Eski fındık işçisi Kayalp:

“İyi işçiler olduğumuzu bilsinler diye Köpek Meydanı’nda kaldığımızı söylemezdik”

Eski fındık işçisi Kayalp: “Ben birkaç ay önceden gelip o yaz çalışacağımız yeri ayarlamaya çalışırdım. Haziran geldiğinde çoluk çocuk toplanır giderdik. Fakat bazen sözünden cayan patronlar da olabiliyordu. Öyle olunca Köpek Meydanı’na gitmek durumunda kalıyorduk. Orası sahipsiz işçilerin iş bulmak için beklediği bir amele pazarıydı.

Geçtiğimiz günlerde Zonguldak Alaplı ve Düzce’de çalışan mevsimlik tarım işçilerine yönelik saldırılar Kürt halkına yönelik ırkçılığı yeniden gündeme getirse de mevsimlik tarım işçiliğinde ırkçılık yeni bir konu değil.

1980’lerden beri ailesiyle Diyarbakır’dan Batı Karadeniz illerine fındık toplamaya gelen Sinan Kayalp, kendilerini her yaz göçe zorlayan koşulların yanı sıra bölgedeki çalışma koşullarını ve yaşadıkları ırkçılık deneyimlerini Niha+’ya anlattı.

Kürt illerinde sanayinin ve istihdam olanaklarının yaratılmamış olması nedeniyle her yaz ailesi ile Sakarya’nın çeşitli ilçelerinde fındık toplamaya gelen Kayalp, geçimlerini sağlamak için para kazanmak zorunda olduklarını ve bu nedenle kötü çalışma koşullarına rağmen çalışabildikleri zamanlarda mutlu olduklarını söyledi:

“Ben birkaç ay önceden gelip o yaz çalışacağımız yeri ayarlamaya çalışırdım. Haziran geldiğinde çoluk çocuk toplanır giderdik. Fakat bazen sözünden cayan patronlar da olabiliyordu. Öyle olunca Köpek Meydanı’na gitmek durumunda kalıyorduk. Orası sahipsiz işçilerin iş bulmak için beklediği bir amele pazarıydı. Konaklama imkânları o kadar kötüydü ki bulduğumuz ilk işi kabul ederdik.”

Verilen çadırlar sağanaklarda yırtılırdı

Patronların kalacak yer sağladığı için yerli işçilere kıyasla kendilerine daha az ücret ödediğini verdiğini söyleyen Kayalp, gerçekte ise kendilerine verilen konaklama olanağının naylon çadırlardan ibaret olduğunu ve şiddetli bir yağmur durumunda bu çadırların kullanılamaz hâle geldiğini de anlattı.

Karasu’da Çağlayan ailesi ile tanışmasının ardından yıllar boyunca onlar için çalıştığını söyleyen Kayalp, bir daha Köpek Meydanı’na gitmek zorunda kalmasa da orada günlerce bekleyen akrabalarının olduğunu ve tuvalet, duş vb. hiçbir imkânı olmayan bu meydanda işçi ailelerinin günlerce beklemek zorunda kalabildiğini de hatırlattı.

1990’ların politik atmosferi nedeniyle Diyarbakır’dan Sakarya’ya gelirken jandarma tarafından kimliklerinin toplandığını da anlatan Kayalp, Kürt kimlikleri nedeniyle birçok baskıya maruz kaldıklarını belirtti.

Kayalp ailesi ile 20 seneden fazla çalışan fındık üreticisi ve toprak sahibi Bahattin Çağlayan ise Kürtlere yönelik ayrımcı tutumları şu sözlerle anlattı:

“Evet, Kürtler çok hoş görülmedi. Bizim gibi aileler bu konunun aşılmasında yardımcı oldular. Doğu’dan gelenleri ilk çalıştıran ailelerden biriyiz. Bu konuda komşularımız tarafından yadırganmışızdır da. Çanakkale, Balıkesir gibi illerden de işçi gelirdi çünkü o dönemlerde. Onları tercih etmemiz beklenirdi.”

“Politikacılar birbirine saygı duyarsa insanlar da duyar”

İnsanların önyargılarının ve alışkanlıklarının kolay değişmediğini söyleyen Çağlayan, kendi ailesi gibi örnekler sayesinde yerel halkın Kürtlerin de sıradan insanlar olduğunu keşfettiğini fakat önyargıların hâlâ tamamen çözülmediğini belirtti.

Bunun ise ülkedeki siyasal durumdan kaynaklandığını savunan Çağlayan, politika yapan insanların birbirlerine saygı duyduğu takdirde yurttaşların da birbirine saygı ve sevgi duyabileceğini vurguladı.

Sakarya Kocaali’de Köpek Meydanı olarak anılan işçi meydanını daha önce duymasa da “söylenmemiştir diyemem” diyen Çağlayan, Batı Karadeniz insanının ayrımcı davranışları nedeniyle Kürtler arasında da önyargıların geliştiğini ve bu nedenle de tartışmaların yaşanabildiğini söyledi.

Prof. Dr. Lordoğlu: “Irkçılığın temelinde ekonomik nedenler var”

Mevsimlik tarım işçiliği üzerine çalışan emekli çalışma ekonomisi profesörü Kuvvet Lordoğlu ise yabancı işçiye yönelik ayrımcılığın Suriyeli ve Kürt işçiler üzerinde yoğunlaştığını belirtirken dışarıdan gelen her türlü işçi için geçerli olabilen bu durumun her yerde görülebilecek olsa da Türkiye’de çok daha fazla gerçekleştiğini söyledi.

Yaşanan ırkçılığın temelinde ekonomik nedenlerin yatıyor olduğunu belirten Lordoğlu, ırkçılık pratiklerinin yerel halka mensup yurttaşlardaki yabancı işçiye yönelik önyargılardan kaynaklandığını belirtirken bunu önlemenin ise bu bölgede yaşayan yurttaşların sınıf bilincini güçlendirmekten geçtiğini söyledi.

Lordoğlu, sorunun çözümü için kamusal mekanizmaları işletmenin de önemli olduğunu ifade etti.

Abbas Vural

Abbas Vural

TOBB ETÜ’deki İngiliz dili ve edebiyatı eğitimini üniversite aleyhine haberleri nedeniyle yarıda bırakmak zorunda kaldı. Kocaeli Üniversitesi gazetecilik ve uluslararası ilişkiler bölümlerinde eğitimine devam ediyor. Daha önce Evrensel Gazetesi, bianet.org ve Kürt Çalışmaları Merkezi’nde çalıştı. Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi’nin 2025 yılı bursiyeri.

Yazarın Tüm Dosyaları →
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.