İzmit Belediyesi soruşturmasına tepkiler: “Çıkış yolu ortak mücadelede”

İzmit Belediyesi’ne yönelik operasyonda başkan Fatma Kaplan’ın da dahil olduğu 20 kişinin tutuklanması, yargı süreçleri ve muhalefet belediyelerine yönelik uygulamaları yeniden gündeme taşıdı. CHP’li Mehmet Ümit Küçükkaya, EMEP’li İlhami Şahbaz ve siyaset bilimci Yücel Demirer, operasyonun siyasi ve hukuki boyutunu değerlendirdi.

Fotoğraf: İzel Gözde Meydan

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İzmit Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 20 Temmuz Pazartesi sabahı operasyonlar düzenlenmişti.

Kocaeli, Antalya, Kırıkkale, İstanbul ve Ankara olmak üzere beş ayrı şehirde eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonda İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, eşi Murat Hürriyet ve CHP İzmit İlçe Başkanı Gökhan Ercan’ın da aralarında bulunduğu 31 kişi gözaltına alınmıştı.

‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’, ‘rüşvet’ ve ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçlamaları ile gözaltına alınan 31 kişi, emniyetteki gözaltı süresinin dolmasının ardından 23 Temmuz’da sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi.

Çıkartıldıkları mahkeme sonucunda Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ile eşi Murat Hürriyet’in de aralarında bulunduğu 20 kişi tutuklandı. Tutuklanması istenen Leyla Kıran, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağıyla; diğer 9 kişi ise farklı adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakıldı.

İzmit Belediyesi’ne yönelik operasyonu, 31 Mart seçimlerinden bu yana hükümetin muhalefet belediyelerine yönelik müdahelelerini ve bu operasyonun amaçlarını İzmit Belediyesi Meclis Üyesi Mehmet Ümit Küçükkaya, Emek Partisi (EMEP) Kocaeli İl Başkanı İlhami Şahbaz ve Kocaeli Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden emekli Yücel Demirer ile konuştuk.

Mehmet Ümit Küçükkaya: “Soruşturma hukuki değil siyasi”

Fotoğraf: İzmit Belediyesi

İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in sabah saatlerindeki bir operasyon ile gözaltına alınmasının kamuoyunda yanlış yorumlandığını belirten Mehmet Ümit Küçükkaya, çeşitli kesimler tarafından dile getirilen “ifadeye çağırsaydınız gelirdik” argümanın doğru ama hukuki olarak hatalı olduğunu söyledi.

Seçilmiş belediye başkanlarının özel yetkili savcılar tarafından yargılanamayacağını belirten Küçükkaya, bu soruşturmaların aslında birer kumpas niteliğinde olduğunu; çünkü soruşturmanın yerel yönetimlerin denetimini belirleyen yasalarla uyuşmadığını vurguladı.

Tutuklanan isimler arasında Cumhuriyet Halk Partisi’nde birlikte çalışmalar yürüttüğü arkadaşları da olduğunu söyleyen CHP Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclis Grup Başkanvekili Küçükkaya, iki dönem boyunca İzmit halkının oylarıyla seçilmiş, AKP tarafından yönetilen büyükşehir belediyesinin de en büyük alternatif olarak görülen Fatma Kaplan Hürriyet’in tutuklanmasının kabul edilemez olduğunu savundu.

Soruşturma izni verilen AKP’li belediyelerin de olduğuna dikkat çeken Küçükkaya, şunları da ekledi:

“AKP döneminde bakanlığına deterjan satmış bakanlar, yönettiği kenti parsel parsel satmış Melih Gökçek gibi figürler var. Ancak bu yolsuzluklar savsaklanırken muhalefetteki belediye başkanları haksız yere yargılanıyor, tutuklanıyor.”

Yaz sıcaklarına rağmen insanların belediye önünde yan yana geldiğini belirten Küçükkaya, tepkinin görülenden çok daha fazla olduğunu da belirtti. Küçükkaya, şehir dışında veya evinde bulunan çokça İzmitlinin seçme ve seçilme hakkına sahip çıkacağını da belirtti.

İlhami Şahbaz: “İktidar, ülkeyi şafak operasyonuyla uyanılan bir polis devletine çevirdi”

İlhami Şahbaz İzmit Belediyesi önünde gerçekleştirilen eylemde konuşma yaparken, Fotoğraf: Niha+

Emek Partisi (EMEP) Kocaeli İl Başkanı İlhami Şahbaz ise İzmit Belediyesi’ne yönelik operasyonun siyasetçilerden gazetecilere, belediye başkanlarından sanatçılara, sendikacılara ve tüm yurttaşlara uzanan gözaltı ve tutuklama furyasının bir sonucu olduğunu belirtirken, iktidarın yönetememe krizini baskı ve zor aracılığıyla aşma girişimlerinin en somut göstergesi olarak tanımladı.

Halktan yana rıza üretemeyen iktidarın çareyi baskı ve zor aygıtlarıyla sürdürmek istediğini vurgulayan Şahbaz, 24 yıldır ülkeyi sermayenin çıkarları doğrultusunda yöneten AKP-MHP iktidarının halkın kazanılmış tüm haklarını gasp ettiğini ve ülkeyi her güne yeni bir şafak operasyonuyla uyanılan bir polis devletine çevirdiğini savundu.

“Saldırılar birbirinden bağımsız değil”

İzmit Belediyesi yöneticilerine ve CHP’li isimlere yönelik gözaltıları; halkın haber alma, seçme-seçilme ve siyaset yapma hakkına yönelik saldırıların yeni bir halkası olarak değerlendiren Şahbaz, yıllardır uygulanan kayyum politikalarının, sefalet ücretlerine karşı direnen işçilere yönelik polis şiddetinin ve bu gözaltı furyasının birbirinden bağımsız olmadığını söyledi.

Sömürüden, hukuksuzluktan ve şiddet politikalarından beslenen bu iktidarın ancak ezilenlerin ve emekçilerin ortak mücadelesiyle yenilebileceğini söyleyen Şahbaz, bu tabloyu değiştirmenin yolunun ise; ülkenin eşit, özgür, adil ve insanca yaşanacak demokratik yarınları için dayanışmayı ve ortak mücadeleyi büyütmekte olduğunu söyledi.

Yücel Demirer: “Yaşananları hukuk normu içinde değerlendirmek mümkün değil”

Doç. Dr. Yücel Demirer, Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

Türkiye’de siyasal katılma, seçimlerde oy vermeye indirgendiğini belirten siyaset bilimci Doç. Dr. Yücel Demirer ise toplumsal rıza üretmekte zorlanan siyasal iktidarın, seçim sonuçlarını dolaylı yollardan etkilemek için çaba gösterdiğini söyledi.

Yaşananlarda bu eğilimin izini görmemenin mümkün olmadığını savunan barış akademisyeni, henüz avukatların bile dosya içeriğini görmeden iktidar yanlısı medyada haber yapılan detayların, operasyonların muhalif parti belediyeleriyle sınırlı oluşunun, şafak baskınlarının ve uzun tutuklulukların sürecin hukuksal değerine gölge düşürdüğünü belirtti.

Tüm bu operasyonları, operasyonların sınırlarını, yargılama süreçlerini, mahkeme salonlarında yaşananları hukuk normu içinde ve Türkiye’de uzunca bir süredir etkisi altında olduğumuz yargının araçsallaştırılması durumunu dikkate almadan değerlendirmenin mümkün olmadığını ifade eden Demirer, seçme ve seçilme hakkına sahip çıkmanın ise sadece seçim günüyle sınırlandırılabilecek bir sorumluluk olmadığını belirtti:

“Sandığa yönelik tehditlere hazırlıklı olmak, sandığa sahip çıkmak, içinden geçtiğimiz koşullarda büyük önem taşıyor. Ancak bu çaba bir bütün olarak temel haklara sahip çıkma sorumluluğundan ayrı tutulamaz. Bir bütün olarak haklarımıza ve özgürlüklerimizi sağlayacak kanalların açık tutulmasını sağlayacak sistemli bir çaba ve buna uygun bir enerjiye ihtiyacımız var.“

Kentteki emek ve demokrasi güçlerinin anında verdiği kitlesel tepkiyi değerli bulduğunu ifade eden Demirer, bu iradenin daha da genişletilmesi ve solmaması için düzenli bir program hazırlanmasının da büyük önem taşıdığını vurguladı.

Demirer, sözlerini “Ekim 2024’ten bu yana yaşanan gelişmeler, direnişe mahkeme salonu dışından verilen desteğin önemini bize gösterdi.” diyerek toparladı.

Abbas Vural

Abbas Vural

TOBB ETÜ’deki İngiliz dili ve edebiyatı eğitimini üniversite aleyhine haberleri nedeniyle yarıda bırakmak zorunda kaldı. Kocaeli Üniversitesi gazetecilik ve uluslararası ilişkiler bölümlerinde eğitimine devam ediyor. Daha önce Evrensel Gazetesi, bianet.org ve Kürt Çalışmaları Merkezi’nde çalıştı. Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi’nin 2025 yılı bursiyeri.

Yazarın Tüm Dosyaları →
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.