Ratko Mladić, ölümüyle bile eski yaralara tuz basıyor

Bir savaş suçlusunun devlet töreniyle yapılacak cenazesi, hâlâ çok sayıda kişinin Bosna soykırımını inkâr ettiğinin bir hatırlatıcısı.

Foto: Al Jazeera

Serbest gazeteci Kim Willsher‘in kaleme aldığı ve Observer‘da yayımlanan bu makaleyi, Niha+ okurları için Türkçe’ye çevirdik.

Sırbistan hükümetinin Ratko Mladić’i devlet ve askeri törenle defnetme kararı, “Bosna Kasabı” olarak adlandırılan bu adamın kurbanlarını ve uluslararası toplumu öfkelendirdi.

84 yaşındaki Mladić, 1992-1995 yılları arasında gerçekleşen Bosna soykırımındaki rolü nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı ve Lahey’de cezasını çekerken öldü. Mladić’in mahkûmiyetine sebep olan suçlar arasında, Holokost’tan bu yana Avrupa’da yaşanan en büyük vahşetlerden olan Srebrenica katliamı ve bin 425 günlük Sarajevo kuşatması da bulunmaktaydı.

Savaşın sona ermesinden sonraki 16 yıl boyunca Mladić; ordunun koruması altında, onu savaş suçlarını soruşturan Birleşmiş Milletler (BM) mahkemesine teslim edecek siyasi ve ahlaki iradeden yoksun Sırp siyasetçilerin kanatları altında Belgrad ve Bosna’da adeta herkesin gözü önünde yaşadı. Dokunulmazlığından o kadar emindi ki, oğlu Darko’nun düğününde, futbol maçlarında ve lüks restoranlarda yemek yerken rahatça boy gösteriyordu.

Ancak siyasetçiler değişir, uluslararası adalet ise ne kadar acı verici derecede yavaş işlese de sabırlı ve ısrarcıdır.

Mladić nihayet 2011 yılında tutuklandı ve Lahey’deki BM mahkemesinde yargılandı. Mahkeme, 2017 yılında onu savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Bu karar, 2021’deki temyiz duruşmasında da onandı.

Ne var ki Sırbistan’da Mladić’in aldığı bu ceza, tarihsel olarak mağdur edildiklerine ve yanlış anlaşıldıklarına inanan bir kesimin gözünde onu bir “şehit” mertebesine yükseltti. Mladić’i Sırp kahramanı olarak nitelendiren aşırı milliyetçi mevcut Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in cenaze töreni hazırlıklarına onay vermesi bu yüzden şaşırtıcı değil. Balkan tarihçileri uzun zamandır, Mladić gibi önde gelen savaş suçlularına odaklanmanın, Belgrad hükümetinin Bosna savaşındaki asıl rolünü göz ardı etmek anlamına geldiğini savunuyor.

Cenaze töreni için henüz bir tarih açıklanmadı ancak Sırp yetkililer Mladić’in cenazesinin “özel bir uçakla” Lahey’den ülkeye getirileceğini belirtti. Yerel basında çıkan haberlere göre Mladić’in vasiyeti, kızı Ana’nın yanına gömülmekti. “Parlak” bir tıp öğrencisi olan Ana, 1994 yılında henüz 23 yaşındayken ailesinin Belgrad’daki evinde babasının silahıyla intihar etmişti.

Savaşı sahada takip eden ve Mladić ile birkaç kez röportaj yapan Hırvat gazeteci ve jeopolitik analist Zoran Kusovac‘a göre onu bir kahraman gibi uğurlamak, Belgrad’ın uluslararası örgütlere bir nevi meydan okuma ve saygısızlık etme biçimi.

Kusovac durumu şu çarpıcı sözlerle özetliyor:

Sırbistan’ın utanması gereken bir savaş suçlusu öldü. Ancak bunun yerine Sırplar, herkesin yüzüne tükürerek Avrupa’ya ve NATO’ya karşı bağımsızlıklarını gösterdiklerini ve meydan okuduklarını düşünüyorlar. Sırbistan kendi ayağına değil, doğrudan kendi yüzüne kurşun sıkıyor. Ratko Mladić’i ait olduğu karanlık bir çukura atmak yerine ona devlet töreni düzenlemek, Sırbistan’ın onun yaptıklarının Sırp emirleriyle yapıldığını zımnen itiraf etmesi demektir ki bu da düpedüz aptallıktır.

Eski Yugoslavya kanlı bir çatışmayla parçalanırken Mladić, Bosnalı Sırp güçlerinin komutanlığına kadar yükselen bir ordu subayıydı. 1992-1995 yılları arasındaki Bosna savaşında çoğu Müslüman olmak üzere yaklaşık 100 bin kişi hayatını kaybetti. On binlerce kadın tecavüze uğradı, milyonlarca insan yerinden edildi.

Mladić’in üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen hala kan donduran sembolik bir görüntüsü var: Temmuz 1995’te BM tarafından “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenica’da küçük bir çocuğun saçını ve yanağını okşadığı ve ona çikolata verdiği o video kaydı. Bu görüntüden sadece birkaç saat sonra Mladić, kasabadaki 8 binden fazla erkek ve erkek çocuğunun katledilmesi emrini verdi ve cesetlerini buldozerlerle toplu mezarlara gömdürdü. Savaş sonrası Avrupa’nın en büyük toplu katliamı olan bu olay, yerel halka silahlarını teslim etmelerini emreden BM barış gücü askerlerinin gözetimi altında gerçekleşmişti.

Aşırı milliyetçi bir Sırp olan Mladić, milletinin tarihine ve Bosnalı Müslümanlar ile Hırvatlardan arındırılmış efsanevi bir “Büyük Sırbistan” kurma fikrine saplantılıydı. Kusovac, Mladić’in Sırp milliyetçiliğini ve mağduriyet psikolojisini yepyeni bir boyuta taşıdığını belirterek şunları ekliyor:

Yüzlerce yıl geriye giderek size Sırbistan’ın tüm tarihini anlatmaya ve Sırpların nasıl hep haksızlığa uğradığını aktarmaya çok meyilliydi. Ona yanıldığını söylerseniz inanılmaz öfkelenirdi. Zorbanın tekiydi. Üstleri ondan çekinir ve ona “hayır” diyemezdi. Astları ise ondan ölesiye korkardı.

Kurbanların aileleri ve sivil toplum örgütleri, Belgrad hükümetinin Mladić’i yüceltme kararının bölgede zaten pamuk ipliğine bağlı olan güvenlik durumunu daha da tehlikeye atabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.

Srebrenica eski belediye başkanı ve şu anda Bosna Hersek’i oluşturan iki siyasi entiteden biri olan Republika Srpska’nın (Sırp Cumhuriyeti) başkan yardımcısı Ćamil Duraković, N1‘e yaptığı açıklamada tehlikeye dikkat çekti: “Asıl sorun, sonrasında gelebilecek olan, siyasi durumu daha da kötüleştirecek ve hatta güvenlik sorunlarına yol açabilecek olan yüceltme ve kutlamalarda yatmaktadır.”

Srebrenitsa Anneleri Derneği Başkanı Munira Subašić ise Mladić’in işlediği suçların birçok Bosnalı Sırp tarafından hâlâ inkar ediliyor olmasına duyduğu derin üzüntüyü şu sözlerle ifade etti:

“Büyük bir savaş suçlusu, Balkanların en büyük suçlusu öldü. Biz kurban anneleri bu acıyı hâlâ ruhumuzun derinliklerinde taşırken… Bizler hâlâ inkarları dinlemek, Ratko Mladić’in Sırplar için nasıl bir kahraman olduğu masallarını duymak zorunda kalıyoruz.”

84 yaşındaki savaş suçlusu öldü

Ratko Mladić’in ölümüne kim ne tepki verdi?

Bosna Savaşı’nda işlenen savaş suçlarından hüküm giyen Ratko Mladić’in ölümünün ardından pek çok farklı kesimden tepkiler geldi. Sırbistan Adalet Bakanı, savaş suçlusu Generalin, “en yüksek devlet onuruyla” gömüleceğini söyledi.

Ratko Mladić, Lahey’de mahkeme duruşmasında, Foto: UN-IRMCT/Leslie Hondebrink-Hermer

Yugoslavya’nın dağılması sürecinde yaşanan Bosna Savaşı’nda işlenen suçlardan sorumlu bulunan savaş suçlusu Bosnalı Sırp General Ratko Mladić, dün (27 Ağustos) 84 yaşında öldü. Mladić, 2024’ten beri Hollanda’nın Lahey kentinde Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde hastanede bakım altında tutuluyordu.

Mladić, 2017’de Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (ICTY) devamı niteliği taşıyan Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması (IRMCT) tarafından, işlediği savaş suçları ve Srebrenica Soykırımı’ndan dolayı suçlu bulunarak ömür boyu hapse mahkum edilmişti. Verilen ceza, 2021’de temyiz davasında da onanmıştı.

Sırbistan basınının iddiasına göre Mladić’in ölümünden yaklaşık bir hafta önce Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, sağlık durumunun kötüleştiği gerekçesiyle Mladić’in son günlerini Sırbistan’da geçirmesini Lahey Mahkemesi’nden talep etmiş, fakat bu talebi reddedilmişti.

Mladić’in ölüm haberi ilk olarak Sırbistan İnsan ve Azınlık Hakları Bakanlığı’nın Devlet Sekreteri Lidija Pavićević tarafından dün akşamüstü doğrulandı.

Ratko Mladić’in ölümünün ardından pek çok farklı kesimden tepkiler geldi.

Suljagić: Ölmesi, bir suçluyu tarihi bir şahsiyete dönüştürmüyor

Srebrenica Anma Merkezi Başkanı Emir Suljagić‘in X hesabından yaptığı açıklamanın bir kısmı şu şekilde:

Ratko Mladić öldü ve bu konuda söylenecek fazla bir şey yok. Bu gerçek de pek bir şeyi değiştirmiyor. Ölüleri geri getirmiyor. Toplu mezarları silmiyor. Mahkeme kararlarını değiştirmiyor. Bir suçluyu tarihi bir şahsiyete dönüştürmüyor.

Izetbegović: Mladić, tarihe savaş suçlusu olarak geçecek

Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Alija Izetbegović’in oğlu ve sağ görüşlü Demokratik Eylem Partisi’nin (SDA) Genel Başkanı olan Bakir Izetbegović, X hesabından yaptığı açıklamada, “Ratko Mladić, tarihe Lahey Uluslararası Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararının onu tanımladığı biçimde geçecek: İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa topraklarında işlenen en ağır suçlardan müebbet hapis cezasına çarptırılmış bir savaş suçlusu olarak.” dedi.

Hotić: Rezillik içinde öldü

1995’te Sırp güçleri tarafından eşi ve oğlu öldürülen 82 yaşındaki Kada Hotić, “Mahkemeye şükran duyuyorum çünkü Mladić’i ömür boyu hapse mahkum ettiler ve tahliye etmediler. Öldüğü güne kadar adalet işlemeye devam etti. Rezillik içinde öldü çünkü çok fazla insanı öldürdü,” dedi.

Bosna-Hersek Adalet Bakanı Zukan Helez, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, “Mladić’in mahkum bir soykırımcı ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’nın gördüğü en kötü şöhretli savaş suçlularından biri olduğunu,” belirtti.

Helez, “Ölümle affın gelmeyeceğini, toplu mezarların silinmeyeceğini, öldürülen çocukların ve ebeveynlerin geri gelmeyeceğini, geriye yalnızca utanç, hüküm ve suçların kanlı izinin kalacağını” söyledi.

Adalet Bakanı: Devlet töreni yapılacak

Sırbistan Adalet Bakanı Nenad Vujić, Mladić’in Sırbistan’da ailesinin belirleyeceği bir yere “en yüksek devlet onuruyla” gömüleceğini duyurdu:

“Ratko Mladić, bir generaldir ve protokoller bellidir. Onun rolü biliniyor, ama General Mladić’e ait olan ne varsa mutlaka yerine getirilecektir.”

Ancak Adalet Bakanı Vujić’in bu iddiasına karşın, Sırbistan Ordu Kanunu‘nun 110. maddesinin (1/11), “Bir yıldan uzun koşulsuz hapis, kesinleştiği gün hizmetin sona ermesine yol açar” ve 185. maddesinin (1/3), “Aynı ceza, kesinleştiği gün rütbenin kaybına yol açar; rütbeyle birlikte rütbeye bağlı tüm haklar da kaybedilir” şeklinde hükümler içermesi sebebiyle ömür boyu hapis cezasını çekerken ölen ve kanun uyarınca askerlik hizmetinden çıkarılıp rütbelerini kaybetmesi gereken Ratko Mladić için yasal olarak “devlet töreni” düzenlenmesinin mümkün olup olmadığı, belirsizliğini koruyor.

Sırbistan Cumhuriyeti Resmi Gazetesi’nde 116/2007 sayısıyla yayımlanan ve en son 4 Aralık 2025 tarihli 109/2025 sayılı değişiklikle güncellenen Sırbistan Ordusu Kanunu’na buradan ulaşabilirsiniz.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Vučić’in lideri olduğu Sırp İlerici Partisi’nin (SNS) Belgrad Belediye Başkanı Aleksandar Šapić, şahsi Instagram hesabından Mladić’in bir fotoğrafını, “Huzur içinde yat generalim. Ebedi şan ve minnet sana olsun” yazısıyla birlikte paylaştı.

Cumhurbaşkanı Vučić, 28 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, “Lahey’den bize hiçbir şey ulaşmadı,” dedi.

“Lahey’in, Mladić’in parmaklıklar ardında ölmesini istediğini şimdi gördüklerini” söyleyen Vučić, “Generalin, ölmek istediği yerde, Sırbistan’da ölmesine izin vermediler. Bu, emsali ya da haklı gerekçesi olmayan, medeniyet dışı bir davranıştır,” diyerek Sırbistan basınının Mladić’in Sırbistan’a getirilmek istendiği iddialarını da doğrulamış oldu.

Vučić, Sırp yetkililerin, ailesi talep ederse Mladić’in Sırbistan’da onurlu bir şekilde defnedilmesine yardımcı olacağını da sözlerine ekledi. Ancak Adalet Bakanı’nın Mladić’in “en yüksek devlet onuru”yla defnedileceği iddiasına yönelik bir açıklama yapmadı.

Ayrıca Karadağ Meclis Başkanı Andrija Mandić, Mladić’in oğluna taziyelerini ilettiğini resmi X hesabında paylaştı.

Futbol maçlarında anıldı

Sırbistan’ın Kızılyıldız futbol kulübünün (FK Crvena Zvezda) dün 20.00’de UEFA Avrupa Ligi Play-off turu 2. maçında Çekya’nın Viktoria Plzeň takımına karşı deplasmanda 5-1 kaybettiği maçta Kızılyıldız’ın taraftar grubu Delije tarafından açılan ve üzerinde Mladić’e ithafen “General, sonsuz şan ve şükran” yazılı pankart, kulübün resmi X hesabından paylaşıldı.

Delije tribün grubunun kurucusu olan Arkan lakaplı mafya ve tribün lideri Željko Ražnatović, aynı zamanda Yugoslavya’nın dağılması ve Bosna Savaşı döneminin etkin isimlerinden biridir. Sırp Gönüllü Muhafızları ya da “Arkan’ın Kaplanları” olarak bilinen Sırp paramiliter gücünün de başı olan Arkan, savaş sonrasında ICTY tarafından insanlığa karşı suç işlemekle suçlandı. Arkan, Ocak 2000’de suikasta uğradı.

Bosna-Hersek’in iki entitesinden biri olan Republika Srpska’nın (Sırp Cumhuriyeti) Başkenti Banja Luka’dan Borac futbol kulübünün, dün 21.30’da İzlanda temsilcisi Vikingur’a karşı 3-1 kazandığı UEFA Konferans Ligi Play-off 2. maçının öncesinde stadyumda Mladić’in öldüğü anons edilince tribünlerden alkışlar yükseldi. Ayrıca Mladić’i öven bir marş okundu ve “Dünyevi olan küçük bir krallıktır, semavi olan ise daima ve ebediyen. Sırp halkının en büyük savunucusuna ebedi şan*” pankart açıldı.

* Pankarta yazılan bu söz, 1389’da Sırp Krallığı’nın I. Kosova Savaşı’nda yenilmesine dayanıyor. Destana göre Sırp Prensi Lazar, savaştan önceki gece rüyasında Tanrı’nın bir meleği tarafından ziyaret edilmiş ve kendisinden dünyevi bir krallık ile semavi bir krallık arasında seçim yapması istenmiştir. Semavi bir krallığı seçen Lazar, savaşı kaybetmiş ve savaş alanında ölmüştür.

New York Times‘ın spor bölümü olan The Athletic‘in 28 Ağustos tarihli haberine göre UEFA, Kızılyıldız’a karşı üç ayrı gerekçeyle disiplin soruşturması başlattığını bildirdi. Bu gerekçeler arasında “ırkçı ve/veya ayrımcı davranış”, “bir spor etkinliğine yakışmayan bir mesajın iletilmesi” ve “takımın uygunsuz davranışı” yer alıyor.

Srebrenitsa Anma Merkezi, maçın ardından UEFA’yla iletişime geçerek, açılan pankartların “taraftarların davranışına indirgenemeyeceğini” belirtmişti.

Srebrenica Anma Merkezi’nin açıklaması, şu ifadeleri içeriyor:

“Resmi iletişim kanallarını, soykırımdan hukuken mahkum edilmiş bir kişiyi yücelten mesajlar yaymak için bilinçli biçimde kullanan bir kulüp, böyle bir davranışı taraftarların davranışına indirgeyemez.

Bu artık yalnızca taraftarlarla ilgili bir mesele değil, kulübün, UEFA’nın Avrupa futbolunu üzerine inşa ettiği değerlerle kurduğu kurumsal ilişkiyle ilgili bir meseledir.”

BM Genel Sekreteri: Mağdurlarla dayanışma içindeyim

BM Genel Sekreteri António Guterres, sözcüsü Stephane Dujarric aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Sayın Mladić’in suçlu bulunduğu suçlardan zarar gören mağdurlar, hayatta kalanlar ve aileleriyle dayanışma içinde olduğunu” belirtti.

Açıklamada “yargı tespitlerinin kesin biçimde ortaya koydukları olguların tarihsel kaydın bir parçasını oluşturduğunu” belirten Guterres, iktidardaki herkese, yargılanmış olan suçların ciddiyetini inkâr etmekten kaçınma çağrısını yineledi.

Guterres ayrıca, “Srebrenica Soykırımı’nın tarihsel bir olay olarak inkâr edilmesini ve uluslararası mahkemeler tarafından savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırımdan mahkûm edilenleri yücelten her türlü eylemi şiddetle kınadığını” belirtti.

Dodik: Bu bir cinayet

Republika Srpska’nın Bağımsız Sosyal Demokratlar İttifakı (SDSN) partisinin Genel Başkanı, Republika Srpska eski Cumhurbaşkanı, Bosna-Hersek’te Sırp milliyetçiliğinin önde gelen isimlerinden ve halihazırda siyasi yasaklı olan Milorad Dodik, Mladić’in ölümü üzerine “Bu bir cinayet. Mladić’e Sırp milleti tarafından saygı duyuluyordu. Bir komutan olarak Sırpları savunmak için mücadele etti,” dedi.

Šešelj: Mladić şeytanlara karşı savaştı

Aşırı sağcı savaş suçlusu Vojislav Šešelj*, Mladić için yaptığı açıklamada “Mladić şeytanlara karşı uzun zaman savaştı. Onun ölümünü iki veya üç yıl önce bekliyorlardı ama o pes etmedi… Onu öldürdüler,” ifadelerini kullandı.

* Vojislav Šešelj, aşırı sağcı Sırp Radikal Partisi’nin (SRS) kurucusudur. Yugoslavya’nın dağılma sürecinde Hırvatistan ve Bosna-Hersek’te işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan dolayı ICTY tarafından Ocak 2003’te suçlanan Šešelj, Şubat 2003’te hakim tarafından suçlamalar onaylanınca Lahey’e giderek teslim oldu. 11 yıl 9 ay ICTY gözetiminde kalan Šešelj’in 2014’te kanser tedavisi için Sırbistan’a dönmesine izin verildi. Sonrasında milletvekili de olan Šešelj 2016’da beraat etse de 2018’de beraat kararı temyizde bozuldu. Fakat Šešelj, tekrar hapse girmedi.

Rusya: Mladić’in sağlık hakkı ihlal edildi

Rusya Dışişleri Bakanlığı Facebook üzerinden, Rusya’nın Belgrad Büyükelçiliği ise X hesabı üzerinden Mladić’in ölümü üzerine açıklamalarda bulundular.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, “Rusya tarafı, düzenli biçimde Mladić’in Lahey’deki davasını işaret etmiştir. Tutukluluk şartlarına sağlık ve yeterli tedavi gibi temel ihtiyaçlarına saygı duyulmaması da eklenmiştir,” derken Rusya’nın Belgrad Büyükelçiliği tarafından “General Ratko Mladić’in vefatı münasebetiyle ailesine ve yakınlarına içten taziyelerimizi sunarız,” denildi.

Ratko Mladić kimdir?

Ratko Mladić, 1942’de Bosna-Hersek’in Božanovići köyünde doğdu ve Yugoslav Halk Ordusu’nda generalliğe kadar yükseldi. Bosna Savaşı’yla birlikte yeni kurulan Bosnalı Sırp ordusunun (Vojske Republike Srpske-VRS) başkomutanı oldu. Yaklaşık dört yıl süren Sarajevo kuşatması ve Srebrenica’da yaşanan soykırım başta olmak üzere, ordunun eylemlerinden sorumlu en üst düzey askerî figürlerdendi. Savaşın ardından yıllarca firari olarak saklandı ve ancak Mayıs 2011’de Sırbistan’da yakalanarak Lahey’e teslim edildi.

Mladić, ICTY tarafından 2017’de, Srebrenica Soykırımı, insanlığa karşı suçlar ve savaş hukukunun ihlalinden suçlu bulunarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bu ceza, 2021’de temyiz aşamasında da onandı. Mladić, cezasını çekmekteyken uzun süredir devam eden sağlık sorunları nedeniyle Lahey’de BM gözetiminde hastanede 27 Ağustos 2026’da öldü.

Soykırıma giden yol: Srebrenica’nın 31. yılında hâlâ kayıplar var

Her yıl 11 Temmuz’da anılan Srebrenica Soykırımı’nda 8 bin 372 sivil hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler’in “güvenli bölge” ilan ettiği kasabada işlenen savaş suçları; uluslararası topluma duyulan güveni zedeledi, bölge halkları arasında derin yaralar açtı.

Foto: Thomas Brey/dpa/Alamy Live News

Temmuz 1995’te Bosna-Hersek’in doğusunda bulunan Srebrenica’da (Okunuşu: Srebrenitsa), 8 bini aşkın Boşnak erkek ve çocuk öldürüldü. Yıllar içinde kazı ve DNA eşleştirmeleriyle tespit edilen kurban sayısı 8 bin 372‘ye ulaştı. Kurbanlar arasında henüz kimliği belirlenemeyen ya da hâlâ kayıp olan bine yakın kişi bulunuyor.

Katliam, savaş suçu olmasının yanı sıra soykırım olarak da tescillendi. ICTY (International Criminal Tribunal for the former Yugoslavia – Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi), 2001’de Radislav Krstić davasında verdiği kararla olayları soykırım olarak nitelendirdi. Bu karar 2004’te İstinaf Dairesi tarafından, 2007’de ise ICJ (International Court of Justice – Uluslararası Adalet Divanı) tarafından onandı. Srebrenica Katliamı, böylece II. Dünya Savaşı’ndan bu yana uluslararası mahkemelerce soykırım olarak tescillenen ilk olay olarak kayıtlara geçti.

Srebrenica’da ne oldu?

II. Dünya Savaşı sonrasında altı cumhuriyetten oluşan Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti, 1980 yılında ülkenin kurucusu ve Devlet Başkanı Josip Broz Tito’nun hayatını kaybetmesi sonrasında çatırdamaya başladı. 1980’li yıllar boyunca zayıflayan merkezi otorite, 1991’de Slovenya ve Hırvatistan’ın bağımsızlıklarını ilan etmesiyle birlikte tamamen dağıldı.

Bosna-Hersek, Yugoslavya’da etnik çeşitliliğin en yüksek olduğu cumhuriyetti. Ülke nüfusunun yaklaşık %44’ü Müslüman Boşnak, %31’i Ortodoks Sırp ve %17’si Katolik Hırvatlardan oluşmaktaydı. Bosna-Hersek 1992’de bağımsızlığını ilan ettiğinde Bosnalı Sırplar bu karara karşı çıktı ve Sırbistan ile Sırpların domine ettiği Yugoslav Halk Ordusu’nun da desteğiyle kendi kontrollerindeki bölgelerde Sırp nüfusun yaşayacağı etnik olarak homojen bir toprak parçası [Republika Srpska] oluşturma amacıyla silahlı mücadeleye başladı. 1992’de Sırp askeri ve paramiliter güçler, Boşnaklara karşı etnik temizlik sürecini başlattı ve bu süreçte binlerce insan öldürüldü ya da yerinden edildi.

Bosna-Hersek’in doğusunda, Sırbistan sınırına yakın bir kasaba olan Srebrenica, çatışmaların ortasında kalmıştı. Republika Srpska ile Sırbistan arasında kesintisiz kara bağlantısı kurulabilmesi için bu bölgeye önem atfedilmekteydi. 1992 sonunda Srebrenica, ağırlıklı olarak Boşnaklardan oluşan Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ordusu’nun (Armija Republike Bosne i Hercegovine – ARBiH) kontrolündeydi ve çevre köylerden kaçan on binlerce Boşnak sivil buraya sığınmıştı. Kasabanın nüfusu, savaşın ilk yıllarından bu yana birkaç kat artmış; sağlık, gıda ve barınma koşulları giderek daha da kötüleşmişti.

11 Mart 1993’te UNPROFOR (BM Koruma Gücü) komutanı Fransalı General Philippe Morillon, çevredeki Cerska ve Konjević Polje‘nin Sırp güçlerince ele geçirilmesinin ardından durumu yerinde görmek için Srebrenica’ya gitti. Ayrıca Morillon’un konvoyu gıda ve yardım maddeleri de taşıyordu. Konvoy, Srebrenica’ya gittiği sırada Bosnalı Sırp Ordusu (Vojske Republike Srpske – VRS) tarafından durduruldu ve şehre girilmesi engellendi. Sonrasında yapılan görüşmeler sonucunda gıda maddeleri olmadan konvoyun şehre girişine izin verildi. Şehirde sevinçle karşılanan konvoy, 2 gün kadar şehirde kaldı.

General Morillon, Srebrenica halkına BM koruması altında olduklarını söylüyor, Foto: The Death of Yugoslavia (BBC Belgeseli/1995)

Bu sürenin sonunda Morillon şehirden ayrılmak istediğinde ise halk, BM Koruma Gücü’nün şehri terk etmesini engelledi. Bunun üzerine Morillon, yanına bir BM bayrağı ve megafon alarak postane binasının camından “Artık Birleşmiş Milletler koruması altındasınız, sizi asla terk etmeyeceğim” cümlesiyle şehrin BM koruması altına alındığını ilan etti ve şehirde BM bayrağı dalgalandırıldı. Fakat Morillon, üstlerinden böyle bir yetki almamıştı. Morillon’un bu beklenmedik vaadinden bir ay sonra 16 Nisan 1993’te BM Güvenlik Konseyi Srebrenica’yı resmen “güvenli bölge” ilan etti ve bölgenin “güç kullanımı dahil gerekli her türlü araçla” korunacağını duyurdu. Bu kararın uygulanması için görevlendirilen ise birkaç yüz kişiden oluşan hafif silahlı bir Hollanda BM barış gücü taburuydu (Dutchbat).

Kuşatma ve insani durum

1993’ten 1995’e kadar açlık, ilaç ve tıbbi malzeme yokluğunun yanı sıra ateşkes ihlalleri de kasabadaki yaşam şartlarını kötüleştiriyordu. Mart 1995’e gelindiğinde Republika Srpska lideri Radovan Karadžić‘in verdiği talimatlar doğrultusunda yapılan askeri operasyonlar neticesinde Srebrenica’daki kuşatma daha da sertleşmişti. Mayıs ayı itibarıyla Bosnalı Sırp askerler, gıda ve diğer temel malzemelerin geçişine izin vermemekteydi. Bu durum, kasabadaki Boşnak savaşçıların çoğunu bölgeyi terk etmeye zorlamış, bölgenin savunmasını daha da zayıflatmıştı.

Aynı dönemde, uluslararası müdahalenin önünde de engeller görünüyordu. 4 Haziran 1995’te UNPROFOR komutanı Fransalı General Bernard Janvier, Zvornik’te Sırp General Ratko Mladić ile bir araya geldi. Bu görüşmenin resmi gündemi, Sırplar tarafından esir alınan [çoğu Fransalı] BM askerlerinin serbest bırakılmasıydı. Dönemin Bosna-Hersek Başbakanı Hasan Muratović ve bazı kaynaklara göre Janvier bu görüşmede rehinelerin serbest bırakılması karşılığında NATO’dan hava saldırısı talep edilmeyeceğine dair örtülü bir güvence vermişti. Ancak Janvier bu iddiayı BM soruşturmasında ve 2001’de Fransa Parlamentosu önünde verdiği ifadesinde reddetti.

Haziran ayı sonunda geride kalan birkaç Boşnak savaşçı grubuyla yaşanan küçük çatışmaların ardından VRS, kod adı “Krivaja 95” olan bir operasyon planladı. Bu operasyon ise birkaç hafta içinde soykırımla sonuçlanacaktı. Kasabayı korumakla görevli güç ise hâlâ yalnızca birkaç yüz kişilik hafif silahlı bir Hollanda BM taburuydu.

VRS’nin saldırısı ve Srebrenica’nın düşüşü

6 Temmuz 1995 sabahı başlayan saldırıyla Bosnalı Sırp güçleri, ilerledikleri güzergah boyunca Boşnakların evlerini ateşe verdiler. Sonraki üç gün boyunca VRS’nin bombardımanı yoğunlaştı ve bölgeyi çevreleyen gözlem noktaları teker teker düştü. Dutchbat askerleri, direnmeden kasaba merkezine doğru geri çekilmeye başladı. 9 Temmuz’da, ilerleyişin beklenenden daha kolay olduğunu gören Karadžić, operasyonun kapsamını genişletti ve Srebrenica’nın tamamen ele geçirilmesi için VRS’ye yetki verdi.

10 Temmuz’a gelindiğinde VRS tankları kasabaya yaklaşıyordu ve Dutchbat komutanı Yarbay Thomas Karremans NATO’dan acil hava desteği talep etti. Aynı gün Dutchbat, Bosnalı Sırplara geri çekilmedikleri takdirde hava saldırısı düzenleneceği uyarısını yaptı. Ancak Zagreb’deki kriz toplantısında UNPROFOR komutanı General Bernard Janvier, hava saldırısı kararını ertesi sabaha erteledi.

VRS Generali Ratko Mladić (solda) ve Thomas Karremans (soldan üçüncü) Foto: SIPA/REX

11 Temmuz öğleden sonra saat 14.40’ta NATO iki hava saldırısı gerçekleştirdi. VRS güçleri, Hollandalı ve Fransalı esirleri öldürmekle ve 20-30 bin sivil mültecinin bulunduğu çevre bölgelere saldırmakla tehdit edince, planlanan diğer hava saldırısı iptal edildi. VRS bu sırada 30 Dutchbat askerini rehin aldı.

Aynı gün artık hiçbir direnişle karşılaşmayan General Ratko Mladić; General Milenko Živanović, General Radislav Krstić ve diğer VRS subaylarıyla birlikte saat 16.15’te Srebrenica sokaklarında zafer yürüyüşü yaptı. Bir Sırp televizyonunun kaydettiği görüntülerde Mladić, buradaki “Türklerden” 1804’te başlayan Sırp ayaklanmasının intikamını alma zamanının geldiğini söylüyordu.

Toplu infazlar

Srebrenica’nın düşüşünün ardından [çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlı] yaklaşık 25 bin mülteci Potočari’deki BM karargâhında toplanmıştı, fakat Bosnalı Sırp güçler mültecileri buradan çıkmaya zorladı. 12 Temmuz öğleden sonra otobüs ve kamyonlarla kadınlar, çocuklar ve yaşlılar Boşnak kontrolündeki bölgelere sürüldü. Bu tahliye sırasında Sırp askerleri, otobüslere binmeden önce tüm erkekleri kalabalıktan ayırıp “savaş suçu soruşturması” bahanesiyle alıkoydu.

11 Temmuz gecesi 10 bini aşkın Boşnak erkek, güvenli bir bölgeye ulaşabilmek umuduyla sık ormanlık araziden geçerek Srebrenica’dan kaçmaya çalışıyordu. Ertesi sabahtan itibaren Bosnalı Sırp subaylar, ele geçirdikleri BM ekipmanlarını kullanarak ve sahte güvenceler vererek kaçan insanları teslim olmaya ikna etti. Bu insanların büyük bölümü yol boyunca pusu kurularak ve top atışları ile öldürüldü ya da doğrudan infaz edildi. Kaçan insanların ancak üçte biri güvenli bölgelere ulaşabildi. Potočari’den ayrılan ve ormanda yakalanan insanlar, 12-13 Temmuz’da çoğunlukla Bratunac’taki çeşitli noktalara götürüldü. Buradan itibaren ise sistematik infazlar başladı.

ICTY, 11-19 Temmuz arasında dokuz farklı yerde gerçekleştirilen toplu infazları belgeledi:

  • 13 Temmuz sabahı – Jadar Nehri
  • 13 Temmuz öğleden sonra – Čerska Vadisi
  • 13 Temmuz öğleden sonra – Kravica Deposu (bin ila bin 500 kişinin öldürüldüğü tahmin ediliyor)
  • 13-14 Temmuz – Tišća
  • 14 Temmuz – Grbavci Okulu ve Orahovac
  • 14-15 Temmuz – Petkovci Okulu ve Petkovci Barajı
  • 14-16 Temmuz – Pilica Okulu ve Branjevo Askeri Çiftliği
  • 16 Temmuz – Pilica Kültür Merkezi
  • 14-17 Temmuz – Kozluk

Bu infazların en ciddi şekilde belgelenmiş olanı, VRS’nin 10. Sabotaj Müfrezesi’nden asker Dražen Erdemović‘in katıldığı Branjevo Askeri Çiftliği katliamıydı. Erdemović, daha sonra suçunu itiraf edip Krstić davasında tanıklık yapmış ve yalnızca 16 Temmuz’da kendi biriminin bu çiftlikte bin ila bin 200 kişiyi öldürdüğünü tahmin ettiğini söylemişti. Erdemović’in tanıklığına göre kurbanların neredeyse tamamı sivil kıyafetler giyiyordu, bir kısmının gözleri bağlıydı ve elleri arkadan bağlanmıştı. Kaçmaya çalışan tek bir kişi dışında herkes direnmeden kurşuna dizildi.

Mahkemenin incelediği toplu mezarlarda 448 gözbağı ile kurbanların ellerini bağlamakta kullanılan 423 parça bez, ip ya da tel bulundu. Branjevo’daki infazdan sağ kurtulan bir kişi mahkeme ifadesinde, ateş açıldığı anda yere kapaklandığını ve bir başka kişinin onun üzerine düştüğünü, yanındaki bir yaralıya askerlerin “Bırak acı çeksin, onu sonra öldürürüz” dediğini anlatmıştı. Ayrıca, katledilen kişiler sonrasında toplu mezarlara gömüldü.

Toplu mezarlar

Bosnalı Sırp güçleri, işlenen suçları gizlemek amacıyla Eylül ve Ekim 1995 arasındaki birkaç haftalık süre zarfında kurbanların bedenlerini ilk gömüldükleri toplu mezarlardan çıkardılar ve ikincil mezar alanları olarak adlandırılan başka konumlara taşınarak yeniden gömdüler. 1996 ile 2000 yılları arasında ICTY tarafından açılan 21 toplu mezardan yedisinin bu şekilde oluşturulmuş ikincil mezarlar olduğu tespit edildi.

Srebrenica’daki Potočari Anıt Mezarlığı, Foto: Michael Büker/Wikimedia Commons

Bosnalı Sırp güçleri, cesetleri çıkarmak ve başka yerlere taşımak için buldozerler ve diğer ağır iş makineleri kullandı. Bunun sonucunda bazı kurbanların bedenleri parçalandı ve ağır hasar gördü. Ayrıca bazı kurbanlara ait vücut parçaları hem birincil hem de ikincil olmak üzere iki farklı toplu mezarda bulundu. Mahkeme savcılığı, açılan 21 toplu mezar üzerinde kapsamlı adli analizler gerçekleştirdi. Adli tıp uzmanlarının mezarlardan çıkarılan toprak yapısı, mermiler ve diğer materyaller üzerindeki incelemeleri sonucunda birincil ve ikincil mezar alanlarından bazılarının birbiriyle doğrudan bağlantılı olduğu kanıtlandı.

Yargılamalar ve mahkumiyetler

Dönemin Republika Srpska lideri Radovan Karadžić, Srebrenica soykırımı ile diğer savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan dolayı Mart 2016’da suçlu bulundu. Başlangıçta 40 yıl hapis cezasına çarptırılan Karadžić, 2019 yılında ICTY’nin hukuki halefi olan IRMCT (International Residual Mechanism for Criminal Tribunals – Ceza Mahkemeleri Uluslararası Rezidüel Mekanizması) Temyiz Dairesi tarafından ömür boyu hapisle cezalandırıldı. Srebrenica’daki askeri harekâtın bizzat başında bulunan VRS komutanı Ratko Mladić ise 2011’de yakalandı, 2017 yılında soykırım ile insanlığa karşı işlenen suçları kapsayan 11 suçlamanın 10’undan suçlu bulunarak ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mladić’in bu cezası, 2021 yılının Haziran ayında görülen temyiz davasında da onandı.

Uluslararası ceza mahkemeleri, Srebrenica’daki suçlara dahil oldukları sebebiyle toplamda yirmiden fazla kişi hakkında iddianame hazırladı. Bu iddianamelerin [biri hariç] tamamı operasyonu bizzat planlayan ve emir veren üst düzey komutanlar hakkında oluşturuldu. Yargılamalar sonucunda Karadžić ve Mladić gibi isimlerin yanı sıra Dražen Erdemović, Dragan Obrenović, Vidoje Blagojević, Dragan Jokić ve Momir Nikolić gibi çok sayıda askeri ve istihbarat yetkilisi işledikleri insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçlarından dolayı uzun hapis cezalarına çarptırıldı.

Marš Mira ve hafıza

Srebrenica’nın düşmesinin ardından kasabadaki 10 bini aşkın Boşnak’ın Bosna Ordusu’nun kontrolündeki Tuzla’ya ulaşmak umuduyla ormanlık ve dağlık arazide yürüdüğü güzergah, tarihe “Ölüm Yolu” (Put Smrti) olarak geçti. Soykırımı anmak, unutulmasına engel olmak ve kurbanların anısını yaşatmak amacıyla 2005 yılından bu yana her yıl uluslararası katılımlı düzenlenen “Marš Mira” (Barış Yürüyüşü), bu kaçış güzergahının tam tersi istikamette gerçekleştirilmektedir. Katılımcılar, hayatta kalanların ulaştığı güvenli bölge olan Tuzla’nın Nezuk kasabasında toplanarak Srebrenica’ya yürümektedir.

Yaklaşık 100 kilometre uzunluğundaki bu güzergah, her yıl 8-10 Temmuz tarihleri arasında üç günde yürünmektedir. Katliamdan sağ kurtulanların, kurban yakınlarının ve dünyanın dört bir yanından gelen binlerce kişinin katıldığı kortej, yürüyüş boyunca infazların ve pusuların yaşandığı noktalardan geçerek 10 Temmuz akşamı Potočari Anıt Mezarlığı’na ulaşılmasıyla tamamlanır.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.