İstanbul Onur Yürüyüşü yasaklara rağmen başladı: En az 65 gözaltı

Bugün Kadıköy’de “Açık S’açık” temasıyla gerçekleşen 24. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde LGBTİ+lar “Siz yasak koydukça biz yeni yollar açtık. Eşit ve özgür yaşayabildiğimiz bir toplumu birlikte kuracağız” dedi. Kadıköy’de yürümek isteyen LGBTİ+’lar gözaltına alındı. Yürüyüşü takip eden gazeteciler de gözaltında.

24. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nden bir kare, Fotoğraf: ÜniKuir

24. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, bugün (28 Haziran) “Açık S’açık” temasıyla gerçekleşti. Kaymakamlık ve valilik yasaklamalarına rağmen Kadıköy’ün birkaç farklı sokağında bir araya gelen LGBTİ+’lar, yürüyüşe başladı.

Kadıköy ve Beyoğlu Kaymakamlığı yasaklamıştı

Kadıköy Kaymakamlığı, sosyal medya üzerinden yapılan yürüyüş çağrılarını gerekçe göstererek ilçe sınırlarındaki tüm açık alanlarda eylem ve etkinlik yapılmasını yasakladı. Kaymakamlık açıklamasında etkinliğin “genel ahlaka aykırı olduğu ve toplumda infial uyandırabileceği” iddia edildi. 27 Haziran Cumartesi günü saat 08.00’de başlayan ve bugün (28 Haziran Pazar) saat 23.59’u kapsayacak şekilde uygulanan karar doğrultusunda, Kadıköy’de barışçıl protesto, basın açıklaması, oturma eylemi, insan zinciri ve bildiri dağıtımı gibi anayasal hakların kullanımı engellendi.

Beyoğlu Kaymakamlığı da benzer gerekçelerle bugün saat 00.01’den itibaren 24 saat süreyle ilçedeki tüm açık alanlarda toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması ve bildiri dağıtımı gibi etkinlikleri yasakladığını duyurdu. Saat 10.00 itibarıyla yürürlüğe giren tedbirler kapsamında Taksim Meydanı, Cumhuriyet Anıtı, Gezi Parkı, İstiklal Caddesi ve Tünel Meydanı ile buralara çıkan tüm ara sokaklar bariyerlerle kapatıldı. Araç ve yaya trafiğinin durdurulduğu ilçede Karaköy Meydanı, Şişhane Meydanı, Firuzağa Meydanı, Sıraselviler Caddesi ve Gümüşsuyu Caddesi gibi merkezi noktalar da yasaklamalara dahil.

Şu an itibari ile en az 5 farklı sokaktan gözaltına alınanların olduğu kaydedildi. Gözaltına alınanlar arasında gazeteci Müberra Ünsal, Derya Saadet ve Duru da bulunuyor.

Caferağa’daki Keresteci Aziz Sokak’ta da “Neredesin aşkım” sloganı atarak pankart açmak isteyen LGBTİ+’lar ile eylemi takip eden gazeteciler gözaltına alındı. DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki ve Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil de LGBTİ+’lara destek vermek için alandaydı.

Yaverbey Sokak’ta yürüyüşe geçen LGBTİ+’lara polis müdahale etti.

“Bugün daha bitmedi”

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Aşkım bugün daha bitmedi, hatta yeni başlıyoruz! Dağılmıyoruz! Bulunduğumuz her alandan sokakta olmaya devam ediyoruz!” dedi.

Ardından Şair Lütfi Sokak’ta ve Moda Caddesi’nde “Ner’desin Aşkım” sloganlarıyla bir araya gelen LGBTİ+’lar polis tarafından işkence ile gözaltına alındı. Yürüyüşü takip eden Evrensel muhabiri Eylem Nazlıer ile BirGün muhabiri Meral Danyıldız’a polis müdahale ederek haber takibi yapmalarını engelledi.

Moda Caddesi’ndeki yürüyüşü takip eden muhabirlerin aktardığına göre, Kadıköy’deki Gaam Burger adlı mekan polislere LGBTİ+’ların konumunu söyledi.

Akşam 18.00 sularında LGBTİ+’lar Kadıköy Ziverbey’de tekrar buluştu ve tekrar yürüdü. Bu yürüyüşün ardından 5 LGBTİ+ aktivisti daha gözaltına alındı.

Bugün farklı noktalardan alana çıkmaya çalışan en az beş ayrı gruptan en az 65 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan kişilerin hastane kontrollerinin başladığı, kontroller ardından ise İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürülecekleri bildirildi.

“Siz yasak koydukça yeni yollar açtık”

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi, düzenlediği basın açıklamasında özgürlük mücadelesinin en ön saflarında lubunyaların ve kadıların olacağını vurgulayarak “bedenlerimiz de, örgütlenmemiz de, mücadelemiz de denetlenemez” dedi. Gazeteci arkadaşları Yıldız Tar’a da özgürlük isteyen komite tarafından okunan basın metninin tamamı şu şekilde:

Bize çekilen bu barikatlar, kapatılan mahalleler, sokaklar, ilçeler, meydanlar… Bugün biz yürüyeceğiz diye bütün kent abluka altına alındı. Kamusal alanı bizlere kapatabileceğinizi, bizi görünmez kılabileceğinizi sanıyorsunuz. Oysa yürüyüşümüz de, örgütlülüğümüz de, varoluşumuz da engellenemez. Bizler bu kentin yabancısı değiliz; bu sokakların, bu meydanların, bu hayatın parçasıyız. Kamusal alan hepimizindir. Taktık tokuşturduk sardık sürüştürdük, inadına göründük inadına parladık.

Yıllardır bizlere kapattığınız meydanlardan, sokaklardan ve yaşam alanlarından vazgeçmedik. Yasaklarınızın arasındaki her çatlaktan sızdık, birbirimizi bulduk, dayanışmayı büyüttük. Çünkü biliyoruz ki barikatlarınız, iktidarınız kadar kırılgan. Siz baskıyı artırdıkça biz dayanışmayı büyüttük; siz yasak koydukça biz yeni yollar açtık. Geçmişte olduğu gibi bugün de özgürlük mücadelesinin en ön saflarında lubunyalar, translar, kadınlar olacak. Yurttaş olduğumuz, eşit ve özgür yaşayabildiğimiz bir toplumu birlikte kuracağız.

Korkmadan, saklanmadan, boyun eğmeden buradayız. Tüm görünen, gizlenmek zorunda kalan lubunyalar için açık kimliğimizle, açık çağrımızla buradayız. Açığız, saçığız. Saklı değiliz; örgütlüyüz, birlikteyiz. Sesimizi baskıyla, sloganlarımızı yasaklarla susturamazsınız. Hayatlarımızı yargı paketlerinizle, keyfi yasaklarınızla, nefret politikalarınızla düzenleyemezsiniz. İntersekslerin bedenlerine zorla müdahale edilerek, transların beden uyumlama süreçleri yasaklanarak var oluşumuzu bitiremeyeceksiniz; her nesilde yeniden doğacağız. LGBTİ+ bayraklarımızı da, kimliklerimizi de, varoluşlarımızı da suç ilan etmenize izin vermeyeceğiz. Devletin hukuksuz fiili yasaklarını da, nefreti yasallaştırmaya çalışan düzenlemeleri de meşru görmüyoruz.

Seçim meydanlarında bizi hedef gösterenler, toplumu kutuplaştırarak iktidarını sürdürmeye çalışanlar bilsin ki; aile söylemi üzerinden örgütlediğiniz nefret kampanyaları da, bizleri günah keçisi ilan eden siyasetiniz de sonuç vermeyecek. Biz LGBTİ+’lar ne sokaklarımızı, ne siyaseti, ne de hayatlarımızı sizlere bırakacağız.

Bizlere barikat kuran polis; kadın katillerine, çocuk istismarcılarına, patronların iş cinayetlerine, emeği sömüren düzene aynı kararlılıkla barikat kurmuyor. Hakkını arayan işçiye, öğretmene, öğrenciye, kadına ve LGBTİ+’lara yöneltilen şiddet; bu düzenin kimi koruduğunu, kimi hedef aldığını açıkça gösteriyor.

Lubunya dostlarımız; bu siyasal iklimin insanları nasıl yalnızlaştırdığını, yoksullaştırdığını, umutsuzluğa sürüklediğini biliyoruz. Barınma hakkının gasp edildiğini, sağlığa erişimin zorlaştırıldığını, güvencesizliğin hayatlarımızı kuşattığını biliyoruz. Ama yalnız değilsiniz. O eski kalabalıklar hâlâ burada. Dayanışma hâlâ burada. Biz birbirimizi bırakmadık, hiçbir yere gitmedik.

Bizleri yasaklayamazsınız. Arzularımız, kimliklerimiz, cinselliğimiz, bedenlerimiz, dönüşüm süreçlerimiz, hormonlarımız yasaklanamaz. Politik varlığımızı, kamusal görünürlüğümüzü nefret söylemleriyle, yasalarla, kolluk şiddetiyle ortadan kaldıramazsınız.

Bugün belki hepimiz aynı sokakta değiliz. Ama bizlere yasakladığınız her sokağın köşesinden yeniden çıkacağız. Eğer bu sokaklar yasaksa, bu kentin her yeri mücadele alanımızdır. Bir lubunyanın sesi hepimizin sesidir. Birimize yönelen saldırı hepimizedir. Bizi susturmaya çalışanlara karşı birbirimizin sesi, bizi yalnızlaştırmaya çalışanlara karşı birbirimizin omzu oluyoruz.

Bugün bu sokaklarda yalnızca lubunyalar yok. Devlet aileci politikalarla kadınların kazanımlarına saldırırken LGBTİ+ düşmanlığını bilinçli bir siyasal araç olarak kullanıyor. Kadın hareketi ile LGBTİ+ hareketini birbirinden koparmaya, feminist mücadeleyi daraltmaya çalışıyor. Ama başaramayacak. Bugün bu sokaklarda feministler, işçiler, öğrenciler, emekçiler, demokratik kitle örgütleri ve farklı toplumsal mücadelelerin yol arkadaşları birlikte yürüyor. Çünkü özgürlüğün yolu birbirimizle kurduğumuz dayanışmadan geçiyor.

Yıllardır aynı bahaneler tekrar ediliyor: Genel ahlak, aile, hayasızlık… Kelimeler değişiyor ama devletin LGBTİ+’lara yönelik baskısı değişmiyor.

Devlet erkek şiddetini, polis şiddetini ve nefreti meşrulaştırırken bizim bedenlerimizi, kimliklerimizi ve cinselliğimizi “müstehcenlik” ve “hayasızlık” diyerek hedef alıyor. Oysa ahlaksız olan görünür bedenlerimiz değil; baskıdır, şiddettir, yasaklardır. Ahlaksız olan bizim hayatlarımız değil, insanların yaşam hakkını hiçe sayan politikalardır.

Her gün bir transın, kadının öldürüldüğü haberleriyle uyanıyoruz. Biz translar artık öldürülmek değil; yaşamak, yaşlanmak ve ecelimizle ölmek istiyoruz. Bu devletin bizlere güvenli bir yaşam borcu var. Bugün burada Hande, Okyanus Efe, Poyraz, Roşin Çiçek, Cindy Çağla, Ecem Seçkin ve yaşam hakkı elinden alınan tüm arkadaşlarımız için de bulunuyoruz. Yas tutma hakkımızı bile engellemeye çalışanlardan korkmuyoruz. Haklarımızla birlikte yaşamak, eşit yurttaş olmak, yasımızı tutabilmek istiyoruz.

Direniş bizim için hayati. Tıpkı erişimi engellenmeye çalışılan hormonlarımız gibi. Hormona erişim temel bir sağlık hakkıdır. Bu hakkı savunan arkadaşlarımız işkenceyle gözaltına alınırken bile mücadelemizden vazgeçmiyoruz.

NATO Zirvesi öncesi sırf tüm muhaliflere gözdağı vermek için 178 kişi hukuksuzca tutuklandı, tutuklananlar arasında mücadele arkadaşımız ve gazeteci Yıldız Tar da bulunuyor. Yıldız, sadece gazeteci değil ve tutuklanmasının ne anlama geldiğini yine en iyi biz biliyoruz. Bugün, uğradığımız tüm hak ihlâllerini kamuoyuna duyuran Yıldız için de yürüyoruz.

Hormon kısıtlamaları, beden uyum süreçlerine yönelik keyfi engeller, yaş sınırlarının artırılması ve sürekli gündeme getirilen nefret düzenlemeleri; bedenlerimizi ve hayatlarımızı denetleme girişimleridir. Ama bedenlerimiz de, örgütlenmemiz de, mücadelemiz de denetlenemez.

Faşizme karşı direneceğiz. Gücümüzü bu topraklarda yıllardır direnen bütün lubunyalardan alıyoruz. Depremde dayanışma ağlarının dışında bırakılan lubunyalardan, seks işçisi lubunyalardan, göçmen lubunyalardan, Kürt lubunyalardan, savaşlara karşı direnen dünyanın dört bir yanındaki LGBTİ+’lardan alıyoruz. Çünkü bizim mücadelemiz yalnızca hayatta kalma mücadelesi değil; sömürüsüz, eşit, özgür bir yaşamı birlikte kurma mücadelesidir.

Lubunyaların, transların, kadınların ve bütün ezilenlerin özgür ve eşit yaşayacağı bir dünyayı kurmaktan vazgeçmeyeceğiz.

NEFRETE İNAT YAŞASIN HAYAT!”

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.