12 Haziran’da tüm Avrupa’da yürürlüğe giren AB Göç ve İltica Konusunda Yeni Pakt anlaşması ile mültecilere yönelik hak ihlalleri artıyor. Yunanistan’da hamile bir kadın eşi ile birlikte keyfi bir şekilde 1 ay tutuklu kalırken bir anne iki çocuğu ile birlikte gerekçesiz bir şekilde gözaltına alınarak haklarında 2 yıl hapis istemi ile dava açıldı.

Yunanistan’da mültecilere hukuki ve sosyal yardım yapan Reffuge Support Aegen (RSA) adlı kuruluşun bildirdiğine göre yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte güvenlik güçlerinin keyfi uygulamaları da arttı. Yasanın yürürlüğe girdiği 12 Haziran’dan hemen sonra Göçmen Kabul ve Kimlik Tespiti Merkezi (RIC) sisteminin çökmesi ile mülteciler için iltica başvurusu yapabilmek tam bir işkenceye dönüştü. Yeni yasaya göre başvuru merkezlerinde gözaltında tutulabilen mülteciler keyfi uygulamalarında hedefi haline geliyor. RSA’ya göre, Yeni Pakt’ın uygulanması ile birlikte mültecilerin keyfi olarak tutuklanması, gözaltına alınması ve suçlu muamelesi görmesi, prosedürlerin çökmesi ve sığınma başvurularının kayda alınmasının durdurulması damga vurdu.
Başvuru merkezine gitti gözaltına alındı
Yeni Pakt’ın uygulanmaya başladığı 12 Haziran itibarıyla Yunanistan’a gelenler kayıtsız bir şekilde gözaltında tutulurken; bazıları ise sığınma talebinde bulunurken keyfi olarak tutuklandığını cezai kovuşturmaya uğrayarak gözaltına alındığını belirten RSA, bu durumun, Göç ve İltica Bakanlığı’nın yetkili birimlerinin sığınma başvurularını kaydetmeye yönelik zaten sorunlu olan prosedürleri daha da kötü haline getirdiğini açıkladı. RSA, yaşanan ihlallerden güvenlik nedeniyle isimlerini açıklanmadığı iki başvurucuyu örnek olarak gösterdi. Başvuruculardan ilki Atina’da 6 ve 8 yaşlarındaki iki çocuğu ile iltica başvurusunda bulunan bir anneye ait. Buna göre Temmuz ayında Malasaka Kabul ve Kimlik Tespit Merkezi’ne başvuran anne başka bir Avrupa ülkesinde yaşayan eşinin yanına çocukları ile birlikte gitmek için aile birleşimin olmasını istedi. Ancak başvuru merkezindeki görevliler polisi çağırarak, anne ve iki çocuğunu gözaltına alıp, iki yıl hapis cezası gerektiren bir suç olan “yasa dışı kalış” suçundan yargılanmak üzere savcılığa çıkarıldılar. Aile daha sonra Amygdaleza Geri Gönderme Öncesi Gözaltı Merkezi’nde (PRDC) gözaltına alınmış ve sığınma başvurusunda bulunmuş olmalarına rağmen haklarında sınır dışı kararı çıkarıldı. RSA’nın yaptığı başvurular sonucu karara itiraz edilerek aile son anda sınır dışı edilmekten kurtularak başvuru merkezinde işlemleri yapılmaya başlandı.
Münferit değil
RSA gönüllüsü ve avukat Marianna Tzeferakou yaşanan olayın münferit bir olay olmadığını belirterek şunları söyledi: “Malakasa RIC Yönetimi’nin bir sığınmacı ve çocuklarını kaydetmeyi açıkça reddetmesi ve ardından Malakasa RIC tarafından polis yetkililerinin çağrılarak yasa dışı kalış suçundan tutuklanmalarına, idari geri gönderme kararı çıkarılmasına ve polis yetkileri tarafından — üstelik korkunç koşullar altında — gözaltına alınmalarına yol açması; Yunan hukukunu, AB hukukunu ve uluslararası hukuku açıkça ihlal eden, insanları riske atan ve insan onurunu zedeleyen hukuka aykırı bir muameledir. Bu münferit bir olay değildir. Bu tür uygulamaların yerleşmesi ve Yeni Pakt’ın uygulanması bağlamında tartışmasız insan haklarının çiğnenmesi hukuka aykırıdır ve demokratik bir devlette kabul edilemez.”
Hamile kadın ve eşi bir ay tutuklu kaldı
RSA’nın açıkladığı ikinci olay ise Midilli Adası’nda gerçekleşiyor. İleri derecede hamile olan bir kadın ve eşi Midilli Adasına’na geldikten sonra yetkililer tarafından güvenlik taraması ve sığınma prosedürlerinden geçmek üzere Midilli Kapalı Kontrollü Erişim Merkezi’ne (CCAC) götürüldüler. Yaklaşık bir ay boyunca herhangi bir belgeye ve durumları hakkında bilgiye sahip olmaksızın orada kayıtsız bir şekilde gözaltında kaldılar. RSA’nın girişimleri sonucu keyfi gözaltıya son verilmesi için Midilli İdare Mahkemesi’ne yapılan itiraz ardından çift, bir aylık tutukluluğun ardından serbest bırakılarak sığınmacı kartları verildi.
RSA yaptığı açıklamada şunlara dikkat çekti:
“Burada yukarıdaki iki olaydan yola çıkarak dile getirdiğimiz hususlar, Temmuz 2026 başından bu yana Yunan makamlarının ve AB kurumlarının dikkatine sunulmuş ancak herhangi bir yanıt alınamamıştır. RSA, Yeni Pakt’a ve bunun Yunanistan’daki uygulama yasasına karşı olduğunu, temel insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğini belirterek güçlü çekincelerini dile getirmiştir. Başta sığınma hakkına erişim olmak üzere sığınma güvencelerinin korunması, sığınmacıların gözaltında tutulmasına son verilmesi, hukuka ve insan haklarına uyulması çağrısında bulunuyoruz. Yeni Pakt ve Yunanistan’daki uygulama yasası tarafından zedelenen, uluslararası hukuk ve Anayasa ile güvence altına alınan her insanın yaşam, özgürlük ve onur haklarına ayrım gözetilmeksizin saygı gösterilmesini talep ediyoruz.”
Yunanistan’da nasıl uygulanıyor?
Yasaya göre, göre iltica başvurusu yapan kişinin durumunun 12 hafta gibi kısa bir sürede incelenmesi öngörülüyor. Yunanistan’da iltica başvuru randevularının bile bazen 2-3 yılı bulduğu düşünüldüğünde mevcut 12 haftalık uygulamanın iltica edenler için olumsuz sonuçlar doğuracağı STK’ların itiraz ettiği en önemli nokta. STK’ların karşı çıktığı bir diğer nokta ise bu 12 haftalık sürecin gözaltına geçirilecek olması.
İlticaları kabul edilebilir bulunan kişiler için ise 3 ay içinde mülteci statüsü verilmesi öngörülüyor. İltica başvurusu kabul edilmeyenler ise zorla geri gönderilebilecek. Yunanistan’da uygulanacak yasaya göre iltica başvurusu kabul edilebilir kişiler açık kamplarda, kabul oranı düşük olan kişiler ise kapalı kamplarda yani gözaltı merkezlerinde tutulacak.