12 Eylül cuntası tarafından idam edilen Erdal Eren’in hayatı ve mücadelesi Kor Yayınları tarafından kitap hâline getirildi. Kitabın yazarlarından Kübra Yeter, kitabın hikayesini ve önemini Niha+’ya anlattı.

12 Eylül 1980’de gerçekleştirilen askeri darbenin yöneticileri tarafından 17 yaşındayken idam edilen devrimci genç Erdal Eren’in hayatı ve mücadelesi kitap oldu.
Kor Kitap tarafından “Gelecek Bizimle” başlığı ile okurlarla buluşturulan çalışmanın yazarlarından Kübra Yeter ile kitap fikrinin nasıl ortaya çıktığını, Erdallar hakkında doğru bilinen yanlışları ve kitabın önemine dair konuştuk.
Yayınevi olarak uzun bir süredir kataloglarında bir Erdal Eren kitabının olmayışını eksiklik olarak değerlendirdiklerini belirten Yeter, bu nedenle Erdal Eren’e dair yeni neler yapılabilir düşüncesiyle bir süreç başlattıklarını söyledi.
“Sadece idamıyla değil, yaşamıyla da anlatmak istedik”
Bu zamana kadar Erdal Eren’i anlatan çeşitli kaynaklar olduğunu; fakat kendilerinin Erdal Eren’in nasıl biri olduğuna odaklanmak istediklerini belirten Yeter, onun kısa yaşamına rağmen bu kısa yaşam içerisinde bilinçli bir devrimci resmi çizdiğini vurguladı:
“Okuyan, merak eden, araştıran ve yaşadığı dünyayı anlamlandırıp değiştirmek isteyen bir gençti. Bu yüzden Erdal’ı Erdal yapan o özelliklere, belki de daha az anlatılan kısma yönümüzü çevirmek istedik. Onu tanıyan, bilen, ona temas etmiş insanlarla bir nevi sözlü tarih çalışması yürüterek bir izlek oluşturmaya çalıştık.”
Kitabı hazırlama noktasındaki diğer bir motivasyonlarının ise o dönemin gençlik kuşağıyla günümüz kuşağının yeniden birbiriyle “tanışmasını” istemeleri olduğunu belirten Yeter, günümüz gençliğinin kendine bir yol aradığını, Erdal Eren’in ve onun kuşağının yaşadığı deneyimlerin de belki bu arayışta onlara eşlik edebileceğini savundu.
“Erdal’a çalışırken Sinan Suner ve Ercan Koca da bu hikâyenin bir parçası olacaktı.” diyen Yeter, bu üç devrimciyi birbirinden ayırmanın kendileri için doğru olmadığını ve Erdal’a dair yeni bilgilere ulaşmanın görece daha kolay olmasına rağmen bu üç ismi yan yana getirmek ve hikâyelerini birbirinden koparmadan anlatmak istediklerini belirtti.
Bu doğrultuda birçok kişiyle görüşen, mevcut kaynaklardan faydalanan ve çeşitli gazete, belge vb. taramalar yapan ekibin editörü Kübra Yeter, elbette her çalışmada olduğu gibi bu çalışmada da zorluklarla karşılaştıklarını ifade etti.
Kilit konularda önemli diyebilecekleri bazı isimlerin konuşmamakta kararlı olduğunu aktaran Yeter, bu zorlukları aşmaya çalıştıklarını ve tüm eksiklere rağmen kısmen başarılı olduklarını söyledi.
“Erdalları birbirinden ayırmak doğru olmazdı”
Giriş kısmında da omurganın Erdal Eren üzerine kurulu olduğunu ifade eden yazar Kübra Yeter, kitaptaki Sinan Suner ve Ercan Koca portrelerini ise şu sözlerle değerlendirdi:
“En başından beri bu üç devrimciyi birlikte anlatma derdindeydik. Halkın Kurtuluşu geleneğinden bu gençler arasında her ne kadar Erdal ismi öne çıksa da üçünün iç içe geçmiş mücadeleleri ve katledilmeleri söz konusuydu.”
Erdal’ın idamla yargılandığı sürecin Sinan Suner’in katledilmesiyle başladığını, çünkü Erdal Eren’in buna karşı yapılan bir protestoda alınıp “asker öldürdü” suçlamasıyla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Yeter, Ercan’ın ise yine aynı politik hatta örgütlenmeye başlayan bir genç olduğunu ve onun da Erdal Eren’in idam haberini alır almaz buna bir itiraz oluşturmak üzere kendini sokağa atmasının sonucunda gördüğü işkencede hayatını kaybettiğini belirtti.

Bu nedenlerle bu üç ismin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Yeter, her ne kadar Sinan ve Ercan hakkında Erdal’a kıyasla çok daha az bilgi olsa da onların yaşamlarını anlatmanın bir tercih değil zorunluluk ve sorumluluk olduğunu savundu.
Kitap yayımlandıktan sonra Sinan Suner’in ve Ercan Koca’nın adını ilk kez duyduğunu söyleyen okurların az olmadığını belirten yazar, Sinan ve Ercan’ın da bu mücadele tarihi içerisinde görünür olması kendilerince önemli olduğunun bir kez daha altını çizdi.
“Verdikleri mücadelenin simgeleşmesi tesadüf değil”
“Gelecek Bizimle” kitabının üç devrimcinin yaşamının birlikte anlatılması, geniş bir sözlü tarih çalışmasına dayanması ve bunun çok sesli şekilde yapılması nedeniyle öne çıkan diğer devrimci portrelerinden ayrılan bir özellik olarak görülebileceğini söyleyen Yeter, diğer yandan ise Erdalları Türkiye sosyalist hareketinden diğer devrimci isimlerden ayıran bir özellik olarak nitelemek için olmasa da onların yaşamına bakıldığında şöyle bir tespitin yapılabileceğini ifade etti:
“Aydın Çubukçu’nun kitapta yer alan önsözünde vurguladığı gibi “Türkiye tarihinin gördüğü en kanlı diktatörlük döneminin ve faşist şeflerinin halk vicdanında da hukuk karşısında da mahkûm olmasının yolunu” verdikleri mücadeleyle açmıştır bu gençler. Bu durum ise elbette tesadüfi değildir, tüm bu özellikleri onların partili ve örgütlü liseli/üniversiteli gençler olmasından kaynaklanır.”
Kitap gençlere yol gösterecek
Kitaba çalışırken aklında Sovyet ressam Gely Korzhev’in “Bayrağı Yükseltmek” adlı eseri olduğunu söyleyen yazar, bu resmin ofisteki büyük bir çerçevede kendilerine eşlik ettiğini ve resimde ifade edilenin tıpkı Erdalların yaşam öyküsüne benzediğini söyledi.

Şimdi bakıldığında Erdal’ın, Sinan’ın, Ercan’ın mücadele bayrağının kendi ellerinde olduğunu belirten Yeter, kitap için isim düşünürken kendilerinde hep bu duygunun hâkim olduğunu, bu yüzden de “Gelecek Bizimle” isminde karar kıldıklarını ifade etti.
Kitabı okuyacak gençlerin Erdalların yaşamında “ne olursa olsun mücadele” anlayışını göreceğini vurgulayan Yeter, özellikle günümüz gençliğinin giderek yalnız hissettiğini, onlara “ne yaparsanız yapın bu düzen değişmez” anlayışı dayatıldığını da eklerken bu koşullara karşı mücadelenin de farklı yolları olduğunu savundu:
“Elbet yenilgi de geri düşmek de buna dahil ama önemli olan devam edebilmek. O kuşak bize biraz da bunu hatırlatıyor. Erdalların dönemine bakalım, sıkıyönetim koşulları bu gençleri hiçbir adım atamaz hale getirmiş durumda ama gençler kendilerine tüm yaratıcılıklarıyla yeni bir yol açabilmişler.”




