuriyeti’ni sadece öldürme ve yok etme politikasını sürdürmeye teşvik etmekle kalmayacak, aynı zamanda o kana susamış ve baskıcı rejimin ömrünü uzatmasına da fırsat yaratacaktır.
Kürdistan Siyasi Güçler İttifakı; Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Parlamentosu ve demokratik hükümetlerden, İslam Cumhuriyeti’nin suç ve cinayetlerini durdurmak için rejime daha fazla baskı yapmalarını ve onunla olan diplomatik ilişkileri askıya almalarını talep etmektedir. Ayrıca İran’daki iç baskı ve idamlar meselesinin BM Güvenlik Konseyi’nde temel bir konu haline gelmesi ve rejime karşı sert kararlar alınması gerekmektedir. Şüphesiz ki, İslam Cumhuriyeti üzerindeki idamların ve iç baskının siyasi veya ekonomik bedeli artırılmazsa, rejimin ülke içindeki tutumu ve politikası değişmeyecektir.
Kürdistan Siyasi Güçler İttifakı ayrıca İran uluslarına ve İslam Cumhuriyeti muhalefetindeki siyasi parti ve taraflara, pratikteki birlik ve ortak çalışmalarıyla rejimin politikalarını geriletmeleri çağrısında bulunmaktadır. Eminiz ki Kürdistan halkı da saflarını daha fazla örgütleyerek, mücadele ve direnişiyle her zaman olduğu gibi rejimin politikalarına cevap verecektir.”

