Bilirkişi raporu Afşin-Elbistan A Santrali için “ciddi bir tehdit” dedi

Afşin-Elbistan’daki Termik A Santrali’ne ilişkin yayınlanan bilirkişi raporunda kükürt dioksit ve azot dioksit için konulmuş yasal sınırların aşıldığı ifade edildi. Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat, “Mesele sadece bir bölge değil, toprak meselesidir dedi.

Bilirkişi raporunda yer alan fotoğraf

Yıllardır bölgede ciddi sağlık ve ekolojik riskler oluşturmasıyla bilinen Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne eklenmesi planlanan 5 ve 6. ünitelere ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu kararı 8 Temmuz’da iptal edilmişti. Greenpeace Türkiye’nin Afşin-Elbistan A Termik Santrali 4. ünitesinin çevre izninin ve lisans belgesinin iptali için bölge halkıyla birlikte 2024 yılında açtığı davadaki bilirkişi raporu da bugün açıklandı.

Rapor, Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin 4. Ünitesinden yayılan hava kirliliğinin insan sağlığı, tarımsal üretim, su kaynakları ve ekosistem bütünlüğü üzerinde “ciddi ve sürekli bir risk” oluşturduğunu ortaya koydu. Raporda santralden yayılan zehrin yerel halkın sağlığı, tarım ve su kaynakları üzerinde “arızi bir hata” değil, “yapısal ve sürekli bir tehdit” oluşturduğu doğrulandı.

4’er ünitelik 1355 Megawatt’lık (MW) Afşin-Elbistan A Termik Santrali 42 yıldır, yine 4’er ünitelik 1440 MW’lık Afşin-Elbistan B Termik Santrali ise 22 yıldır Maraş’ta elektrik üretimi yapmaktadır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, söz konusu Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne yeni bir termik santral büyüklüğünde olan toplam 688 MW kapasiteli ek 2 ünite için 27 Aralık 2024’te “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı” verdi. Santralin 5. ve 6. ünitelerine ilişkin ÇED olumlu kararının iptali istemiyle açılan davaların duruşmaları 11 Haziran’da görüldü. Eylül 2025’te hazırlanan ilk bilirkişi raporunda ek üniteler için planlanan projenin kamu yararı taşımadığı, Şubat 2026 tarihinde açıklanan ikinci bilirkişi raporunda da projenin uygun olmadığı yönündeki tespitler belgelenmişti.


Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat, ÇED iptal kararı ve bilirkişi raporunun ardından bölgedeki durumu ve çevre mücadelesini anlattı. Dalkanat, 5. ve 6. ünitelerin kapatılması için açılan davaların Greenpeace, Tema Vakfı, Türk Tabipler Birliği, İklim Adalet Koalisyonu, Avrupa İklim Eylem Ağı, 350.org, Elbistan ve Nurhak Belediyeleri gibi birçok kurumun desteğiyle yürütüldüğünü hatırlatarak bu sonucun yerelin ve çevre örgütlerinin mücadelesiyle elde edildiğini vurguladı ve ilerideki günlerde mahkeme kararıyla sağlıkla ilgili istatistik bilgilerini de alacaklarını belirtti.

Mehmet Dalkanat

Dalkanat: “Santraldeki birçok işçi sakat kaldı”

İptal edilen ek ünite projesinin aslında 688 MW gücünde devasa yeni bir santral anlamına geldiğini belirten Dalkanat, bu kararla bölgenin şimdilik büyük bir yıkımdan kurtulduğunu ifade etti. Dalkanat, santralin açık işletme şeklinde çalıştığını, kömürü usulsüzleştirmek için yeraltından 1500 – 2000 pompayla sürekli su çektiğini ve bunun da yeraltı su seviyelerini ve birçok ekosistemi de beraberinde etkilediğini söyledi.

Dalkanat, bilirkişi raporunun ardından asıl hedefin mevcut santralin tamamen kapatılması olduğunu vurguladı:

“Karşımızda 42-43 yıllık çok eski bir metal yığını var. Patlamaya hazır bir bomba gibi. Arızalı olmadığı bir gün bile yok. Bu zamana kadar birçok işçi kardeşimiz yaşanan kazalardan dolayı sakat kaldı, bu durum hâlâ da oluyor.”

“Ölsek de karnımız tok ölelim”

Santralin bölgeye istihdam sağladığı yönündeki iddiaların bir aldatmaca olduğunu söyleyen Dalkanat, santral yetkililerinin yabancı işçi çalıştırarak ucuz iş gücünden faydalandığını belirtti ve “Nepal’den, Pakistan’dan, Afganistan’dan işçi getiriyorlar. Bu insanları 300 dolara, sigortasız çalıştırıyorlar” dedi.

Bu durumda çaresiz bırakılan bölge halkının onlara “Biz bunun zararını biliyoruz, hepimiz hastayız. Bu hastalıktan öleceğimizi de biliyoruz ama ölsek de karnımız tok ölelim diye çalışıyoruz” dediklerini söyledi ve ekledi: “Burada böyle bir facia, böyle bir vahamet yaşanıyor.”

“Kanser vakasının uğramadığı ev yok”

Yıllardır bölgedeki sağlık verilerinin kamuoyundan gizlendiğini, ancak verdikleri hukuk mücadelesiyle bu verileri almaya hak kazandıklarını belirten Dalkanat, bölgedeki kanser gerçeğine dikkat çekti:

“Bölgede kanser vakasının uğramadığı ev yok, herkes bir kurban vermiş. İlçe merkezlerinde kanser vakaları Türkiye istatistiklerinin çok çok üzerinde. Oradan emekli olan memur arkadaşlardan 70 yaşını gören yok, yaşayanlar da 3-4 stentle yaşıyor. 25 yıl boyunca sülfür dioksit, kükürt dioksit ve diğer zehirli maddelerle muhatap olan bu insanlar değişik kanser türleriyle gidiyorlar. Genellikle akciğer kanseri.”

Greenpeace gibi iklim alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının paylaştığı bilgilere göre, Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin emisyon verileri yasal sınırlarının sekiz katına kadar aşıldı ve Afşin Elbistan A Santrali’nin açılışının ardından bölgedeki kanser vakaları sekiz kat yükseldi. Bu kuruluşlar ayrıca, ÇED raporuna göre ek ünitelerin Afşin ilçesinin bir yılda tükettiği suyun sekiz katı su tüketeceğini, eklenmesi planlanan iki ünitenin de tüm baca gazı filtreleri eksiksiz yapılsa bile 2 bin 268 erken ölüme yol açacağını ve santrale yakın topraklarda arsenik, kadmiyum, kurşun, çinko, mangan ve molibden gibi ağır metallerde ve iz elementlerde önemli artışlar olduğunu da açıklamıştı.

“Santraller yılda en az 4 milyon ton kül bırakıyor”

Santralin filtre sistemlerinin yetersizliğine de değinen Dalkanat, “Dünyanın en gelişmiş termik santrali bile olsa yüzde 2’lik bir sızıntı yapıyor. Bu santral senede 22 milyon ton kömür yakıyor. Havaya, atmosfere 4 milyon tonun üzerinde kül bırakıyor. Bu oran bile buradaki ekosistemi, su havzalarını, yer altı su dengesini bozmaya yetiyor” dedi.

Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’na imza attığını ve önümüzdeki süreçte bu sene Antalya’da gerçekleştirilecek İklim Zirvesi olan COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlandığını hatırlatan Dalkanat, bu süreçte kömür yatırımlarına devam edilmesinin büyük bir çelişki olduğunu söyledi. Yerel ve ulusal çevre örgütlerinin ortak dayanışmasıyla bu kararın alındığını belirten Dalkanat, sözlerini şöyle tamamladı:

“Hem iklim zirvesine talip olmak hem de karbon salınımı en yüksek olan sektöre ruhsat vermek büyük bir çelişki. Biz bu mücadeleyle devletin uluslararası kamuoyundaki itibarını da kurtarmış olduk. Şimdi Çanakkale Karabiga’da ithal kömürle çalışan yeni bir proje var. Mesele sadece bir bölgenin değil, ülkenin toprak meselesidir. Karabiga’daki arkadaşlarımızla da dayanışma içinde olacağız.”

Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesinde faaliyet gösteren ve 1320 MW güce sahip olan Cengiz Holding'e bağlı CENAL Entegre Termik Enerji Santrali, kapasite artışı adı altında 1050 MW gücünde yepyeni bir ünite daha eklenmesi için şirket ÇED başvurusunda bulunmuştu.

Bilirkişi raporu: Yasal sınırların aşılması ciddi bir risk

Afşin-Elbistan Termik A Santrali’ne ilişkin yayınlanan bilirkişi raporu, termik santralin 4. ünitesinden yayılan hava kirliliğinin insan sağlığı, tarımsal üretim, su kaynakları ve ekosistem bütünlüğü üzerinde “ciddi ve sürekli bir risk” oluşturduğunu ortaya koydu.

Raporda bilirkişi heyeti, “ortak kanaat”ini şöyle açıkladı:

  • Tesis hava emisyonu yönünden Çevre İzin ve Lisans Belgesi’nin asgari teknik şartlarını karşılamıyor, yönetmelik kapsamındaki entegre değerlendirme yükümlülüğünü yerine getirmiyor,
  • Bu yetersizlikler yapısal ve sürekli nitelik taşıyor,
  • Alınan önlemler ülke ve dünya standartlarıyla kıyaslandığında yetersiz ve elverişsiz kalıyor,
  • Hava emisyonu aykırılığı insan sağlığı, tarımsal üretim, su kaynakları ve ekosistem bütünlüğü üzerinde ciddi ve süregelen bir risk oluşturuyor.

Raporun ardından mahkemenin bilirkişi raporuna itirazları değerlendirdikten sonra yürütmeyi durdurma talebi hakkında karar vermesi ve duruşma tarihi belirlemesi bekleniyor.

Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay, termik santralin çevre ve insan sağlığına yönelik olumsuz etkilerinin bilirkişi raporuyla ortaya konduğunu belirtti ve şu ifadeleri kullandı:

“Bilirkişi raporunda öne çıkan en önemli bulgulardan biri, hava kirliliği aşımının münferit olmadığı. Bizim 2024 yılında ilk kez elde ettiğimiz Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemi (SEÖS) verileri de ortalama değerlerin yönetmelik sınırlarını 1 buçuk kattan 8 kata kadar aştığını gösteriyordu. Rapordaki bulguların anlamı açık: Yaşanan sorunlar bakımla giderilecek arızalar değil. Azot oksitler için tesiste arıtma ünitesi hiç yok, kükürt arıtma sisteminin verimi olması gerekenin çok altında; ünite kırk yıllık ve teknolojik ömrünü tüketmiş. Bölge için yapılması gereken bu ömrünü tüketmiş santrallere yatırım yapmaya devam etmek yerine bölgenin kömürden adil bir geçiş ile nasıl kurtarılacağını planlamak olmalı.”

Bilirkişi raporunda öne çıkan bulgular şu şekilde:

  • Rapora göre tesisin saptanan kazan arızasını giderdikten sonra “artık ölçüme hazırız” diyerek ölçüm anını kendisi belirlediği durumda bile havaya saldığı kükürt dioksit ve azot dioksit için konulmuş yasal sınırlar aşıldı. Bilirkişi heyeti bunu “arızi bir hata” olarak değil, “yapısal ve sürekli bir yetersizlik” olarak niteledi.
  • Dört üniteli tesiste izin yalnızca bir üniteye verilmiş; yönetmeliğin zorunlu kıldığı bütünsel değerlendirme yapılmamış. Rapor, aynı adresteki tüm tesislerin birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılan yönetmelik kuralının yerine getirilmediğini tespit etti.
  • Sağlık riskinin değerlendirilebilmesi için gereken veri bugüne dek eksiksiz üretilip paylaşılmadı. Bir çevresel riskin sağlık sonuçları, ancak bu veri eksiksiz ortaya konduğunda ölçülebilir, çünkü çevresel kaynaklı kronik hastalıkların kayıtlara geçmesi on yıllar alır. Bilirkişi de bu nedenle riski, gerçekleşmiş bir zarar üzerinden değil, “devam ettirilmesi kabul edilemez nitelikte ciddi bir tehdit” olarak tanımladı.
  • Yaklaşık 40 yıllık ünite, düşük verimiyle (yüzde 30-33) modern santrallerin (yüzde 45+) ve ülke-dünya standartlarının gerisinde; alınan önlemler “yetersiz ve elverişsiz” bulundu.
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.