1 Mayıs öncesi yapılan operasyonlarda “eyleme katılabileceği” iddiasıyla tutuklanan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Taceddin Erol Şahin, cezaevindeki tecrit uygulamalarına karşı “insanlık onuruna uygun bir muamele” görme talebiyle başlattığı açlık grevinin 176. gününe girdi. Avukat Ulaş Can’a göre Şahin’in sağlık durumu gittikçe ağırlaşıyor.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi olan Taceddin Erol Şahin, 1 Mayıs öncesi yapılan operasyonlarda “eyleme katılabileceği” iddiasıyla 24 Nisan’da tutuklandı. Tutuklanma gerekçesi olarak Grup Yorum emekçisi olması ve Berkin Elvan için düzenlenen dayanışma yemeğine katılması gösterildi. Marmara 6 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Şahin’in hücresi resmi olarak kuyu tipi sayılmasa da burada kuyu tipi hapishane koşulları ve 7/24 kamera tacizi dayatılıyor. Yoğun tecride maruz bırakılan Şahin, tecride karşı 29 Nisan’da süresiz açlık grevine başladı. 21 Ekim itibarıyla 176. gününe giren Şahin’in sağlık durumu giderek ağırlaşıyor.
“Ortada hiçbir somut suç fiili yok”
20 Nisan 2026’da gözaltına alınıp 24 Nisan’da “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan Taceddin’in dosyası hakkında avukatı Ulaş Can, mahkemenin elinde somut herhangi bir delil bulunmadığını ve tutukluluğun uydurma kılıflarla sürdürüldüğünü ifade etti:
“Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen tutuklama kararlarında herhangi bir delile rastlamanın zor olduğunu belirtmek isterim. Taceddin açısından bakıldığında, tutuklamaya gerekçe yapılan sözde deliller yalnızca anayasal hakların kullanımından ibarettir. Berkin Elvan anmasına katılmak, parasız ve bilimsel eğitimi savunmak gibi tamamen demokratik hak kullanımı niteliğindeki faaliyetler torba bir dosyada suçlama konusu yapılmıştır. Bir de buna kendini kurtarmaya çalışan bir itirafçının soyut beyanları ile sokakta yolunu kesip tehditle ajanlaştırmaya çalışan polisleri kamuoyuna ifşa etmesi eklenmiş; bu tavrın intikamı alınarak tutuklamaya kılıf uydurulmuştur. Açıkça şunu söyleyebiliriz: Ortada hiçbir somut suç fiili yoktur. Yargılanan ve tecritle bastırılmak istenen şey, 1 Mayıs arifesinde bir üniversite öğrencisinin devrimci kimliği ve demokratik hak mücadelesidir.”
Taceddin Şahin’in sağlık durumu hakkında bilgi veren avukatı Can, müvekkilinin bu süreçte 30 kilodan fazla kaybettiğini ve sağlığının kritik aşamada olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Vücudundaki kas ve yağ dokusu tükendiği için kemikleri oturduğu zemine batıyor; bu durum dayanılmaz boyutta omurga ve eklem ağrılarına yol açıyor. Günde iki üç saatten fazla uyuyamıyor. İdare ise yapıcı bir adım atmak yerine Taceddin ve diğer siyasi tutsakların kaldıkları hücrelere baskınlar düzenleyerek kemiklerinin batmasını engelleyen sünger minderlerine ve bitki çaylarına hiçbir hukuki gerekçe göstermeksizin el koymuştur. İnfaz mevzuatında açlık grevindeki bir tutsağın altındaki minderi ya da içtiği çayı gasp etmenin hiçbir yasal dayanağı yoktur. Bu uygulama, tutsağın fiziksel acısını katlayarak iradesini sakatlamayı hedefleyen, düşman ceza hukuku mantığıyla yürütülen fiili bir işkencedir.”
Ailesiyle görüşmesi engelleniyor
Avukat Can, eylemin 175. gününde, her saniyenin hayati risk taşıdığı bu kritik aşamada Taceddin’in en temel hakkı olan ailesiyle telefon görüşmesinden mahrum bırakılarak mutlak bir tecride itildiğini ifade etti:
“5275 sayılı Kanun’un 44. maddesindeki 20 günlük azami yasal hücre cezası sınırı yok sayılarak aylardır fiili bir hücre hapsi dayatılmaktadır. Mektup ve dilekçelerin engellenmesi, baskınlar ve iletişim yasaklarıyla yürütülen bu süreç bir disiplin uygulaması değil; bedeni ve iradeyi hedef alan kurumsal bir işkence rejimidir.”
“Tutsaklar kalıcı sakatlık ve ölüm riskiyle baş başa”
Cezaevi idaresinin mahpus Şahin üzerindeki baskılarına da değinen Can, sözlerine şöyle devam etti:
“Direnişin ilk aylarında B1 vitamini, şeker ve çay gibi hayati maddeler ‘kantinde bulunmadığı’ iddia edilerek günlerce verilmemiş; tutsaklar doğrudan kalıcı sakatlık ve ölüm riskiyle baş başa bırakılmıştır. Hukuki girişimler ve kamuoyu tepkisi sonucunda şu aşamada B1 vitamini temininde sorun kalmamıştır. Ancak idare bu kez fiziki ve psikolojik taciz yolunu seçmiştir. Tıbbi gereksinimlerin bir gün verilip ertesi gün fiili baskınlarla zorlaştırılması, idarenin süreci ne denli düşmanca yönettiğini göstermektedir.”
“Talepleri insan onuruna yakışır bir muamele görmek”
Sağlık sorunlarının yanı sıra 7/24 kamera tacizine ve fiili hücre baskınlarına maruz bırakılan Taceddin’in taleplerinin insan onuruna uygun muamele görmek olduğunu belirten Can, müvekkilinin açlık grevine başlama gerekçesini şu sözlerle aktardı:
“Şahin, 29 Nisan 2026’dan bu yana süresiz açlık grevinde ve eyleminin 175. günündedir. Temel talepleri: yaşam alanlarına dayatılan kameralı gözetim sisteminin kaldırılması ve tecridin sonlandırılmasıdır. Tutsaklar, uyku ve giyinme dahil tüm mahrem alanlarını 7/24 izleyen kameraları kapattıkları için idare tarafından darp edilmiş, 8,2 metrekarelik hücrelere ikişer kişi kilitlenmiştir. Taceddin’in ve diğer siyasi tutsakların talepleri son derece nettir:
Gün boyu izlenmeyi dayatan 7/24 kamera takibine derhal son verilmesi,
Kamera kapattıkları gerekçesiyle uygulanan ikişer kişilik fiili hücre hapsinin kaldırılması; hücre kapılarının gün boyu açılarak normal koğuş rejimine ve ortak alana serbest erişimin sağlanması.”
Sıra arkadaşları: “Taceddin’in sesini dışarıya taşıyacağız”
Taceddin’in sesini duyurmak amacıyla kurulan Taceddin’in Arkadaşları İnisiyatifi’nde yer alan Taceddin’in sıra arkadaşı, arkadaşının durumunu şöyle anlattı:
“Taceddin, 1 Mayıs operasyonlarında keyfi bahanelerle kaldığı ev basılarak işkenceyle gözaltına alındı ve keyfi gerekçelerle tutsak edildi. Taceddin gibi birçok arkadaşımız bu şekilde iftiracı-itirafçıların beyanlarıyla, türlü bahaneler öne sürülerek kaçırılıyor, gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Bu yüzden Taceddin’in tutuklanması bizi şaşırtmadı. Çünkü biliyoruz ki bu düzende parasız eğitim ve bağımsız Türkiye istemek, gençliğin yozlaştırılmasına karşı mücadele etmek suç olarak görülüyor. Süresiz açlık grevi direnişi, nitelik olarak halkın yaşadığı haksızlıkları teşhir etmek ve gasp edilen hakları geri kazanmak için yapılan bir eylemdir. Bir devrimci tutsağın hapishanedeki haksızlıklara karşı yapabileceği en etkili mücadele yöntemi budur. Basın açıklamalarıyla, kitle çalışmasıyla, duvar gazetesi ve pullamalarla direnişçilerin sesini duvarların ötesine ulaştırıyoruz.”
Ayrıca mektuplarla haberleştikleri arkadaşlarının yanıtlarının bilerek aylarca geciktirildiğini belirten arkadaşı, bunun mahpuslara yönelik başka bir tecrit yöntemi olduğunu ifade etti:
“Taceddin’in Arkadaşları İnisiyatifi, Taceddin’in direnişine destek veren, yaşanan adaletsizliğe ve arkadaşımızın hayatına kastedilmesine karşı çıkan öğrenci gençlik tarafından kuruldu. Amacımız: hakları için bedenini açlığa yatıran, halkı için ölümü pahasına direnen gencecik bir insanın yaşatılması, Marmara 6 No’lu L Tipi Hapishanesi’nde uygulanan kuyu tipi tecrit işkencesi ile 7/24 kamerayla izlenme tacizinin son bulmasıdır. Bu talepler yalnız hapishanelerde hakları gasp edilen insanların değil, dışarıda olan ve her biri ‘tutsak adayı’ olan bizlerin de talebidir. ‘Tutsak adayı’ dedim; çünkü bugün ülkemizde tutuklanmanız veya işkence görmeniz için herhangi bir suç işlemenize gerek yoktur. Sömürü düzeni sizi kendisine tehdit olarak görüyorsa bu, tutuklanmanız için yeterli bir gerekçedir.”