Ayşe Tokyaz cinayetine ilişkin davada karar duruşması, çok sayıda kadın örgütünün katılımıyla Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada Tokyaz’ın ailesi ve avukatları indirimsiz en yüksek cezayı talep etti. Mahkeme, Cemil Koç’a Ayşe Tokyaz’ı “canavarca hisle ve eziyet çektirerek, kadına karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.

Fotoğraf: Fatoş Erdoğan
22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz’ın öldürülmesine ilişkin davada karar duruşması dün (9 Eylül) Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İhraç edilen polis Cemil Koç hakkında mahkeme ağırlaştırılmış müebbet hapis kararı verirken, polis memuru İlker Umut Uğurlu’nun “suçluyu kayırma” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına ve tutukluluk halinin devamına karar verdi.
İndirimsiz ağır ceza talep ettiler
Duruşma saat 11.00’de, katılan tarafların beyanları alınarak başladı. Ayşe Tokyaz’ın ailesi, sanıkların hepsinin ceza alması taleplerini yinelerken, ağabeyi Abdulkerim Tokyaz, “Avukatları daha iki gün önce istifa etmiş. Bir an önce mahkeme bitsin, sonuçlansın, acımızı yaşayalım istiyorum” şeklinde konuştu.
Avukat Gül Yeter Aktepe ise şunları söyledi:
“Bu yargılamayı takip etmemizin temel motivasyonunun birçok nedeni var. Bunlardan bir tanesi, bu suç şebekesinin önümüze bir harita koyması. O da şu: Erkek şiddetine maruz kalırsanız sizin şikâyet dilekçeniz savcının önüne geçmeden sanığın önüne gider. Buraya saatlerce ayakta durmak pahasına karakolda basın açıklaması yapan, Türkiye’nin birçok yerinde kadın hakları merkezlerinin bu yargılamayı takip etmesinin temel motivasyonu budur. Bir kadın cinayeti dosyasında bu şebekenin hiçbir indirim almaksızın ağır ceza aldığını görmek… Bunun görülmediği, faillerin cezalandırılmadığını gördüğü ihtimalde failler, hapishaneden ‘Buradan tahliye olduğumda seni öldüreceğim’ diye mektup yazıyor. Bu ülkede her gün üç kadın katlediliyor. Bu duruşmalardaki kararların emsal kararlar olması, verilen hükümlerin kamu vicdanında yer ettiğini gösteren; sadece vicdan olarak değil, dosyadaki kanıtlarla bu sanıkların tamamının en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz.”
Suçluyu kayırmaktan yargılanan Uğurlu: “Burada olmamın sebebi polis olmam”
İddianameye göre Cemil Koç’un öldürme eyleminin ardından, aralarında Cemal Arslan’ın da bulunduğu sanıklar cesedin taşınması ve delillerin ortadan kaldırılması sürecinde rol aldı. Savcılık, Arslan’ın da cinayete yardım ettiğini belirterek hakkında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep etti. Sanık Cemal Arslan, üzerine atılı suçlamayı reddetti.
Cinayete yardım etmekle suçlanan, Cemil Koç ve sanıkları çevirmeye takılmamak için polis arabasıyla taşıdığı belirtilen polis memuru İlker Umut Uğurlu, “Burada olmamın sebebi polis olmam. Kamu görevlisi olmam. Benim sanki annem, eşim yokmuş gibi bana ithamlar yapıldı. Varsa bir suçum, beni cezalandırın” dedi.
Koç, Ejenaz Ovezova’nın dosyasında da yargılanıyor
Dava sürecinde Cemil Koç’un geçmişi de gündeme geldi. İddianamede Koç’un polislikten ihraç edildiği ve çeşitli adli kayıtlarının bulunduğu belirtildi. Cemil Koç’un adı Ayşe Tokyaz dosyasının dışında, 2023 yılında Diyarbakır’da yaşamını yitiren Ejegül Ovezova’nın ölümüyle ilgili soruşturmada da geçiyor. Ovezova, 24 Temmuz 2023’te bir binanın sekizinci katından düşerek yaşamını yitirmişti. Koç bu dosyada da ayrıca yargılanıyor.
Duruşmalarda ayrıca Koç’un başka kadınlara yönelik şiddet uyguladığına ilişkin fotoğraf ve görüntüler mahkemeye sunuldu. Duruşmaya tanık olarak katılan bir kadın Koç tarafından darbedildiğini, hakkında koruma kararı çıkarttığını ve sonrasında tehdit edildiğini anlattı.
Koç’a müebbet, iki sanığa beraat
Savunmaların tamamlanmasının ardından kararını açıklayan Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Cemil Koç’u Ayşe Tokyaz’ı “canavarca hisle ve eziyet çektirerek, kadına karşı kasten öldürme” suçundan takdiri indirim uygulanmaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Koç ayrıca “cebir ve tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 7 yıl hapis, “şantaj” suçundan ise 3 yıl hapis ve 500 bin TL (5.000 gün) adli para cezası aldı.
Polis memuru İlker Umut Uğurlu ise “suçluyu kayırma” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilirken sanıklar Oğuz Kal ve Barış Can Aydın, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan ayrı ayrı 5’er yıl hapis cezası aldılar.
Sanıklardan Cemal Arslan hakkında yöneltilen iddialara ilişkin olarak, ‘yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığı’ gerekçesiyle beraatına ve tahliyesine karar verildi. Sanıklar Necmettin Ecer, Erhan Girgin ve Yusuf Ziya Sancak “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 5’er yıl hapis; polis memuru sanık Necdet Çetinkaya “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme” suçundan 4 yıl 15 ay hapis; sanık Zülfü Bektaş 75 bin TL adli para cezası alırken, sanık Mustafa Enes Aktaşçı ise beraat etti.
“Erkek adalet değil gerçek adalet!”
Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler platformu, yayınladıkları açıklamada “hem sonraki aşamalarında bu davanın, hem de Esra Tokyaz’ı oyalayan Halkalı ve Kanarya karakol polislerinin yargılandığı davanın takipçisi olacaklarını” bildirirken şunları kaydetti:
Bu sonucu cinayetin bütününü görmeyen, aralarındaki ilişkiyi görmeyen bir sonuç olarak değerlendiriyoruz, öfkeliyiz, kabullenmiyoruz.
Sadece sanık Cemil Koç canavarca hisle ve eziyet çektirerek kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet ile cezalandırıldı. Bu ceza elbette olumlu. Ama diğer sanıklar, Cemil’i bütün gece petrol istasyonunda ağırlayan, iki gün Ayşe’nin bedenini saklayan, evden bavulu beraber aldığı Oğuz Kal dahil ekseriyetle suç delillerini yok etme suçunun üst sınırı olan 5 yıl ceza aldılar. Cemil her telefon ettiğinde hizmetine koşan Cemal Arslan ise bugün beraat etti. Polislerin aldıkları cezalar kamu görevlisi oldukları için yarı oranında artırıldı.
Bu kişilere TCK 281, yani suç delillerini yok etme, gizleme, değiştirmeden ceza verilmesine esastan itirazımız var. Bir kadının, Ayşe’nin bedeninin içinde olduğu bir bavulu araçtan araca gezdirip, oradan oraya götürüp ormanlık alanda kaybetmeye çalışmakla, örneğin sahte bir çek-seneti yırtarak ortadan kaldırmayı aynı kefeye koyan bir suç tipi bu. Bu kanun maddesine göre bir kadının bedeni ile bir belge arasında fark yok, ikisi de suç delili olabilir. Sonuçları aynı. İşte tam da böyle erkek şiddetinin, kadın cinayetlerinin ağırlığı, sistematikliği görünmezleşiyor, kadınları öldürülebilir kılan düzen gizleniyor. Bu da yeni kadın cinayetlerine zemin hazırlıyor. Kararın bu şekilde çıkması, bu cinayetin sonuç olarak örgütlü bir biçimde bir grup erkek tarafından organize edilerek meydana geldiğini örtüyor, bütünün parçalarının bir kısmını görünmez kılıyor.
Nedir bu parçalar? Bir kadının öldürülmesine giden süreçte meslekten ihraç edilen bir polis memurunun elinin kolunun her yere uzanabilmesi, ifadelere ulaşabilmesi, bir telefonuyla polis arkadaşlarından destek alabilmesi, mafyatik irtibatları olan insanlarla 100-200 bin liralık bağlantılar kurarak içinde ceset olan bavulları ortadan kaldırabilmesidir. Şiddeti bu şekilde besleyen ve güçlendiren bir erkeklik ağı varken katil sadece Cemil Koç demek, kadına yönelik şiddeti önlememek, önlememeyi normalleştirmek demektir. Bunu asla kabul etmiyoruz!
Erkek adalet değil gerçek adalet!
Ne olmuştu?
Üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz, 13 Temmuz 2025’te eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülmüş, cansız bedeni ise bavul içinde yol kenarına bulunmuştu. Katledilen Ayşe Tokyaz’ın kardeşi Esra Tokyaz’ın kardeşinin ölümüne ilişkin verdiği hukuk mücadelesi kadın örgütleri tarafından desteklendi.
Davanın sanıklarının savunmalarının dinlendiği ilk duruşma, 29 Aralık 2025’te yapılmıştı. Cemil Koç, Ayşe Tokyaz’ın cansız bedenini valize kendisinin koyduğunu kabul etmişti. Cemil Koç’un başka kadınlara yönelik şiddet uyguladığı iddiasına ilişkin kanıtlar mahkemeye sunulmuştu. Duruşma sırasında Koç ile Ayşe Tokyaz’ın kardeşi Esra Tokyaz arasında gerilim yaşanmıştı.
2 Temmuz 2026’daki üçüncü duruşmada savcı esas hakkındaki mütalaasını açıklamıştı. Savcı, Cemil Koç hakkında Ayşe Tokyaz’ı “kadına karşı tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ederken hakkında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve şantaj suçlarından da ceza istenmişti. Diğer sanıklar hakkında da dosyadaki eylemlerine göre çeşitli suçlardan cezalandırılmaları talep edilirken mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek davayı 9 Eylül’e ertelemişti.


