Deniz Poyraz davası, Türkiye’nin aydınlatılmamış siyasi cinayetler pratiğinin bir sembolü olarak duruyor. Ailenin ve Kürt siyasetinin adalet talebinin merkezinde ise başından beri dile getirilen o somut gerçeklik yer alıyor: Yalnızca tetiği çeken failin değil, katliamın arkasındaki azmettiricilerin ve karanlık ilişkiler ağının da yargı önüne çıkarılması.

Deniz Poyraz cinayetinden sonra kadınların yaptığı eylemden bir kare
Türkiye siyasi tarihine bir başka “aydınlatılmayan karanlık sayfa” olarak geçen Deniz Poyraz cinayetinin üzerinden tam 5 yıl geçti. 17 Haziran 2021’de, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü binasına gündüz saatlerinde elinde silahla giren Onur Gencer adlı saldırgan, parti çalışanı Deniz Poyraz’ı katletmişti. Sadece İzmir’i değil, tüm Türkiye’yi sarsan bu siyasi cinayet, gerilimli duruşmaları, araştırılmayan SADAT ve Suriye bağlantıları, mahkeme salonunda mağdurlara sıkılan biber gazları ve avukatların “dosya karartılıyor” itirazları eşliğinde tarihteki yerini aldı.
Deniz Poyraz’ın katledildiği o günden yargılamanın bittiği ana kadar neler yaşandı? Faile ne ceza verildi ve asıl önemlisi cinayetin arkasındaki perde aralanabildi mi?
Şair Eşref Bulvarı’nda katliam
Tarihler 17 Haziran 2021, saat 11.05’i gösterdiğinde, İzmir’in en işlek noktalarından Konak’taki Şair Eşref Bulvarı’nda bulunan HDP İzmir İl Başkanlığı binası planlı bir siyasi cinayete sahne oldu. Emniyet güçlerinin binanın hemen önünde sürekli nöbet tuttuğu ve çadırlı bir eylemin devam ettiği bir ortamda, Onur Gencer Gaziemir Emniyet Müdürlüğü’nden aldığı belgeyle temin ettiği Ruger marka tabancasıyla elini kolunu sallayarak içeri girdi.
İçeride tesadüf eseri o an yalnızca annesinin yerine partide nöbetçi olarak bulunan Deniz Poyraz vardı. Gencer, silahındaki mermileri Deniz Poyraz’ın üzerine boşaltarak yaşam hakkını elinden aldı. Cinayetin ardından binanın içinde fotoğraflar çeken ve yine hiçbir engele takılmadan aşağı inen katil, kolluk kuvvetleri tarafından gözaltına alındı. Failin yakalandığı an polislerin kendisine “İsmin ne abicim?” şeklindeki toleranslı yaklaşımı, davanın ilerleyen aşamalarındaki “cezasızlık” ve “korunma” iddialarının ilk sinyaliydi.
Failin profili
Olayın ardından en çok tartışılan konu, 27 yaşındaki Onur Gencer’in profili ve devlet/paramiliter yapılarla olası bağlantılarıydı. Sosyal medya hesapları incelendiğinde, Gencer’in Suriye’de, Halep ve Münbiç, elinde uzun namlulu silahlarla ve Bozkurt işaretiyle “Görev dönüşü” notuyla paylaştığı fotoğraflar ortaya çıktı.

Onur Gencer
İnsan hakları savunucuları ve vekiller, Gencer’in Suriye’de yaklaşık 45 gün geçirdiğini ve paramiliter bir yapı olan SADAT tarafından eğitildiğini iddia ederek konuyu Meclis’e taşıdı. İddiaların büyümesi üzerine SADAT resmi bir açıklama yapmak zorunda kaldı ve dosya savcılığı da bu açıklamayı baz alarak iddiaları soruşturmaya gerek duymadı. SADAT’ın o dönemki açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Şirketimizin İzmir HDP il binasına yapılan saldırının faili Onur Gencer isimli teröristle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur… Şirketimiz tarafından Suriye’de veya başka bir yerde herhangi bir kimseye eğitim verilmemiştir, verilmemektedir.”
Dava dosyasına giren HTS kayıtlarında Gencer’in olay öncesi ve sonrasında aradığı isimler, cihatçı gruplarla olası ilişkileri ve aşırı sağcı bağlantıları hiçbir zaman derinlemesine araştırılmadı; dosya sadece Gencer’in “bireysel eylemi” olarak çerçevelendi.
Adliye koridorlarında gerilim
Soruşturmanın sadece 2,5 ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak iddianameye dönüştürülmesi, avukatların “dosya apar topar kapatılmak isteniyor” tepkisine neden oldu. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan yargılama süreci, Cumhuriyet tarihinin adil yargılanma hakkı açısından en sorunlu davalarından birine dönüştü.
Duruşmalar süresince, sanık Onur Gencer’e mahkeme heyeti tarafından “tolerans” alanı açıldı. Failin mağdur aileye ve avukatlara yönelik kışkırtıcı ve rahat tavırları engellenmezken, adil yargılanma ve delillerin toplanmasını talep eden hukukçular sürekli baskılandı. Güvenlik gerekçesiyle duruşmaların Aliağa’daki Şakran Cezaevi Yerleşkesi’ne taşınmasının ardından kriz daha da büyüdü. Yetki belgeli avukatların içeri alınmaması, jandarmanın x-ray dayatması ve nihayetinde mahkeme salonunun içinde avukatlara ve izleyicilere biber gazı sıkılması davanın utanç tablolarından biri olarak kayıtlara geçti.
Katil yerine aileye soruşturma
Dava sürecinde Poyraz ailesinin avukatlarından Türkan Aslan Ağaç liderliğindeki hukukçular, bu olayın adli bir vaka olmadığını vurguladı.
Ancak yargı mekanizmasının okları mağdur aileye çevrildi. Deniz Poyraz’ın babası Abdüllillah Poyraz, kızının katledilmesinin ardından verdiği bir röportajdaki sözleri cımbızlanarak “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılandı. Kamuoyu tepkisi sonrası beraat etti. Sadece baba değil, anne Fehime Poyraz da adliye önlerindeki isyanı ve protestoları nedeniyle defalarca emniyet ve savcılık baskısına, çeşitli soruşturmalara maruz kaldı.
Karar: ağırlaştırılmış müebbet ve 9 yıl
Mahkeme heyeti, Gencer’i “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan indirimsiz ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ayrıca “mala zarar verme” suçundan 4 yıl, “konut dokunulmazlığını ihlal” suçundan 2 yıl ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefetten 3 yıl olmak üzere toplam 9 yıl ek hapis cezası verildi. Şubat 2023’te açıklanan gerekçeli kararda mahkeme heyeti, sanığın pişmanlığa yönelik somut bir söz veya davranışının bulunmadığını, kişiliği ve suç işleme eğilimi nedeniyle “yeniden suç işlemekten çekineceği yönünde olumlu bir kanaatin oluşmadığını” kaydetti.
Karar duruşması sonrasında konuşan anne Fehime Poyraz, kararı eleştirerek “Neden katili savunuyorsunuz? Bir yerlerden silah eğitim aldı. Kızımın kanı oraya döküldü. Adaletin eşit olması lazım, hepimiz beraber yaşıyoruz” dedi.
TBB Başkanı Sağkan, kararın ardından bianet’e yaptığı değerlendirmede, sanığın fiili gerçekleştirdiğinin zaten herkesçe bilindiğini, ancak müşteki vekillerinin davaya katkı sunmasının hukuksuz bir kararla engellenmesiyle olayın arkasındaki azmettiricilerin araştırılmasına yönelik taleplerin etkin şekilde sunulamadığını belirtti. Sağkan’a göre bu nedenle “adil bir yargılamadan ve her türlü tartışmadan uzak şekilde maddi gerçeğe ulaşıldığı konusunda kamu vicdanının tatmin olduğundan bahsedilemez.” Sağkan, usul hatalarının davayı istinaftan veya Yargıtay’dan döndürebileceğini, bu olmasa bile dosyanın Anayasa Mahkemesi’nden ya da nihayetinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) hak ihlali kararıyla geri döneceğini öngördü.
İstinaf ve yargıtay: Hızlı onama
Dava avukatlarının itirazıyla dosya 13 Mart 2023’te İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’ne taşındı. Daire, kararı önce “kâtibin imzasının bulunmaması” ve “kararın taraflara tebliğ edilmemesi” gibi usul gerekçeleriyle bozdu. Yerel mahkeme düzeltmeleri yaparak dosyayı 31 Ağustos’ta yeniden istinafa gönderdi. İstinaf mahkemesi 11 Ekim 2023’te, sadece kırk günlük bir incelemenin ardından, “mahkûmiyet kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı” gerekçesiyle itirazları esastan reddederek kararı onadı.
Avukat Türkan Aslan Ağaç, istinafın bu hızlı kararına dikkat çekerek “Dosyayı bir an önce sadece tetikçi Onur Gencer’e verilen ceza ile kapatmaya çalışıyorlar” değerlendirmesini yaptı; soruşturma ve kovuşturma boyunca cinayetin arkasındaki isimlerin ortaya çıkarılması için yapılan çabaların sonuçsuz kaldığını belirtti. Sanık tarafı da kararı temyiz etti: Gencer’in avukatı Ahmet Can Gürlek, müvekkilinin “haksız tahrik” altında hareket ettiğini, Suriye, Diyarbakır ve Batman’daki görevleri sırasında saldırılara maruz kaldığını ve akıl sağlığının yargılama sürecinde yeterince incelenmediğini öne sürerek cezanın hafifletilmesini istedi.
Dosya bu haliyle Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin önüne geldi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, aile avukatlarının “delillerin toplanmadığı, etkili bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmediği” yönündeki başvurularının reddedilmesini istedi. Cinayetin beşinci yıldönümüne kadar ulaşılan bilgilere göre dosya, kesinleşmiş bir Yargıtay kararı beklemeden bu aşamada bekliyor. TBB Başkanı Sağkan’ın 2022’de işaret ettiği Anayasa Mahkemesi ve AİHM yolu, dolayısıyla hâlâ açık bir ihtimal olarak duruyor.
Katil ceza aldı, soru işaretleri sürüyor
Beş yıllık sürecin sonunda ortaya çıkan tablo şu: Onur Gencer, doğrudan işlediği fiil nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet ve 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu karar istinaf tarafından onandı ve şu an Yargıtay önünde. Ancak dava avukatlarının ısrarla gündeme getirdiği SADAT bağlantısı, Suriye’deki ilişkiler ve saldırıyı “azmettiren” olup olmadığı sorusu, mahkeme kayıtlarına göre etkin bir şekilde araştırılmadı. DEM Parti’nin dosya üzerine yayımladığı değerlendirmede de bu durum, “siyasi saikle işlenmiş cinayetlerin ardındaki gerçekliğin yargı eliyle hasır altı edilmesi” olarak nitelendiriliyor.
Anne Fehime Poyraz, kızının öldürülmesinin ikinci yılında “Sorumluların hesap vermesi için mücadelemizi sürdüreceğiz” derken, sonrasında “Katile yardım edenlerin de cezalandırılmasını istiyorum” demişti.
Beş yıl sonra dosya, hukuki olarak hâlâ kapanmamış, kamuoyu vicdanında ise Deniz Poyraz cinayeti, aydınlatılmamış bir siyasi cinayet olarak anılmaya devam ediyor.
Kronoloji: Deniz Poyraz Cinayeti ve 5 Yıllık Adalet Arayışı
Suriye Trafiği ve Silah Temini
Onur Gencer’in Suriye’de (Halep ve Münbiç) elinde uzun namlulu silahlarla ve Bozkurt işaretiyle çektirdiği “Görev dönüşü” fotoğrafları ortaya çıktı. İnsan hakları savunucuları tarafından 45 gün boyunca SADAT’tan eğitim aldığı iddia edildi (SADAT iddiaları reddetti). Gencer, Gaziemir Emniyet Müdürlüğü’nden belge alarak Ruger marka bir tabanca temin etti.Şair Eşref Bulvarı’nda Katliam
Polislerin binanın hemen önünde sürekli nöbet tuttuğu bir ortamda elini kolunu sallayarak HDP binasına giren Gencer, partide nöbetçi olarak bulunan Deniz Poyraz’ı katletti. Binanın içinde fotoğraflar çekip aşağı inen fail, polislerce “İsmin ne abicim?” sözleriyle gözaltına alındı.Apar Topar Hazırlanan İddianame
Soruşturma sadece 2,5 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı. Dosyada HTS kayıtları, failin olay öncesi ve sonrasındaki temasları ile aşırı sağ/cihatçı gruplarla ilişkileri derinlemesine incelenmedi; cinayet sadece “bireysel bir eylem” olarak çerçevelendi.Gerilimli Duruşmalar ve Aileye Soruşturma
İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmalarda sanığa toleranslı yaklaşılırken, duruşmaların Şakran Cezaevi’ne taşınması kriz yarattı. Salonda biber gazı kullanıldı. Bu süreçte asıl failler aranmazken baba Abdüllillah Poyraz “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılanıp beraat etti; anne Fehime Poyraz emniyet baskılarına maruz kaldı.Karar: Ağırlaştırılmış Müebbet ve 9 Yıl
Yetki belgeli avukatların içeri alınmaması ve x-ray dayatması nedeniyle avukatlar son duruşmaları boykot etti. Gencer’e “tasarlayarak kasten öldürme”den ağırlaştırılmış müebbet, diğer suçlardan ise 9 yıl hapis cezası verildi. Gerekçeli kararda failin hiçbir pişmanlık emaresi göstermediği vurgulandı.İstinafın Usulden Bozma Kararı
Dosya İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’ne taşındı. Mahkeme, “kâtibin imzasının bulunmaması” ve “kararın taraflara tebliğ edilmemesi” gibi usul eksiklikleri nedeniyle dosyayı yerel mahkemeye geri gönderdi.İstinaftan 40 Günlük Hızlı Onama
Eksikliklerin giderilmesinin ardından 31 Ağustos’ta tekrar İstinaf’a giden dosya, sadece 40 günlük bir inceleme ile esastan onandı. Avukatlar bu hızlı onamayı, “Dosyayı sadece tetikçiye verilen ceza ile kapatmaya çalışıyorlar” şeklinde yorumladı.Yargıtay Süreci ve Kapanmayan Dosya
Dosya Yargıtay 1. Ceza Dairesi önüne geldi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, aile avukatlarının etkili soruşturma yapılmadığı yönündeki itirazlarının reddini talep etti. Cinayetin 5. yılında dosya kesin kararını beklerken, TBB Başkanı Erinç Sağkan’ın işaret ettiği AYM ve AİHM’den dönebileceği ihtimali masada duruyor.Kaynak: bianet, T24, Diken, Cumhuriyet, Mezopotamya Ajansı



