Adını Mehmed Uzun’un eserinden alan “Dicle’nin Sürgünleri / Hawara Dîcleyê” sergisi, 11 Eylül’de Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi’nde ziyarete açıldı. Serginin kolaylaştırıcısı Servet Kaplan, sergi fikrinin ortaya çıkışı ve serginin odağına dair değerlendirmelerde bulundu.

Fotoğraflar: Yekta Armanc Hatipoğlu/Niha+
Yıkıntılar Arasında ve Arazi Assembly tarafından hazırlanan “Dicle’nin Sürgünleri / Hawara Dîcleyê” sergisi, 11 Eylül’de Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi’nde ziyarete açıldı.
11 Ekim’e kadar sürecek sergide Batman, Mardin, Diyarbakır, Şırnak ve Cizre’yi kapsayan Dicle Havzası’nda farklı dönemlerde yaşanan yıkım ve tahribat; araştırmacılar, kent ve kalkınma uzmanları ile sanatçıların çalışmaları üzerinden inceleniyor.
Sergi, adını ve çıkış noktasını yazar Mehmed Uzun’un “Dicle’nin Sürgünleri” adlı eserinden alıyor.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin mekân desteğinin yanı sıra Tarabya Kültür Akademisi, Sivil Düşün ve Ankara Goethe Enstitüsü tarafından destekleniyor.

Sergide Yıkıntılar Arasında ekibinden Aşkın Ercan, Delal Eken, Rozelin Akgün, Nejbir Erkol, Seda Gecü ve Servet Kaplan; Arazi Assembly’den ise Leyla Keskin, Yıldız Tahtacı, Pelin Tan, Özge Çelikaslan, Ruken Aydoğdu, Yelta Köm, Merve Gül Özokçu ve Zelal Gezici yer alıyor.
Serginin kolaylaştırıcısı Servet Kaplan ile sergi fikrinin ortaya çıkışı ve serginin odağı üzerine konuştuk.
“Dicle’de ciddi bir tahribat var”

Servet Kaplan
Kaplan, serginin Yıkıntılar Arasında ve Arazi Assembly olarak bir araya gelişleriyle ortaya çıktığını, her iki kolektifin de uzun zamandır Dicle’deki ekolojik yıkıma özellikle odaklı olduğunu söyledi:
“Bireysel üretimler vardı. Bunları bu kez iki grup olarak bir araya getirip bir sergi fikriyle, hatta etrafında atölyelerle beraber biraz daha kamusal bir alanda konuşmaya, paylaşmaya ihtiyacımız olduğunu fark ettik.”

“Dicle’de bir tahribat söz konusu. Barajlar, devletin güvenlik politikalarıyla, sermaye eliyle yapılan birtakım müdahalelerle insanların bulunduğu ya da bulunmadığı alanlarda ciddi bir tahribat var” diyen Kaplan, serginin tamamen buna odaklandığını ve yaklaşık sekiz aylık bir hazırlık sürecinin ardından ortaya çıktığını ifade etti:
“Öncelikle geçmiş ve bugün bağını sergi açısından değerlendirirsek Arazi Assembly’nin 10 yılı aşkın bir süredir bu bölgede, Dicle Nehir Havzası’nda yaptığı araştırmalar ve sanatsal üretimler var. Bir de Dicle Nehir Havzası’ndaki yıkımı GAP öncesine dahi dayandırabiliyoruz. 40-50 yılı aşkın bir süredir var diyebiliriz bu tahribat.”

“Yerinden edilme” ve “sürgünün” sadece insana dair olmayışı
Kaplan, serginin ana fikri olan “yerinden edilme” ve “sürgün” gibi kavramların sadece insanlara dair olmadığını da söyleyerek “Çünkü bu tahribattan kaynaklı türlerin yok olması, özellikle nehrin ekolojisinde ciddi bir tahribatın yaşanması durumu söz konusu” diye konuştu.
11 Ekim’den sonra serginin başka illerde açılıp açılmayacağına dair şu an için planlı bir şey olmadığını ancak buna dair bir fikir olduğunu söyledi. İki inisiyatifin üretimlerinin devam etmesi sebebiyle serginin başka illerde açılma ihtimalinin de olduğunu belirtti.

“Mehmed Uzun’un Dicle’nin Sürgünleri kitabından hareket ettik”
Kaplan, Mehmed Uzun’u anarak sözlerini sonlandırdı:
“Mehmed Uzun’un Dicle’nin Sürgünleri kitabından hareket ettik. Ekolojik edebiyat ya da eko-kurgu denen kavramlar üzerinden gitmeyi tercih ettik. Doğanın ya da peyzajın cansız bir varlık olarak değil aslında tüm yaşanan sürece dair belli tanıklıklar taşıyabildiği ya da hafıza taşıyıcısı olduğu gibi bir durum var. Mehmed Uzun’un kitabında da Dicle Havzası’nda yaşayan farklı toplulukların (Êzîdîler, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler); yaşadığı felaketlerin anlatımında Dicle’nin sesini anlatmaya dair bir kurgu var. Aslında sergi bu fikir etrafında yoğunlaşıyor, tabii biraz güncele de gelerek.”

Yıkıntılar Arasında ve Arazi Kolektifi hakkında:
Yıkıntılar Arasında: Araştırma ve Sanat İnisiyatifi (İstanbul, Diyarbakır, Mardin ve Hatay), farklı disiplinlerden araştırmacı, sanatçı ve kültür üreticilerinin bir araya geldiği bir inisiyatiftir. Eleştirel mekân çalışmaları yürüten insiyatif; politik şiddetin izlerini taşıyan yıkım alanlarına, insan ve insan olmayanların dolanık ilişkilerine, hafıza ve tanıklık anlatılarına odaklanan araştırma ve sanatsal üretimler gerçekleştirmektedir.
Arazi Kolektif: Mardin merkezli Arazi Kolektifi (Arazi Assembly) 2014 yılında kuruldu. Disiplinlerarası araştırmacılar, sanatçılar ve mimarlardan oluşan inisiyatif, eleştirel mekân pratikleri sürdürmektedir.
Katılımcılar
Aşkın Ercan, Delal Eken, Rozelin Akgün, Nejbir Erkol, Seda Gecü, Servet Kaplan (Yıkıntılar Arasında)
Leyla Keskin, Yıldız Tahtacı, Pelin Tan, Özge Çelikaslan, Ruken Aydoğdu, Yelta Köm, Merve Gül Özokçu, Zelal Gezici (Arazi Assembly)