Kamuoyunda faili meçhul siyasi cinayetlerle ilgili davaların tekrar görülmesine dair beklenti oluştuğunu belirten avukat Erdal Kuzu, “Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarında her ne kadar ‘faili meçhul dosya kalmayacak’ şeklinde ifadeler bulunsa da, bu söylemlerin zaman aşımına uğramamış dosyalar için geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Mevcut Kürt siyaseti ile devlet iktidarı arasındaki müzakerelerin sonucu olarak JİTEM dosyalarının ya da faili meçhul dosyaların tekrar açılacağına dair bir emare bulunmamaktadır.”

Dargeçit Jitem davası
Akın Gürlek’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Adalet Bakanı olarak atanmasından sonra, “faili meçhul cinayetler” yeniden gündeme geldi. Gürlek’in açıklamasına göre, 75 ildeki 638 dosya ve 693 cinayete ilişkin çalışma yürütülecek. Şimdiye kadar daha çok adli dosyalar için harekete geçen Bakanlık, geçtiğimiz günlerde önce gazeteci Uğur Mumcu’nun, ardından da gazeteci Musa Anter’in ailesiyle görüştü. Bu durum kamuoyunda “faili meçhul cinayetler” dosyasında sıranın siyasi dosyalara geleceği yönünde bir beklentiye neden oldu.
2008 yılında davalar açıldı
2008 yılında Ergenekon Davaları sürecinde Aydos kod adlı gizli tanığın beyanları üzerine konu yargıya taşınmış ve ilgili devlet görevlileri ve kişiler hakkında davalar açılmıştı. Kamuoyunda JİTEM davaları olarak bilinen davaların bazıları 2010 yılında JİTEM Ana Davası olarak birleştirilmişti. Kızıltepe JİTEM Davası ise ayrı görülmeye devam etmişti. Ancak bir önceki “ Çözüm Sürecinin” 2015’te sonlandırılması sonrasında değişen siyasi iklimle birlikte Kürtlere karşı işlenen bu cinayetlerle ilgili davalarda cezasızlık politikası işlemeye devam etti. Kızıltepe Jitem Davası zamanaşımı gerekçesiyle 2019 yılında düşürüldü ve tüm sanıklar beraat etti. JİTEM Ana Davası ise yine zamanaşımı gerekçesiyle 2025 yılında düşürüldü. JİTEM’le ilgili ayrı görülen birçok davanın akıbeti aynı oldu.
Kızıltepe JİTEM Davası’nın karar duruşması 2019 yılında Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüştü. Bu duruşmada mahkeme heyeti, davanın zamanaşımından düştüğünü ve tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdiğini açıklamıştı. Böylece müzakerelerin devam ettiği 2014 yılında açılan ve bir “yüzleşme davası” niteliğinde olan dava, beraat kararıyla birlikte bir cezasızlık ve aklama davası örneğine dönüşmüştü.
O dönem davanın avukatlarından Erdal Kuzu davaya ilişkin açıklamasında 12 insanın kuyularda bulunduğunu belirtip “Bu karar güç dengelerindeki değişikliklerle ilgili. Yeniden yargılama konjonktüre bağlı. AKP’nin 2015’ten beri yaptığı yeni ittifaktan dolayı bu nitelikteki dosyalar kapatılmaya çalışılıyor.” demişti.
Ancak 2024 yılında Devlet Bahçeli’nin Meclis’te DEM Parti Milletvekillerinin bulunduğu sıralara giderek onlarla tokalaşması ve sonrasında Partisinin grup toplantısında Abdullah Öcalan ile ilgili yaptığı çağrı ile birlikte, PKK’nin silah bıraktığını açıklaması ve barış sürecine ilişkin yeni yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi beklentisi faili meçhul cinayetleri ve ilgili davaları tekrar gündeme getirdi. Kayıp yakınlarının bu konuda adalet beklentisi devam ediyor. Bu durum ise yeni süreçle birlikte Türkiye’de siyasal konjonktürün tekrar barış lehine değişip değişmediği sorusunu gündeme taşıyor.
1999’da hazırlanan 11 sanıklı iddianame ile 2005’te hazırlanan 5 sanıklı iddianame, 2010 yılında birleştirildi ve “JİTEM Ana Davası” olarak anıldı. Söz konusu dava, yazar-gazeteci Musa Anter’in öldürülmesine ilişkin 2013 yılında başlatılan dava ve Ayten Öztürk’ün işkence edilerek katledilmesine dair 2019’da başlatılan davayla birleştirilmişti. Ana davada toplam 18 sanık bulunuyordu.
27 Ocak 2025 tarihinde Ankara’da görülen duruşmada JİTEM, Musa Anter ve Ayten Öztürk Davası’nın kaybedilme tarihlerinin üzerinden 30 yıl geçmesi gerekçesiyle zaman aşımından düşme kararı verildi.
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 1992-1996 yılları arasında 22 kişinin yasadışı keyfi infaz edilmesi veya zorla kaybedilmesine ilişkin emekli Albay Hasan Atilla Uğur, dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu, Jandarma Komando Bölük Komutanı Ahmet Boncuk, Başçavuş Ünal Alkan ve köy korucuları Abdurrahman Kurğa, Mehmet Emin Kurğa, Ramazan Çetin, Mehmet Salih Kılınçaslan ile İsmet Kandemir hakkında “silahlı örgüt kurmak veya yönetmek, silahlı örgüte üye olmak ve tasarlayarak öldürmek” suçlarından 2014 yılında dava açıldı.
Dördü asker, beşi köy korucusu dokuz sanık hakkında açılan davanın karar duruşması 9 Eylül Pazartesi günü Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Mahkeme heyeti, davanın zamanaşımından düştüğünü ve tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdiğini açıkladı.
Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, Mardin’in Dargeçit ilçesinde 1995-1996 yılları arasında gözaltında kaybedilen ve öldürülen 8 kişi ile uzman çavuş Bilal Batırır’a ilişkin açılan “Dargeçit JİTEM Davası”nı zamanaşımı gerekçesiyle Mayıs 2026 tarihinde düşürdü.
JİTEM ve faili meçhullerle ilgili açılmış ve beraatle sonuçlanmış diğer davalar: Derik Davası, Nezir Tekçi Davası, Görümlü Davası, Vartinis Davası, Cizre Davası, Kızılağaç Davası, Kulp Davası, Lice Davası, Ankara Davası.
Siyasi konjonktür değişti mi?
Konuya ilişkin niha+’a konuşan avukat Erdal Kuzu 2019 ile 2024 yılları arasında değişen siyasi konjonktüre dikkat çekti:
“Kızıltepe Jitem davasının görüldüğü tarihteki konjonktürle 2019 ve 2024 yıllarındaki konjonktürün aynı olduğunu söylemek mümkün değildir. 2019 yılında devletin politikaları, Kürt siyasi hareketlerini tasfiye etmeye dönük olarak şekillenmişken 2024 yılında ise Kürt sorununun şiddet dışı yöntemlerle çözümüne ilişkin adımlar atılmış ve iktidar ile Kürt siyasi hareketliliği arasında bir iletişim zemini oluşmuştur. Dolayısıyla bu iki dönemin aynı olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu durum kamuoyuna yansıyan bilgilerle sabittir.
2024 yılında devletin Kürt sorununa yaklaşım tarzının değiştiğini söylemek mümkündür. Silahlı mücadelenin ortadan kaldırılmasıyla siyasal alanın genişlediği ve demokratikleşmenin önünün açıldığı bir süreçten, en azından söylem düzeyinde bahsedebiliriz. Bunun pratikte olup olmayacağını ise önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ancak somut adımların ne olacağı, siyaset alanının ne kadar genişleyeceği ve devletin bu alana ne kadar izin vereceğini önümüzdeki süreçte atılacak pratik adımlarla ve çıkacak yasalarla göreceğiz. Bu anlamda kamuoyunda ciddi bir beklenti oluşmuş durumda.”

Avukat Erdal Kuzu
Kamuoyunun beklentisi
2025 yılında Adalet Bakanlığı bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi Başkanlığı kuruldu. Ancak yeni kurulan bu kurumun, düşürülen JİTEM davalarına ilişkin yeni bir çalışma başlatmasına dair bir işaret görülmüyor. Avukat Kuzu bu konuda şunları ifade etti:
“Faili meçhul dava dosyaları ve JİTEM’le ilgili olarak devletin yeniden bir yargılama mekanizması oluşturacağına dair henüz dışa yansımış bir durum söz konusu değildir. Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarında her ne kadar “faili meçhul dosya kalmayacak” şeklinde ifadeler bulunsa da, bu söylemlerin zaman aşımına uğramamış dosyalar için geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Mevcut Kürt siyaseti ile devlet iktidarı arasındaki müzakerelerin sonucu olarak JİTEM dosyalarının ya da faili meçhul dosyaların tekrar açılacağına dair bir emare bulunmamaktadır. Ancak sürecin normalleşmesi, silahın tamamen devreden çıkarılması ve siyasi müzakerenin devam etmesi halinde geçmişle yüzleşme konusunun gündeme geleceği açıktır.
Her ne kadar 2005 yılından sonra insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımına uğramayacağına dair bir düzenleme Ceza Kanunu’nda yer alsa da, bu düzenlemenin 1990’lı yıllarda işlenmiş suçlar için geçerli olmadığı mahkeme kararlarıyla ortaya çıkmıştır. Bu nedenle mevcut hukuk sistemi içinde zaman aşımına uğramış dosyaların yeniden yargılamaya konu olacağını söylemek mümkün değildir. Ancak sürecin ve hayatın normalleşmesi halinde, ailelerin bu konuda adalet taleplerini daha yüksek sesle dile getirmeleri ve bu yöndeki mücadelelerinin artacağı da bilinen bir gerçektir.”
“Devlet kayıtsız kalamaz”
Devletin kayıp yakınlarının adalet beklentisine kayıtsız kalamayacağını belirten Kuzu şunları ekledi:
“Failler hâlâ bulunamamış ve cenazeler ortada durmaktadır. Ailelerin bu acılarını unutmasını beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Evrensel ölçekte de çatışma çözümlerinin olduğu ülkelerde geçmişle yüzleşme mekanizmalarının ortaya konulduğu bilinir. Benzer bir durumun Türkiye’de yaşanması da doğal olacaktır. Bu yönde gelişecek taleplerin siyaset mekanizmasının duyarsız kalmasını beklemiyoruz. Ancak bunun nasıl bir yöntemle ve ne şekilde gelişeceğini önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.
2019’da devletin faili meçhul ve JİTEM dosyalarını bir uzlaşı çerçevesinde kapattığını ve bunun siyasi bir karar olduğunu ifade etmiştik. 2024’ten sonra gelişen süreçte, devlet içindeki bu ittifakın henüz çözülmeye başlamasa da belirli açılardan ciddi değişimler yaşadığı ortaya çıkmıştır. Devlet açısından hiçbir kıymeti olmayan, ancak insanlığa karşı suç işledikleri düşünülen faillerin yeniden yargı önüne çıkması ve bu adımın devletin güven tazelemesi açısından sürpriz olmayacağı söylenebilir.”




