Bir şair, bir şehir, bir devrimci, bir inisiyatif - II

Siyasetçi hekimler, Dr. Xetip, Hatip Demiralp ve bîr inisiyatifi

Bingöl’ün kendine has isimlerinden olan Kasım Demiralp’in, dönemin önemli Kürt siyasi örgütlerinden birinin içinde yer alan oğlu Hatip Demiralp ile olan yazışmaları ve yıllarca biriktirdiği materyalleri, döneme ışık tutan önemli belgeler. Bu materyalleri bir arşiv çalışması için korumaya alan bîr inisiyatifi, Kasım Demiralp’tan yola çıkarak Cumhuriyet tarihinin önemli pek çok dönemine dair bilgi ve belgeleri gün yüzüne çıkarıyor.

Hatip Demiralp (ortadaki) ve arkadaşları, Foto: bîr inisiyatifi

“Şûno şûno, Ez bermeno, şima r` vûno/Xeber amey xebera pîs/Cîhat dima kişiya Îdrîs/Heval ma yî marksîst–lenînîst/Şûno şûno, bira Şûno şûno, keko şûno/Adir kot zerrê daykûno/Dêrd hevalûn derdo girûno/Faşîst bî yo veciyay texto/Heval Şakîr girot berdo/Ezîz vûno, ″kurd cûmiyer do″/Şûno şûno, bira şûno/Şakîr bira avukatî pêşmergûn o/Şûno şûno, keko /Ez bermeno şimar r’ vûno”*

*“Gidiyor, gidiyor kardeşim gidiyor,/Gidiyor, gidiyor yoldaşım gidiyor./İdris gidiyor, Cihat gidiyor,/ Şakir gidiyor, kardeşim gidiyor./Ben ağlıyorum, size söylüyorum.Haber geldi, kötü haber./Cihat’ın ardından İdris öldürüldü./Bizim yoldaşlarımız Marksist-Leninistti./Gidiyor, gidiyor kardeşim gidiyor./ Ben ağlıyorum, size söylüyorum.”

Dönemin sözlü tarih belgesi olarak kabul gören bu ağıt, Rençber Aziz’e aittir. Rençber Aziz birçok Kürt hareketinin öncülerinin doğup büyüdüğü, Madımak Katliamında katledilen şair Metin Altıok’un hayatının önemli bir dönemine denk gelen şehir olan Bingöl’den çıkmış bir ozandır. Rençber Aziz’in eserlerinde politik direniş, toplumsal hafıza, kayıp ve sınıf eleştirisi hâkimdir. Ozan bu eserinde politik nedenlerden dolayı öldürülenlerin sadece isimlerini anmıyor, bu kayıpların toplumun hafızasına kazınmasını amaç edinerek hesap sorulması gerektiğini söylüyor. Böylesi bir adalet talebinde ısrarcı olanlarınlardan biri de (ortaklaştığı yoldaşları “Bir şair, bir şehir, bir devrimci, bir insiyatif” yazısında isimleri geçen Cihat Elçi, İdris Ekinci, Şakir Elçi) ve Hatip Demiralp’tır. “Heval ma yî marksîst–lenînîst,” biraz da Hatip Demiralp ve yoldaşlarını tanımlar.

Rençber Aziz, Foto: Rençber Aziz Facebook sayfası

Hatip Demiralp anti sömürgeci ve sosyalist devrimci olmakla birlikte hekimdir. Hekimlik ve devrimcilik mücadelesi, hayatı, toplumu, sitemi sorgulama konusunda kesişirler. İkisi de acıyı dindirmek, yaşamı özgürleştirmek için vardır. Hekimin hastasını iyileştirme çabası ile devrimcinin toplumu ve sistemi iyileştirme çabası bu kesişimin ifadesidir; hayatı ve adaleti savunmak. Alman hekim Rudolf Virchow,”Tıp sosyal bir bilimdir ve politika, geniş ölçekte tıptan başka bir şey değildir.” der.

Kürtlerin siyasal mücadelesinde hekimler

Kürtlerin siyasal mücadelesinde de birçok Kürt hekim aktif bir şekilde rol almış ve bu mücadelede çeşitli yöntemleri denediler. Bunların çoğunluğu sol görüşlü olsa da merkez sağda mücadeleyi tercih edenler de olmuş.

Kürt kimliğine tam adını koymadan, yer açma siyasetini tercih eden Dr. Yusuf Azizoğlu DP Hürriyet Partisi-Yeni Türkiye Partisi hattında merkez sağ ve parlamenter siyaset üzerinden sistemin içinde kalarak, Kürt kimliği ve bölgesel eşitsizlikleri gündeme alarak, daha reformcu bir çizgiyle çözüm bulmaya çalıştı.

Başka bir yöntemin temsilcilerinden Dr. Tarık Ziya Ekinci, Dr. Naci Kutlay siyaseti sol kulvarda yapmayı tercih etmiş, TİP’e katılarak Kürt sorununu sınıf, demokrasi ve sosyalizm perspektifiyle ele alarak çözüm aramışlar. TİP’in içerisindeki “Doğulular Grubu”, sosyalist Kürtler ve aydınlar, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi çevresindeki Kürt aydınları ve yerel aktörler ortak çalışmalar yürüterek Doğu Mitingleri adı altında Kürt meselesinin kitlesel ve açık biçimde gündeme gelmesine vesile olan bir siyasal hareket başlattılar. İlk büyük miting Silvan’da 13 Ağustos 1967’de yapıldı, ardından Diyarbakır, Siverek, Batman, Dêrsim, Ağrı, Ankara’da devam etti. Doğu Mitinglerinin yarattığı siyasal ortam, 1968–1969 döneminde Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nın (DDKO) ortaya çıkmasına zemin hazırladı. DDKO’lar, genelde sosyalist olsa da milliyetçi ve sosyal demokrat düşüncelere sahip kişilerle Kürt kimliği, dil ve kültürü ile demokratik haklar konusunda daha örgütlü bir mücadele yürütmeye çalıştı. 1970’lere gelindiğinde sosyalist ve farklı örgütsel yapılarda olan Kürt hareketleri, “Sömürge Kürdistan” tezi üzerinde fikir birliği içinde oldu. Bir çoğu illegal olup siyasi örgütlenmelerininde çoğu silahlı mücadelede yolunu tercih etti.

DDKO mitinglerinden, Foto: 1+1 Express

Hatip Demiralp ve mücadelesi

Hatip Demiralp, bu mücadeleye katılınca Dr. Xalid adını alır ve Türkiyede Kürdistan Demokrat Partisi’nin kurucusu Dr.Sait Kırmızıtoprak’ın (Dönem ve Bingöl ekseninde düşündüğümüzde aynı siyaseti paylaştığı Dr. Siraç Bilgin, PKK kurucularından Hacettepe tıp öğrencisi Hayri Durmuş’un) kabul gördüğü bir cerrah gibi radikal müdahaleyle yani silahlı mücadeleyi önceleyen siyasal mücadele yöntemini tercih etmiştir.

Hatip Demiralp, Foto: bîr inisiyatifi

Güney merkezli Kürt hareketinin önemli isimlerinden Barzani, anılarında: “…15 Kasım 1990 günü, T-KDP’den bir heyetle geniş katılımlı bir toplantı yaptık. Misafir heyette, partinin genel sekreteri Dr. Xalid, Fuat … ve Dr. Ferhat; bizim parti heyetimizde ise ben Dr. Cercis Hasan, Nêçirvan Barzani, Franso Heriri ve Remzi Şaban yer almaktaydı. Toplantıda, bölge ile ilgili genel bir değerlendirmeden sonra, Kürdistan’ın içinde bulunduğu durum, mevcut gelişmeler ve meydana gelen değişiklikler, özel olarak da iki parti ilişkiler ele alındı. Bizden, kendi arkadaşları için askeri eğitim için bir kamp imkânı verilmesini talep ettiler. Toplantıda bu aşamada silahlı mücadele yürütmek, gelecekte ve gerek duyulduğu zaman için hazır olmak amacıyla böyle bir eğitim kampının kurulması konusunda anlaşmaya varıldı” der.

Bu çerçevede yoldaşlarıyla birlikte Duhok kentine bağlı Batîfa kasabası bölgesinde “Sait Elçi Askeri ve Siyasi Eğitim Kampı” adıyla bir kamp kurarlar. Bu kampta askeri ve siyasi eğitimler verilmeye başlarlar. Dr. Xalid, bu yıllarda kampın tüm eğitim faaliyetlerine bizzat katılır.

Hatip Demiralp, 1993 Martında 41 yaşında akciğer kanseri nedeniyle öldüğünde çok sevdiği eşi Emine’si, çocukları (Şevder ve Diloş yani Arda), akrabaları ve yoldaşları özellikle onun gibi daha sonra kansere yenilen Neval Uçaman hep yanındadır. Kısacık hayatında bir dünyayı sığdırmayı başarır.

Hatip Demiralp T-KDP’lidir. Partisinin Merkez Yayın Organı XEBAT‘ı yıllar sonra tekrar yayınlanmasına vesile olan Dr. Xalid’ın vefatında yoldaşları

‘’İnancımızı kavgamıza, düşlerimizi amacımıza,

sevgimizi tarzımıza harman edip ilerliyorken,

devrimci tarzımızı modelize eden

Xalit Şervan yoldaşımızı attığımız her adımda

katkısının olduğunu bileceğiz.’’

başyazısıyla anarlar.

Hatip Demiralp 12 Temmuz 1952’de Bingöl’ün (Çewlîg) Karlıova (Kanîreş) ilçesine bağlı Kargapazarı (Qerxebazar) köyünde dünyaya geldi. İlkokulu ve ortaokulu köyünde , liseyi ise Bingöl ve Dêrsim’de okudu. Lise öğrenimini sürdürdüğü Bingöl’de, yurtsever gençliği örgütlemek için “Bingöl Gençlik-Kültür ve Sosyal Dayanışma Derneği”nin kurulmasında aktif rol oynadı. Bingöl’de o tarihlerde sağ kesim ile sol çevreler arasında meydana gelen sürtüşmeler zaman zaman sıcak çatışmalara dönüşüyordu. Bu süreçte Kuzey Kürdistan’ın çoğu bölgelerinde örgütlenme faaliyeti sürdüren T-KDP ile tanıştı.1977 yılında tıp öğrenimini görmek için geldiği Diyarbakır’da parti elemanı olarak III. Kongreye delege olarak katıldı.

Hatip Demiralp, Foto: bîr inisiyatifi

Partisinin geleneksel kesimi ve gençlik kesimi arasındaki sürtüşmeler, gençlik ağırlıklı kesimin partiden ayrılıp KUK (Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları) adını aldığında tercihini T-KDP saflarında yönünde yaptı. 1983 yazında illegal olarak kaldığı Diyarbakır’da yakalandı, yaklaşık bir yıl tutuklu kaldı. Tutukluluk süresi bittiğinde askerliğini yapmadığı gerekçesiyle zoraki askerlik sürecine tabi tutulup Trakya’ya gönderildi. 1984 yılı kışında hakkında beyanlarda bulunulması sonucu Bingöl’e getirildi, 45 günlük sorgulama süresi sonunda Trakya’ya geri gönderildi. 1985 Ağustos sonlarında partisine karşı girişilen seri operasyonlar sonucu tekrar yakalandı. 40 günlük bir sorgulama ve yargılama süreci sonunda 1986 ortalarında beraat etti. Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi’nin 1989 3. Kongresinde Genel Sekreterliğe seçildi.

Kasım Demiralp ve bîr İnisiyatifi

Hatip Demiralp yaşamı boyunca yaptıklarının anlaşılmasını istemiş, Kürt siyasi ve toplumsal tarihinde farklı dönemlerinden de geçen babası Kasım Demiralp’a gönderdiği mektupta bu isteğini yansıtan şu ifadeleri kullanır:

[…] “Baba, mektubunu dikkatle okudum. Kelimelerin, her zamanki gibi, yüreğinde büyüttüğün endişeleri ve benim için duyduğun kaygıyı taşıyor. Bunu görüyor ve anlıyorum. Ancak daha önce de seninle konuştuğumuz gibi bu konuda seninle aynı fikirde değilim. Bunu bilmeni istiyorum. Omuzladığımız bu kavganın ne kadar ağır bir yük olduğunu ve ne denli büyük bir öneme sahip olduğunu biliyorsun. Bu yalnızca benim kişisel bir tercihim değildir; inandığım değerlerin yüz binlerce savunucusu var ve bu değerlerin sorumluluğunu taşıyorum. Sana bunun uzun uzun teorik izahatını yapmayacağım çünkü sen de bunların özünü anlayacak kadar bilge bir insansın. Elbette benden beklentilerini ve taleplerini anlıyorum. Ama biliyorsun ki, inandığım yoldan geri dönmek gibi bir lüksüm yok. Bu, yalnızca benim için değil, hepimiz için daha büyük bir amacın parçası. Senin de zaman zaman söylediğin gibi,‘İnanç, insanı ayakta tutan en güçlü erdemlerden biridir.’ Ben de senin inandığın inancı taşıyorum ve bu inancın gücüyle yürüyorum. Umarım beni bir gün daha iyi anlarsın. […]”

Kasım Demiralp’in günlükleri, Foto: bîr inisiyatifi

Hatip Demiralp’in babası Kasım Demiralp’ın siyasal yaşamı, 1950’lerde merkez sağ olan Demokrat Parti içinde devam etse de daha sonraları annesinin mirası olan hafızaya/arşive odaklanır. Baba oğul 1980 darbesinde baskı görüp gözaltına alınırlar. Günler boyunca oğlundan haber almak için beklediği Diyarbakır Cezaevinde dönemin cezaevi sorumlusu Esat Oktay tarafından bir paketin içinde ona verilen oğlunun kanlı gömleğini arşivinin bir parçası haline getiren Kasım Demiralp yaşadıkları, duydukları, gördükleri ve şahit olduklarını tarihe mal etmek için derler, toparlar, biriktirir. Yani o bir arşivci ve bellek koruyucusudur. 1925 Kürt Direnişi sonrası annesi Xezal Hanım’ın tertelenin hafızada korunması için oğlu Kasım Demiralp’a sık sık telkinde bulunur. Katliam sonrası katledilen her ailenin mektup, fotoğraf ve günlüklerini yıllarca göğsünde saklayarak bunları oğlu Kasım Demiralp’in devam etmesini ister.

Kasım Demiralp yaşamı boyunca yaşadığı coğrafyayı karış karış dolaşıp aile secerlerini çıkarır ,mektuplar günlükler, mahkeme tutanakları, ses kayıtları ve fotoğraflar biriktirerek resmi tarih anlatılarına karşı toplumsal hafızanın korunmasına yardımcı olur. 1998’de öldüğünde geride bıraktığı 700’ e yakın fotoğraf, 53 yıllık günlükler, el yazmaları, mektuplar, 1925 katliamı, Ağrı isyanı ve Dêrsim tertelesindeki tanıkların ve dengbêlerin ses kayıtları, aile şecereleri, yerel belediye kayıtları, Farsça ve Osmanlıca belgeleri, metinleri, el yazma kopyaları, ölüm tarihleri defterleri, kayıpların isimlerinin olduğu listeler bırakır. Bu büyük arşivi kamuoyuna tanıtıp, erişime açmak için ailenin fertleri ile birlikte kolektif bir çalışma yürüten farklı disiplinlerden bir grup araştırmacı 2024 yılında ailesinin ”Arşiv Odası” olarak adlandırılan özel odayı ziyareti sonrası bîr insiyatif adıyla bir inisiyatif kurar.

Kasım Demiralp, Foto: bîr inisiyatifi

İnsiyatif odağına resmi/hegemonik söylemin bastırdıklarını eşeleyerek görünmez kılanlara odaklanmayı ve hafızalaştırma çalışmalarına alan açmayı hedefliyor. bîr insiyatif’inin Cumhuriyet tarihi boyunca rejimin eşit yurttaşlar olarak kabul etmediği Kürtlerin sivil siyasetle buluşmasının, demokratik zeminleri keşfetmesinin, o zeminlere olan inancını gelecek kuşaklara aktarılmasının ve siyasal katılımı çeşitli yüzeyler aracılığıyla yapabilmesinin hikayesi ve ardından gelen kopuş anlarını kısmen daha okunaklı hale getirme çabası içinde olup, birlikte düşünmeye ve üretmeye dair bir motivasyona sahip görünüyor. Kendilerini tanımlamak için kullandıkları ‘’bîr’’hafıza ve kuyu kelimelerinin Kürtçe karşılığı anlamında olup hafıza çalışmalarında da bildiğimiz kuyudan suyu çıkarma çabası olarak da düşünebiliriz.

Kasım Demiralp’ın “Toprağımızda gül bitmese yazık olur” ifadesindeki insanca yaşama onurunu temsil eden gülün Demiralp’ın yaşadığı topraklarda bitmesi umuduyla….

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.