Gül Köksal: “Üniversite aynı değil ama biz hâlâ aynı barışı istiyoruz”

10 yılın ardından görevine iade edilen Barış Akademisyeni Köksal, “Bizi mağdur eden bu kararlar nasıl bir gecede çıkarıldıysa bugün de bu mağduriyet çok rahatlıkla dönüştürülebilir” dedi.

Bir önceki çözüm sürecinin tıkanmasıyla birlikte, bölgede yaşanan çatışmalara karşı “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzaladığı için Kocaeli Üniversitesi’ndeki görevinden ihraç edilen Barış Akademisyeni Doç. Dr. Gül Köksal; geçtiğimiz haftalarda görevine iade edildi.

10 yıla yakın bir hukuki sürecin ardından görevine Kocaeli Üniversitesi’nde yeniden başlayan Köksal, çok farklı duygular içerisinde olduğunu ifade ederken bunların iki yönlü olduğunu ifade etti. Sorularımızı yanıtlayan Köksal üniversitedeki ilk izlenimlerini, güncel barış sürecine dair düşüncelerini ve 10 yıllık süreçte karşılaştıkları ama yeteri kadar konuşulmayan zorlukları anlattı.

Kültürel değerler, mimarlık politikası/eleştirisi, müşterekleşme pratikleri, 21. yüzyılda mekan üretimi ve özgürleştirici başka bir dünya yolunda yaşam üzerine çalışan barış akademisyeni Gül Köksal, YTÜ’de mimarlık lisansının ardından İTÜ Restorasyon Anabilim Dalı’nda yüksek lisans ve doktorasını tamamladı, “mimari koruma” alanından doçentliğini aldı. DAAD, TÜBİTAK ve Collège de France/PAUSE bursları ile Almanya, ABD ve Fransa’da araştırmacı olarak görev yaptı. 1996-2016 yılları arasında İTÜ, Bahçeşehir, Bilgi, Kocaeli Üniversitelerinde akademisyen olarak görev yaptı. Hâlâ kurucu üyeleri arasında yer aldığı Başka Bir Atölye’de üretime devam ediyor.

Köksal: “İade kararları birçok insanı mutlu etti”

Göreve iade kararının sadece kendisi için değil, tüm yoldaşları ve toplum için bir umut ışığı olduğunu belirten Köksal, üniversitedeki ilk gününe dair duygularını şu sözlerle ifade etti:

“Kocaeli Üniversitesi özelinde ise 19 kişi ihraç edildiğimiz bir durum vardı. Dönen arkadaşlarımız oldu, benden sonra da haberini aldığımız kişiler oldu. Ancak bunun da böyle yine parça parça olması rahatsız edici, sıkıntı verici ve öfkelendirici ama bu kadar uzun bir süreçte dayanışmayla ve direnişle hukuki alanda da önümüze bir alan daha açılıyor olması sevindirici. Kararın bir sürü insan için çok sevindirici olması da bana mutluluk verdi açıkçası. Çünkü ülkenin koşullarında her şey o kadar olumsuz ki insanlar politik anlamda bir kazanım olduğunda hukuk yoluyla bile olsa çok mutlu oluyorlar ve benim haberimin öyle bir mutluluk yaydığını fark etmiştim. Dolayısıyla sevdiğim insanların, yoldaşların seviniyor olması da beni sevindiriyor.

Tabii önümüzdeki süreç üniversitenin içerisinde nasıl olacak onu merak ediyorum. Endişelerim de heyecanlarım da var. Diğer arkadaşlarımla bir şeyler yapabilme alanı açılmış oluyor. Yeni gençlerle tanışma imkanı var. Merak da ediyorum ama… Onların böylesi bir ülke ortamında akademiyle kurdukları bağ, hayaller, hevesleri nedir?”

“Ekonomik sorunlar gençlerin üstüne ağır yük bindiriyor”

9.5 yıl önceki üniversite ile bugünkü üniversiteyi karşılaştırınca ilk gözlemlerini aktaran Köksal, ortamın genel olarak çok sessiz olduğunu ve heyecanlı bir ortamın olmamasının da kendisini düşündürdüğünü belirtti.

Anıtpark Yerleşkesi’nde görev yapan Köksal, 10 sene önce Anıtpark’ın çok daha canlı olduğunu ifade etti. Bunun nedenlerinin ise yerleşkedeki bazı birim ve bölümlerin taşınmış ve kendi bölümünün de taşınacak olmasına bağlayan Köksal, yerleşkedeki binaların yıkık görüntüsünün de etkili olduğunu savundu:

“Bir – iki tane eskiden tanıdığım hocayla konuşuyorum. Bazı dersleri orada, bazı dersleri burada. Yani biz bu yerleşkede mesela şeyi arzu ediyorduk. Güzel Sanatlar, Konservatuvar, Mimarlık, İç Mimarlık gibi bölümlerin aslında birlikte hareket etmesini, kent içinde bir yerleşke olarak buradaki bir sergi alanı da var. Aktifti zaman da görece aktifti. Kent ile daha kültürel, sanatsal anlamda ilişkisi olan, daha açık bir üniversite ortamı olsun gibi bir şeye hevesliydik. İnsan bir üniversite ortamıyla karşılaşınca böyle cıvıltılı bir şeylerin paylaşıldığı bir tablo arzu ediyor tabii. Özellikle bu kadar gencin, bilginin paylaşıldığı bir yerde… Ama şunu da gözlemliyorum: Sadece Kocaeli için değil, çalışan başka arkadaşlarımla da bu ilk izlenimlerimi konuştuğumda pandeminin bir etkisi olduğu, özellikle de uzaktan eğitimin bir şekilde yaygınlaştığı ve genel kabul veya doğal hale geldiği bir durum var.”

Öğrencilerin barınma ve ulaşım sorunları nedeniyle hareketliliğinin kısıtlandığını vurgulayan Köksal, Ekonomik sorunların gençlerin üzerine çok ağır bindirdiğini biliyorum. Bunlar da bulunduğumuz mekanların daha cıvıltılı, daha aktif, üretken, muhalif görüşlerin üretilebildiği bir yer olmaktan uzaklaşması için de önemli bir zemin” değerlendirmesinde bulundu.

“Hukuksuzluklar tıpkı üretildiği gibi ortadan kaldırılabilir”

Hukuki sürecin hala tam bir güvence sunmadığını, Bölge İdare Mahkemesi kararıyla bekleyen dosyası lehine dönmüş olsa da Danıştay sürecinin belirsizliğini koruduğunu hatırlatan Köksal, içinde bulunduğu durumun tanımsız ve belirsiz olmasının yıpratıcı olduğunu belirtti.

Köksal, iade sürecinin sadece hukuki bir mesele değil, ülkedeki genel politik atmosferle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Özellikle son dönemde gündemde yer alan “süreç” tartışmalarına değinen Köksal, barışın inşası için gerekli zeminlerin oluşturulmamasının, akademisyenlerin yaşadığı belirsizlikle alakalı olduğunu belirtti.

“Genel olarak siyasal bir basıncın olduğu yerde özgür bir şekilde barışın tesisine dair bir şey konuşulmadığında (kaldı ki bizim sürecimiz aynı zamanda üniversitelerin de özgürleşmesi ve üniversitelerde de başka bir ortamın yaratılması için bir zemin) bunlar da ilişkili hale gelmiyor ve yaşadığımız süreçler de çok yıpratıcı oluyor. Ayrıca, bizim üretim alanımız da bunları konuşabilmek ama bunları konuşabileceğimiz zeminler de oluşmuyor hiçbir şekilde.”

Köksal; 10 yıl önce barış akademisyenleri olarak söyledikleri “Savaş bir suçtur ve bu suçun ortağı olmayacağız” gibi bugün de adil, eşit ve barışçıl bir yaşam noktasında durduklarını belirten akademisyen, şunları ifade etti:

“Bunu açıkça dile getiriyor, hâlâ yazıp çizmeye, üretmeye gayret ediyorum. Ancak bunun somut adımlarının öznesi olamadığımız gibi bir tür nesnesi halinde bile olamıyoruz artık ve bu hâlin kendisi politik konjonktür içerisinde rahatsızlık verici.

Ayrıca, bizi mağdur eden bu kararlar nasıl bir gecede çıkarıldıysa ve üstelik de 672’li güvenceli pozisyonlarımızın üstü çizildiyse, bugün de bu mağduriyet çok rahatlıkla dönüştürülebilir. Böylece seneler süren tantanalara, o mahkeme bu mahkeme gezmeye gerek kalmaz. Bütün bu hukuksuzluklar tıpkı üretildiği gibi ortadan kaldırılabilir ama bu da yapılmıyor.”

Barış toplumsal sorunları konuşmanın en temel zemini”

Köksal, sadece akademide değil hayatın her alanında bir mücadele yürüttüklerini belirterek sendikal faaliyetlerden deprem sonrası kentsel iyileştirme çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede toplumsal fayda üretmeye çalıştıklarını ifade etti. Ancak bu üretim alanlarının kısıtlı olduğuna dikkat çeken Köksal, dayanışma ve yeni zeminler kurma vurgusu yaparak “Bu kısıtlı alanlara daha fazla sahip çıkmaya, onları geliştirecek zeminler kurmaya ihtiyacımız da var. Bizi besleyecek ve özgürleştirecek ve güçlü kılacak şeyin de bu olduğuna inanıyorum” dedi.

Savaşın olduğu bir yerde kronikleşen sorunları konuşmanın öncelik olamadığını ifade eden Köksal, “Barış, bunun en temel zeminidir” dedi ve ekledi:

“Şu anda ateşkes durumu söz konusu ve bu nedenle de bizim bahsettiğim sorunları test edebileceğimiz ve kurabileceğimiz ortaklıklara, zeminlere ihtiyaç var. Üniversiteler de bunun için tüm bileşenleriyle önemli bir platform ama görünen o ki bu zeminin üstünü çizmeye ve yok etmeye yönelik bir süreç var akademide de. Dolayısıyla da ister üniversitede ister başka yerde bunları sürdürmeye devam edeceğim. Arkadaşlarımın da ettiğini biliyorum. Umuyorum yolumuz hepimizin açık olur.”

Ne olmuştu?

11 Ocak 2016’da “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan 406 akademisyen, 1 Eylül 2016’da dönemin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildi. Ayrıca bildiriye imza atan 822 akademisyen Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı.

Ağır Ceza Mahkemesi bildirinin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek beraat kararı verse de Barış İçin Akademisyenler görevlerine iade edilmedi. Çünkü Barış Akademisyenlerinin bu süreçte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) olan dosyaları için, “önce iç hukukun bitirilmesi gerekir” kararı verildi.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından Barış Akademisyenleri ve Gülen Cemaati bağlantılı tüm dosyalar için OHAL Komisyonu kuruldu. Bu komisyon, neredeyse tüm Barış Akademisyenlerinin iadesine ret kararı verdi. Komisyonun ret kararlarını açıklaması 2021 yılını bulduğu için akademisyenlerin bir üst mahkemeye erişimi yaklaşık 5 yıl gecikti.

Bunun üzerine 2019’dan itibaren BİM davaları başladı. Toplamda 10 yıla yaklaşan hukuki süreç hâlâ devam ediyor.

2023 Haziran itibariyle haklarında KHK ile ihraç kararı verilen çok sayıda Barış Akademisyeninin ise mahkemelerin göreve iade kararlarına rağmen üniversiteler tarafından işe başlatılmadığı kaydedilmişti.

10 yıllık hukuki mücadele: yalnızca 14 kesin iade

Rapor: barisicinakademisyenler.net

Barış İçin Akademisyenler’in düzenli aralıklar ile yayınladığı rapora göre, göreve iade için açmış oldukları iptal davalarında bazı mahkemeler evet derken bazıları ise hayır diyebiliyor.

2016’dan beri süren hukuki mücadele sonucunda Danıştay kararı ile iadesi kesinleşen dosya sayısı ise yalnızca 14 iken Bölge İdare Mahkemesi düzeyinde 119, Danıştay düzeyinde ise 211 davada karar yok.

Ayrıca, her kademedeki akademisyenlere sosyal medya hesaplarının taranmasından vakıf, dernek vb. üyeliklerine kadar yeniden bir güvenlik soruşturması da yapılıyor. Böylece iade süreçleri daha uzun sürüyor ve akademisyenlerin aktif ve eleştirel bilgi üretimi giderek kısıtlanıyor.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.