Birleşmiş Milletler Kadın Birimi tarafından yayımlanan “Kırılma Noktasının Ötesinde” başlıklı güncel rapora göre, küresel insani yardım fonlarının kesilmesi sebebiyle kadın hakları odaklı çalışma yapan örgütlerden %88’i kadın ve kız çocuklarının mevcut ihtiyaçlarını karşılayamıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi’nin (UN Women) “Kırılma Noktasının Ötesinde – İnsani Yardım Alanlarındaki Fon Kesintilerinin Kadın Örgütleri Üzerindeki Süregelen Etkisi” adlı 2026 tarihli raporu, uluslararası insani yardım fonlarındaki kesintilerin kriz bölgelerindeki kadın ve kız çocuklarının durumunun Ocak 2025 öncesi verilerine kıyasla kötüleştiğini ortaya koydu.
52 ülkede kadın hakları savunucusu 855 örgütle yapılan bir anket ve nitel görüşmelere göre hazırlanan araştırma, 855 örgütün %33’ünün kapandığını veya kriz durumunda olduğunu belirtti. Örgütlerin yaklaşık %59’unun Ocak 2025 öncesine kıyasla daha az kadına ulaşabildiğini grafikle gösteren rapor, bu durumun daha önce destek alan yaklaşık bir milyon kadın ve kız çocuğunun artık insani yardımdan mahrum kalması anlamına geldiğini söyledi.
Katılımcıların %41’i önümüzdeki bir yıl içinde faaliyetlerini tamamen askıya almayı veya kapanmayı olası görürken örgütlerin %45’inin ise yalnızca 6 ay veya daha az süre yetecek fonu kalmış durumda. Rapora göre bu durumdaki kurumlar, nitelikli personelini kaybediyor ya da çalışanların maaşlarını düşürmek zorunda kalıyor.
Kadınlar kapıdan geri çevriliyor
Ankete katılan örgütlerin %84’ü destek talep eden kadın ve kız çocuklarının sayısının arttığını belirtirken %88’i ise mevcut ihtiyaç düzeyini karşılayamadığını doğruladı. Buna göre faal durumdaki örgütlerin yarısı, kapasite yetersizliği nedeniyle yardım arayan kadınları kapıdan geri çevirmek zorunda kaldı.
Venezuela’daki bir kadın örgütünden birisi, bu durumu örneklendirerek şu ifadeleri kullandı:
“Yapılan kesintiler, artık kurumumuzda bulunmadığı için vitamin alamayan hamile kadınları da etkiledi. Kendilerine zarar veren genç kızlar ise destek personeli eksikliği ve ilgili hizmetlerin yaşadığımız bölgelerden uzakta olması nedeniyle gereken bakımı alamıyor.”
Endonezya’dan bir anket katılımcısı ise eskiden 500 kadına ve kız çocuğuna ulaştıklarını fakat şu an yıllık bazda bu sayının 300 civarında olduğunu söyledi.
Kesintilerden en çok etkilenen alanların kadınların güvenliği ve iyileşmesini sağlayan programlar olduğunu belirten raporda, geçim kaynaklarını güçlendirme programları, kadın merkezleri ve güvenli alanlar, şiddet mağdurlarına yönelik vaka yönetimi, eğitim, hukuki destek, psikososyal destek ile cinsel sağlık hizmetlerinin en çok kısıtlanan hizmetler arasında olduğu ifade edildi. Bu hizmetlerin daralmasının da özellikle çatışma bölgelerinde yaşayan, engelli, yerinden edilmiş ve tek ebeveynli hanelerde yaşayan kadınlar için riskleri daha da arttırdığı belirtildi.
Kadın örgütlerinin gözlemlerine göre destek sistemleri daralırken kadınların karşı karşıya kaldığı tehlikeler de ters orantılı olarak arttı. Örgütlerin neredeyse tamamı kadınlar arasında ekonomik kırılganlığın arttığını belirtirken %88’i ruh sağlığı sorunlarında ve psikolojik zararlarda artış gözlemledi. Yine örgütlerin %86’sı toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, %72’si ise erken yaşta ve zorla evliliklerin tırmandığını da aktardı. Ayrıca kız çocuklarının okulu bırakma oranlarında ve hayatta kalabilmek için takas usulü sekse (survival sex) başvurma oranlarında da artışlar raporlandı.
Talepler: Donörlere doğrudan erişim
Rapor, uluslararası fon donörlerinin ve insani yardım aktörlerinin finansman yaklaşımını kökten değiştirmesi gerektiğinin altını çizdi. Donörlerin %43’ünün fonları doğrudan yerel aktörlere aktarmak yerine büyük uluslararası sivil toplum kuruluşlarını tercih etmesi yerel kadın örgütlerinin önündeki en büyük engellerden biri.
Kadın örgütleri çok yıllı ve esnek fonların önceliklendirilmesini, donörlere doğrudan erişimi, aracı kurumların azaltılmasını, fonların doğrudan yerel yapılara ulaşmasını, finansmanın sadece kısa vadeli projelere sıkıştırılmamasını ve kirası, idari giderler ve personel maaşları gibi temel maliyetleri de kapsamasını talep etti.
Raporda yer alan ülkeler arasında Afganistan, Cezayir, Ermenistan, Bangladeş, Brezilya, Burundi, Kamboçya, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kolombiya, Kongo, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Ekvador, Mısır, Etiyopya, Guatemala, Haiti, Honduras, Endonezya, Irak, Ürdün, Kenya, Laos Demokratik Halk Cumhuriyeti, Lübnan, Liberya, Libya, Malavi, Mali, Moğolistan, Mozambik, Myanmar, Nepal, Nijer, Nijerya, Filistin, Pakistan, Filipinler, Moldova Cumhuriyeti, Suudi Arabistan, Senegal, Sierra Leone, Somali, Güney Sudan, Sudan, Suriye Arap Cumhuriyeti, Timor-Leste, Türkiye, Uganda, Venezuela (Bolivarcı Cumhuriyeti), Yemen ve Zimbabve var.
BM Kadın Birimi’nin raporu, bu durumun düzelmesine ilişkin bir adım atılmadığı müddetçe faturanın “bekleyecek vakti olmayan savunmasız kadın ve kız çocuklarına” kesileceğini söyledi. Raporun sonuç kısmında işe şu ifadeler kullanıldı:
“İçinde bulunduğumuz dönem, yerelleştirme ve cinsiyet eşitliğine dair uzun süredir var olan taahhütleri hayata geçirmek ve yerel kadın liderliğindeki kuruluşlar ile kadın hakları örgütleriyle adil ortaklıkları güçlendirmek adına bir fırsat sunuyor. Bunlar yeni talepler değil. Bu raporun ortaya koyduğu şey ise, söz konusu taleplerin karşılanmamasının yol açtığı yıkıcı bedele dair kanıtlardır.”