Madımak Katliamı’nın 33. yılı: Öldürülen 33 kişinin hesabı sorulmadı

2 Temmuz 1993’te Sivas’ta şeriat sloganları atan ve bozkurt işaretleri yapan bir grup, çoğunluğu Alevi, yazar, sanatçı ve aydın olan 33 kişiyi Madımak Oteli’nde yakarak öldürdü. Katliamın failleri ise cezasızlıkla ödüllendirildi. Otelde yakılarak öldürülen 33 kişi kimdi?

Aziz Nesin Madımak Oteli’nde, önde Metin Altıok

Alevi ozan Pir Sultan Abdal adına her yıl temmuz ayında düzenlenen şenliklerin dördüncüsü kapsamında pek çok yazar, şair, karikatürist, halk ozanı, tiyatro grupları, semah ekipleri ve çoğunluğu Alevi yüzlerce insan Sivas’taki şenliklere katıldı.

2 Temmuz 1993’te, Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri için Sivas’a giden aydınların konakladığı Madımak Oteli radikal bir grup tarafından ateşe verildi. Çıkan yangında ikisi otel görevlisi, 33’ü aydın ve 2’si otel çalışanı olmak üzere 35 kişi hayatını kaybetti, 58 kişi ise otelden sağ kurtarıldı. 33 aydın ve yazarın gözler önünde öldürüldüğü bu katliamın failleri ise cezasız bırakıldı.

Katliama giderken ne oldu?

1993 senesinin Temmuz ayında, Alevilerin manevi lideri ve halk ozanı Pir Sultan Abdal için dört yıldır düzenlenen şenliklere katılmak amacıyla Türkiye’nin ve Avrupa’nın pek çok yerinden yazarlar, şairler, karikatüristler, halk ozanları, tiyatro grupları, semah ekipleri ve çoğunluğu Alevi yüzlerce insan Sivas’a gelmişti. Etkinlikler 30 Temmuz – 2 Ağustos tarihlerinde yapılacaktı.

Şenliğin en önemli konuğu, Bakanlar Kurulu tarafından yasaklanan Salman Rushdie’nin “Şeytan Ayetleri” romanını yayınlamaya çalışan Aziz Nesin’di. Sivas’ta çıkan bazı yerel gazeteler Pir Sultan Abdal şenliklerini ve şenliklere davetli Aziz Nesin’i açıkça hedef gösterdi.

Bizim Sivas adlı yerel gazetenin manşeti

Aziz Nesin’in Sivas’a gelmesi üzerine büyük bir linç kampanyası yürüten İslamcı gruplar, 2 Temmuz 1993’te, cuma namazından çıkarak önce valiliğin önünde vali aleyhinde sloganlar “Vali istifa” atan grup, bir süre sonra etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne yöneldi. Şenliği izlemeye gelen insanlar grubun taşlı ve sopalı saldırılarına maruz kaldı.

Öfkeli saldırgan grup daha sonra ise Madımak Oteli’nin önünde toplandılar. On binlerce kişiyi bulan kalabalık Madımak Oteli’nde bulunanlara yönelik katliam çağrısı yaptıktan sonra yetkililer ve kolluk kuvvetleri hiçbir önlem almadı veya saldırganları engellemedi.

Saldırgan grup, Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi önündeki “Halk Ozanları” heykelini yıkıp yerlerde sürükledi. On binlerce saldırgan, bozkurt işaretleri ve “Sivas laiklere mezar olacak” ve “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak” sloganlarıyla oteli ateşe verdi. Otelin ateş aldığı anda çekilen bir videoya yansıyan seslere göre biri ilk alevin görünmesiyle “Cehennem ateşi işte!” diye bağırdı.

Otelden “itfaiye komiseri” sanılarak itfaiye merdiveniyle tahliye edilmeye çalışılan yazar Aziz Nesin, bir itfaiye erinin itmesiyle yere düştü. Bu sırada dönemin Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak Nesin’e fiziksel saldırıda bulundu. Nesin, polis minibüsüne bindirilerek bölgeden güçlükle uzaklaştırılabildi.

Devlet yetkilileri “halk tahrik edildi” dedi

Olaylar sırasında Sivas Belediye Başkanı olan Temel Karamollaoğlu, sonrasında yaptığı açıklamalarda kalabalığı kontrol etmeye çalıştığını savunsa da Aziz Nesin onu “Gazanız mübarek olsun” diyerek saldırgan grubu kışkırtmakla suçladı. Karamollaoğlu’nun kitleyi azmettirdiği iddiaları o dönemin basınında geniş yer buldu. Karamollaoğlu, daha sonra Artı TV’de yaptığı bir açıklama sonrasında bu olayı katliam olarak adlandırmadığını da ifade etmişti.

Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, halkın tahrik sonucu galeyana geldiğini söyleyerek olayın münferit olduğunu şu ifadelerle savunmuştu:

“Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş, güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır. Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır.”

Katliamın ardından dönemin başbakanı Tansu Çiller “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” dedi. Dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcısı Nusret Demiral ise Aziz Nesin’in Sivas’ta bulunmasını kastederek “Olayda örgüt yok, tahrik var” dedi.

Hükümete yakın medya Aziz Nesin’i suçladı

Özgür Gündem gazetesi o dönem “Devlet gözetiminde katliam: 40 ölü” başlıklı, Cumhuriyet Gazetesi “Devlet seyirci kaldı” başlıklı bir manşet yayınlamıştı.

Hükümete yakın gazeteler, olayın ardından Aziz Nesin’i tahrikle suçlayarak “halkın galeyana geldiği” benzeri cümleler kullanmıştı.Hürriyet Gazetesi manşette “Sivas’ta ‘Aziz Nesin’ İsyanı”, Sabah Gazetesi ise “Tahrik..ihmal” demişti. Türkiye Gazetesi ise “Sivas’ta fitne, 35 ölü” manşetiyle yayındaydı.

Kolaj: Niha+

Pişmanlık indirimleri ve zamanaşımı

Katliamın üzerinden geçen 30 yılı aşkın süreye rağmen, hukuki süreç vicdanları rahatlatacak bir sonuca ulaşmadı. Olaylara yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı belirtilmesine rağmen sadece 124 kişi hakkında dava açıldı. Sanıklardan Ali Kurt ve Mevlüt Atalay, pişmanlık yasasından yararlanmak için Hizbullah, İslami Hareket Teşkilatı ve Kaplancılar gibi örgütlerin bağını itiraf etse de mahkeme olayda bir örgüt bağı bulunmadığına hükmetti.

Sanıkların birçoğuna hafif cezalar ve ağır tahrik indirimleri uygulandı. Demiral, gerekçeli kararı açıklarken “…Sivas olaylarının devlete ve laik düzene yönelik olmadığı, Aziz Nesin’in Şeytan Ayetleri kitabını yayınlamasına duyulan öfke, kin ve nefretin oluşturduğu tahrik sonucu ve Aziz Nesin’e yönelik bir eylem olduğu…” şeklinde ifadeler kullanmıştı. O gün Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde açıklanan gerekçeli kararla birlikte 22 sanık hakkında 15’er yıl, 3 sanık hakkında 10’ar yıl, 54 sanık hakkında 3’er yıl, 6 sanık hakkında 2’şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi. Ancak bu karar temyiz edildi. 33 sanığa verilen idam cezası sonradan müebbet hapse çevrildi. Ancak idam cezası alan sanıklardan 8’i 1997 yılında tahliye edildi ve bir daha yakalanamadı.

Sivas Katliamı ana davası ve aralarında Cafer Erçakmak’ın da bulunduğu firari beş sanığın davası 2012 yılında zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldü. Mahkeme başkanı kararı açıklarken “İnsanlık suçunda zamanaşımı olmaz ama bu suçu işleyenler kamu görevlisi değil, sivil olduğu için davanın düşmesine karar verilmiştir” dedi.

Sadece yurtdışında bulunan üç firari sanık hakkındaki dosya kapatılamadı, bu dava Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor.

Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Asım Bezirci, Metin Altıok, Uğur Kaynar ve Behçet Aysan olayların ilk anlarında. Fotoğraf: Madımak Katliamı Hafıza Merkezi

Erdoğan zamanaşımı kararını destekledi

Zamanaşımı kararı, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarıyla birlikte kamuoyunda büyük bir tartışmaya yol açmıştı.

Recep Tayyip Erdoğan, 2012 yılında “Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. Yıllar yılı içerde olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı” dedi.

Erdoğan, Sivas’ta haksız yere mağdur olduğunu savunduğu ailelerin de bulunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Sivas’a birçok gidişimde babalarının haksız yere, herhangi bir taksiratı olmadığı halde idama mahkum olduğu için ağlayan 15, 18, 19 yaşında kızlar var. Bunları göz ardı etmek suretiyle tek tarafa siyasi bir servis yapmayı doğru bulmuyorum. Gidip Ankara Adalet Sarayı’nın önünde gösteri yapmak suretiyle belli bir ideolojinin borazanlığını yapmanın doğru olduğuna inanmıyorum.”

Madımak Katliamı

2 Temmuz 1993’te Hayatını Kaybedenler

Sivas’ta Madımak Oteli’nde çıkan yangında aralarında şair, yazar, sanatçı ve akademisyenlerin de bulunduğu 33 kişi hayatını kaybetti.

  • Muhlis Akarsu

    45 yaşında bir bağlama sanatçısı olan Akarsu, Kısa sap bağlama tekniğinin tanınmasına öncülük etti, sanat hayatı boyunca 50’ye yakın kaset ve 40’a yakın plak çıkardı. 1980 darbesi sonrası sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. Yangında eşi Muhibe Akarsu ile birlikte hayatını kaybetti.

  • Muhibe Akarsu

    Muhibe Akarsu, 1993 yılında Sivas’ta gerçekleştirilen 4. Geleneksel Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri’ne misafir olarak katıldı. Eşi Muhlis Akarsu, şenliğe çağrılı sanatçılardan biriydi. Öldüğünde 45 yaşındaydı.

  • Gülender Akça

    Lise yıllarından itibaren halk oyunları tutkunu olan Gülender, 1990’lı yılların başlarında Ankara Divriği Kültür Derneği’nin etkinliklerine katılmaya başladı. Semah ve halk oyunları ekibiyle Türkiye’nin birçok ilinde gösterilere katıldı. Arkadaşlarıyla birlikte Anadolu Semah Araştırma Topluluğu’nu kurdu. Akça, derneğe bağlı bir kadın komisyonunun kurucuları arasındaydı. Bu kapsamda 8 Mart 1993’te Dünya Kadınlar Günü şenliklerinin örgütlenmesinde rol aldı.

  • Metin Altıok

    İkinci Yeni akımından etkilenen 53 yaşındaki şair, Gezgin, Yerleşik Yabancı, Kendinin Avcısı gibi kitapların yazarı. Felsefe öğretmenliği de yaptı. Yangından ağır yaralı kurtarıldı, komaya girdi ve 9 Temmuz’da Ankara’da öldü. Sezen Aksu’nun seslendirdiği “Kavaklar” şarkısı onun şiirinden bestelendi.

  • Mehmet Atay

    Mehmet Atay, 1993 yılında Sivas’ta düzenlenen 4. Geleneksel Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne İstanbul Divriği Kültür Derneği adına katıldı. İlk iki günü Sivas Merkez’de, sonraki iki günü Sivas’ın Yıldızeli ilçesi Banaz Köyü’nde programlanmış olan etkinliğin fotoğraflarını çekecekti. Bu fotoğraflar Divriği Kültür Dergisi’nde yayımlanacaktı.

  • Sehergül Ateş

    1980 yılında 50. Yıl Lisesi’nden mezun olan Sehergül, Türkiye Elektrik Kurumu’nda memur olarak işe başladı. Mesai saatleri dışında Halk Eğitim Merkezi’nin kurslarına katılıyordu. Sehergül Ateş, 1993 yılında Sivas’ta gerçekleştirilen 4. Geleneksel Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri’ne Edibe Ağbaba Sulari’nin konuğu olarak gitti. Öldüğünde 30 yaşındaydı.

  • Behçet Sefa Aysan

    44 yaşında şair ve hekim olan Aysan, askeri tıp öğrenimine başlamıştı, 12 Mart sonrası eğitimine ara verdi. Karşı Gece, Sesler ve Küller, Eylül gibi şiir kitapları var. Ölümünden sonra Türk Tabipleri Birliği adına şiir ödülü vermeye başladı.

  • Erdal Ayrancı

    Üniversite yıllarında da Gençlik Hareketi içinde yer almayı sürdüren Ayrancı, 1980 Darbesi’nden sonra tutuklandı. 1993 yılında “Balonla Anadolu İpek Yolları” adlı bir proje hazırladı. Projesini Kültür Bakanlığı’na gönderdi. Bakanlık projeye olumlu yanıt verdi. Sivas’tan döndüğünde projeye başlayacaktı. Öldürüldüğünde 35 yaşındaydı.

  • Asım Bezirci

    1927’de Erzincan’da doğdu, İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Önce Halis Acar mahlasıyla, 1960 sonrasında kendi adıyla yazdı, edebiyat eleştirisi alanında önemli araştırmalara imza attı.

  • Belkıs Çakır

    Pir Sultan Abdal Kültür ve Tanıtma Derneği bünyesinde kurulan Güne Umut adlı müzik grubunun solistiydi. Sivas Katliamı’nda yitirdiğimiz Sait Metin’le birlikte 1993 yılının Şubat ayında Hasan Hüseyin Korkmazgil Anma Töreni’nde ve Nisan ayında düzenlenen İstanbul Gecesi’nde sahne aldı. Sait bağlama çaldı, Belkıs ise türkü söyledi. Ayrıca derneğe bağlı semah ekibine de üyeydi. Öldüğünde 18 yaşındaydı.

  • Serpil Canik

    Ablası Serdal Canik aracılığıyla Pir Sultan Abdal Kültür ve Tanıtma Derneği’yle tanıştı. Serdal, derneğe bağlı tiyatro topluluğunun üyesiydi. Serpil ise çocukluğundan itibaren halk oyunları tutkunuydu. Ayrancı Ticaret Lisesi’nde halk dansları topluluğuna katılmıştı. Öldüğünde 19 yaşındaydı.

  • Muammer Çiçek

    Lise yıllarından itibaren şiir ve tiyatro sanatına ilgi duyan Çiçek, üniversite döneminde 60’a yakın şiir yazdı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlı Pir Sultan Abdal Tiyatro Topluluğu’nda oyunculuk, oyun yazarlığı ve yönetmenlik yaptı. Yönetmenliğini yapacağı Pir Sultan Abdal tiyatro oyunu Sivas Kültür Merkezi’nde 2 Temmuz akşam saat 20.00’de oynanacaktı. Nişanlısı İnci Türk ile birlikte otelde öldüğünde 26 yaşındaydı.

  • İnci Türk

    İlk tiyatro çalışmalarına da Altındağ Kültür Merkezi’nde başladı. Daha sonra Pir Sultan Abdal Kültür ve Tanıtma Derneği’ne bağlı Pir Sultan Abdal Tiyatro Topluluğu’nun teknik kadrosuna dâhil oldu. Kostümcü, dekoratör ve suflöz olarak tiyatro etkinliklerinde görevler üstlendi. Yangında hayatını kaybeden Muammer Çiçek ile nişanlıydı. Öldüğünde 22 yaşında

  • Nesimi Çimen

    Grevdeki işçilerin başına geçtiği için işinden çıkarıldıktan sonra ozanlığa yöneldi. 1967’de sahnelenen Pir Sultan Abdal oyununda deyişler söylerken gözaltına alınmıştı. Mezarı İstanbul Karacaahmet Mezarlığı’nda bulunuyor.

  • Carina Cuanna Thuijs

    23 yaşındaki Hollandalı akademisyen Leiden Üniversitesi’nde tez araştırması için Türkiye’ye gelmişti, günlük tutmayı sürdürüyordu. Günlüğünden yola çıkılarak 2015’te “Madımak: Carina’nın Günlüğü (Sivas 93)” adlı sinema filmi çekildi.

  • Serkan Doğan

    Pir Sultan Abdal Kültür ve Tanıtma Derneği tarafından düzenlenen birçok semah ve tiyatro etkinliğinde abisi Serdar Doğan ile birlikte yer aldı. Ayrıca Serkan saz çalmaya çok meraklıydı. Kısa bir süre sonra kendi kendine saz çalmayı da öğrendi.19 yaşında

  • Hasret Gültekin

    Sivas Han köyünde doğan Kürt ve Alevi sanatçı, 6 yaşında bağlama çalmaya başladı, liseyi yarıda bırakıp müziğe yöneldi. İlk albümü “Gün Olaydı”yı 16 yaşında tamamladı. 1991’de evlendiği eşi Yeter Gültekin, o sırada hamileydi; oğlu Roni babasının ölümünden sonra doğdu.

  • Murat Gündüz

    22 yaşında 1971 doğumlu, Ankara Üniversitesi Fizik Bölümü öğrencisi ve halk ozanıydı.

  • Gülsüm Karababa

    1990’lı yılların başlarında Ankara Divriği Kültür Derneği’nin faaliyetlerine katılmaya başladı. Özellikle kadın sorunuyla ilgilenen Gülsün, derneğe bağlı kurulan Kadın Komisyonu’nda en yakın arkadaşı ve akrabası Handan Metin’le beraber görevler üstlendi. 8 Mart 1993’te Dünya Kadınlar Günü şenliklerinin örgütlenmesinde yer aldı. Öldüğünde 22 yaşındaydı.

  • Uğur Kaynar

    37 yaşındaydı. Sivas’ta kitap standındaki masası, dostları Metin Altıok ve Behçet Aysan’ın masalarına bitişikti, katliam günü onlarla birlikte kitaplarını imzalıyordu.

  • Asaf Koçak

    Asaf, köy ve göç sorunu, kadın mücadelesi ve sınıf meselesi gibi toplumsal içerikli temaları karikatürlerinde işliyordu. Bazen “Asaf” bazen de “Dîno” mahlasını kullanıyordu. Pir Sultan Abdal kültür sanat dergisinin kapak çizimlerini ve Özgür Gelecek dergisinin görsel danışmanlığını üstlenmişti. Öldüğünde 35 yaşındaydı.

  • Koray Kaya

    Ailesiyle birlikte Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ndeki etkinliklere katılıyorlardı. Koray Kaya, 1993 yılında Sivas’ta düzenlenen 4. Geleneksel Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne ailesiyle birlikte katıldı. Ablası Menekşe ile birlikte oteldeydi. Öldüğünde 12 yaşındaydı.

  • Menekşe Kaya

    Menekşe ise derneğe bağlı tiyatro ve semah topluluklarına üyeydi. Dernek tarafından düzenlenen birçok etkinlikte semah döndü ve tiyatro oyunu oynadı. Kardeşi Koray ile birlikte Madımak Otelindeydi. Öldüğünde 15 yaşındaydı.

  • Handan Metin

    1990’lı yılların başlarında Ankara Divriği Kültür Derneği’nin faaliyetlerine katılmaya başladı. Derneğe bağlı kurulan Kadın Komisyonu’nda en yakın arkadaşı ve akrabası Gülsün Karababa’yla birlikte görevler üstlendi. 8 Mart 1993’te Dünya Kadınlar Günü şenliklerinin örgütlenmesinde yer alan Handan, dernek bünyesinde yayımlanan Divriği Harman dergisinin yazarları arasındaydı. Öldüğünde 20 yaşındaydı.

  • Sait Metin

    Tutkularından biri basketbol ve futbol oynamaktı. Metin, 1993 yılında Sivas’ta düzenlenen 4. Geleneksel Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri’nde hem Pir Sultan Abdal oyunundaki rolünü canlandıracak hem de semah grubuna saz çalacaktı. Öldüğünde 23 yaşındaydı.

  • Huriye Özkan

    Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu. Pir Sultan Abdal Derneği’nin çalışmalarına katılıyordu. Kardeşi Yeşim’le beraber semah ekibine girmişti. Öldüğünde 20 yaşındaydı.

  • Yeşim Özkan

    22 yaşında olan Huriye, Ankara Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu öğrencisiydi. Ablası Huriye Özkan’la birlikte semah ekibindeydi.

  • Ahmet Özyurt

    Semahçıydı ve derneğin birçok etkinliğinde yer alıyordu. En sevdiği şeyin “kitap okumak ve spor yapmak” olduğunu söylüyordu. Öldüğünde 21 yaşındaydı.

  • Nurcan Şahin

    Şahin, 1993 yılında Sivas’ta düzenlenen 4. Geleneksel Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri kapsamında açılan hediyelik eşya ve kitap stantlarında görevliydi. Kuzeni Özlem Şahin ile beraber Pir Sultan Abdal Kültür ve Tanıtma Derneği’nin birçok etkinliğinde yer aldılar. Öldüğünde 18 yaşındaydı.

  • Özlem Şahin

    Saraç Kültür ve Dayanışma Derneği bünyesinde yürütülen birtakım etkinliklerde kuzeni Nurcan ile beraber sorumluluk aldılar. Bu etkinliklerde Özlem sunuculuk yaptı, Nurcan ise semah döndü. Daha sonra Pir Sultan Abdal Kültür ve Tanıtma Derneği’ne bağlı Gençlik Komisyonu’na üye oldular. 17 yaşında

  • Asuman Sivri

    Sivri, semah ekibinde yer alıyor ve amatör olarak saz çalıyordu. 1991 yılının ortalarında ablası Yasemin’le birlikte Pir Sultan Abdal Kültür ve Tanıtma Derneği’nin kültürel etkinliklerine katılmaya başladı. Öldüğünde 16 yaşındaydı.

  • Yasemin Sivri

    Sivri, felsefe bölümü öğrencisi ve semahçıydı. Ankara’da yaşayan sanatçı bir ailenin çocuğu olarak, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği bünyesinde semah ekip üyesi olarak kültürel faaliyetlerde yer alıyordu. Kardeşi ile birlikte öldürüldüğü sırada 19 yaşındaydı.

  • Edibe Sulari

    Seyit Mahmut Hayrani’nin soyundan gelen babası Davut Sulari, Türkiye’nin birçok şehrinde talipleri olan bir Alevi dedesiydi. Bir ses sanatçısı olan Edibe Sulari, İsviçre’de yaşadığı halde Türkiye’de yapılan bütün Bektaşi Kültür etkinlikleri ve ehlibeyt cemlerine, konferanslarına katılırdı. Öldüğünde 40 yaşındaydı.

33 ismin arasında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Sivas şubesinde düzenlenen etkinliğe katılan sanatçılar, yazarlar ve otelde konaklayan sivil vatandaşlar bulunuyor.

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Madımak Katliamı’nın, aradan geçen yıllara rağmen aydınlatılmadığını söyleyerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na “Sivas Katliamı İle Yüzleşme, Hafıza Ve Adaletin Sağlanmasına Dair Kanun Teklifi” sundu:

MADDE 1 – Amaç

Bu Kanunun amacı; 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta gerçekleşen katliamla yüzleşilmesini sağlamak, hakikati ortaya çıkarmak, adalet mekanizmalarının yeniden işletilmesini temin etmek, mağduriyetleri gidermek ve toplumsal hafızayı güçlendirmektir.

MADDE 2 – Yüzleşme ve Hafıza Anıtı

(1) Bilim ve Kültür Merkezi yapılan Sivas Madımak Otel’inin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Madımak Utanç Müzesi adı altında yeniden yapılandırılır.

(2) Sivas il merkezinde katliamda yaşamını yitirenlerin anısına “Sivas Katliamı ile Yüzleşme ve Hafıza Anıtı” inşa edilir.

(3) Anıtta, katliamda yaşamını yitiren 33 kişinin isimleri yer alır.

(4) Anıt alanı, kamusal hafıza mekânı olarak korunur ve ticari amaçlarla kullanılamaz.

MADDE 3 – Hakikat, Adalet ve Yüzleşme Komisyonu

(1) Sivas katliamını tüm yönleriyle araştırmak üzere bağımsız bir Hakikat, Adalet ve Yüzleşme Komisyonu kurulur.

(2) Komisyon; hukukçular, insan hakları savunucuları, tarihçiler, sosyologlar, mağdur ve tanık temsilcilerinden oluşur.

(3) Komisyonun raporları kamuoyuna açık şekilde yayımlanır.

MADDE 4 – Arşivlerin Açılması ve Şeffaflık

(1) Sivas katliamına ilişkin tüm kamu kurum ve kuruluşlarının arşivleri eksiksiz biçimde Komisyonun erişimine açılır.

(2) Devlet sırrı ve gizlilik gerekçeleri bu suçlar bakımından ileri sürülemez.

(3) Elde edilen belgeler, kişisel verilerin korunması ilkesi gözetilerek kamuoyuyla paylaşılır.

MADDE 5 – Yargılamaların Yeniden Değerlendirilmesi

(1) Sivas Katliamı insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilir.

(2) Etkin soruşturma yapılmayan dosyalar yeniden açılır.

(3) Zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.

MADDE 6 – Yürürlük

Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 7 – Yürütme

Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.