29 Nisan İnisiyatifi’nin İstanbul’daki trans kadın seks işçilerine yönelik hak ihlallerini inceleyen raporunun “Adalete Erişim” başlıklı ilk cildine göre Ekim 2023–Ekim 2026 arasında kaydına ulaşılan 32 olayın 28’inde avukat desteği sağlanamadı.

29 Nisan İnisiyatifi, İstanbul’da trans kadın seks işçilerine yönelik hak ihlallerini derleyen 5 dizilik “İstanbul’da Trans Kadın Seks İşçisi Olarak Varolmak: Nefret Suçlarında Takipsizlik” raporunun ilk cildini yayımladı. Rapor, Ekim 2023–Ekim 2026 döneminde kamu yetkisi yoluyla oluşturulan müdahaleler, polis şiddeti, işkence ve kötü muamele ile uluslararası koruma haklarına erişim başlıkları altında kayda geçirilen 32 kesiti, olay temelli belgeleme yöntemiyle ele alıyor.
“İstanbul’da Trans Kadın Seks İşçisi Olarak Varolmak: Nefret Suçlarında Takipsizlik” dizisinin ilk cildi olan “Adalete Erişim” başlıklı rapor, Ekim 2023–Ekim 2026 arasında kayda ulaşan 32 olayı (kesit) inceliyor. Bu kesitlerin 30’unda düzenli hukuki takip kurulamadı, yalnızca 2’sinde takip yürütülebildi. 32 kesit arasından 28 kesitte ise hukuki destek sağlanamadı, sadece 4’ünde sağlanabildi.
Kesitlerin 21’i polis şiddeti, işkence ve kötü muameleyle, 8’i kamu yetkisiyle oluşturulan mühürleme, tutuklama ve baskın gibi muamelelerle, 3’ü göç idaresi işlemleriyle ilgili. Olayların yıllara dağılımı ise şöyle: 2023’te 1, 2024’te 8, 2025’te 17, 2026’da 6. Rapora göre 32 kesitin 30’unda kolluk, 3’ünde göç idaresi, 4’ünde yargı, 1’inde idare müdahalesi var.
Rapor, bir kesitte birden fazla ihlal veya müdahale biçiminin yer aldığını da belirtiyor.
12 Eylül’den sonra yoğunlaşma
Rapora göre 12 Eylül 2026’da başlayan “Ailem Güvende” operasyonlarının ardından baskınlar ve idari para cezaları arttı. Rapor, saha erişimi bulunan bir mahallede cezaların 1.800 TL’den 13.000 TL’ye çıktığını aktarıyor. Ayrıca verilere göre, eylülün son haftasından itibaren iki mahallede kadınlar neredeyse her gün karakola götürülüyor, 3 Ekim’de ulaşan bilgiye göre ise her gün en az 10 kişi bir caddeden alınarak karakola götürüldü.
Rapor, eylüldeki bir baskında 12 kişiden 11’inin 1961 tarihli Fuhuşla Mücadele Tüzüğü’ne dayanılarak kan testine gönderildiğini belirtiyor.
Raporda öne çıkan olaylar arasında şunlar yer alıyor:
- Şubat 2024’te sokak kapatma kararına karşı yürütmeyi durdurma başvurusu sürerken üç bina mühürlendi, 18 kişi barınma kaybı yaşadı.
- Ağustos 2025’te bir sokakta günlerce süren sivil takip ve drone uçuşlarının ardından en az 20 kişi karakola götürüldü.
- Ağustos 2025’te polis şiddetine uğrayan bir kadının kolu kırıldı, ameliyat gerekti.
- Ekim 2025’te birlikte yürüyen yedi kadın gözaltına alındı. Biri 17 yaşında bir çocuktu. Birinin burnu kırıldı, çocuk hakkında “polise mukavemet” işlemi yapıldı.
- Ekim 2025’te gece gözaltına alınan iki kadın için yaklaşık yedi saat avukata ulaşılamadı. Kadınlar tutuklandı, iki yıl hapis cezası aldı.
“İşlemin hızı ile hak arama hızı ayrışıyor”
Rapor, yaptırımların aynı gece uygulanırken itirazların aylara, iptal kararlarının yıllara yayıldığını belirtiyor. Anayasa Mahkemesi’nin 2017 tarihli Cem Burak Karataş kararında seks işçiliğinin suç olmadığı, Kabahatler Kanunu’nun bu gerekçeyle genişletilmesinin kanunilik ilkesini ihlal ettiği tespit edilmişti. Rapora göre kadınlar buna rağmen “rahatsız etme” ve “emre aykırı davranış” hükümleriyle yaptırıma konu ediliyor. Şikayet almayan kolluğun, şikayetçi olmak isteyen kadınlar hakkında “polise mukavemet” işlemi başlattığı da raporda yer alıyor.
Rapor, yaşanan hak ihlallerine ilişkin şunları da ekliyor:
“Para cezasının yerinde tutanağa geçirilerek tebliğ edilmesi gerekirken ve kolluğun bu gerekçeyle kişiyi karakola götürme yetkisi bulunmazken, kadınlar yetki dışı biçimde karakola götürülerek saatlerce alıkonulmakta; aynı kişiye aynı gün içinde birden fazla idari yaptırım uygulanabilmektedir. Benzer biçimde 1961 tarihli Fuhuşla Mücadele Tüzüğü, kamu yetkisinin sınırları aşılarak yaşam/barınma alanlarının kapatılması, binaların mühürlenmesi ve kadınların zorunlu kan testine gönderilerek belge imzalatılması işlemlerinde dayanak olarak kullanılmaktadır. Arama kararı olmaksızın konuta girilmesi, evde bulunan gündelik eşyalara, kondomlara, paraya ve eşyalara el konularak “fuhşa yer temini” isnadına delil yapılması, sivil takip ve drone destekli izlemelerle yaşam alanlarına müdahale edilmesi konutun hukuki korunmasını ve usul güvencelerini ortadan kaldırmaktadır.”
Rapor, 32 kesitin İstanbul’daki şiddetin yaygınlığına dair istatistiksel bir ölçü olmadığını da vurguluyor. İnisiyatif’in kendi tahminine göre İstanbul’da yaklaşık 40 bin trans yaşam var ve kesit sayısı, kaydına ulaşabilen sınırlı bir bölümü gösteriyor. Rapora göre, ihlallerin çoğu gece ve acil koşullarda yaşandığı için hukuki destek ağları devreye giremiyor.
Rapor, kalıcı bir kayıt ve takip yapısı, transların ihtiyaçlarını bilen avukatlarla kriz anında erişilebilir bir hukuki destek mekanizması, Fuhuşla Mücadele Tüzüğü’ne dayalı mühürleme ve zorunlu kan testi uygulamalarının durdurulması ve tüm şikayetlerin kayda alınması çağrısını yapıyor.
29 Nisan İnisiyatifi
Adını 29 Nisan 1987’de Gezi Parkı’nda trans kadın seks işçilerinin polis şiddetine karşı başlattığı ilk barışçıl kamusal LGBTİ+ eylemi olan açlık grevinden alan inisiyatif, İstanbul’da kurulduğunu 26 Ağustos 2026’da sosyal medya hesaplarından ilan etti. 29 Nisan İnisiyatifi, Trans+’ların karşı karşıya kaldığı hak ihlallerini görünür kılmayı hedefliyor.