Kolombiya’daki sağcı de la Espriella hükümeti, İsrail’in 1967’den bu yana işgal ettiği Golan Tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanıyan ikinci ülke oldu. Kolombiya’nın eski cumhurbaşkanı Gustavo Petro, göreve veda ederken yeni hükümetin İsrail ile ilişkileri normalleştirme vaadini “ulusal onura hakaret” olarak nitelendirmişti. Bu durum, Latin Amerika genelinde 2023’ten bu yana iktidarlarda soldan sağa geçişlerin olduğu dönemi gündeme getirdi.

Kolombiya Dışişleri Bakanlığı’nın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformunda pazartesi (10 Ağustos) günü yapılan bir açıklamada, Kolombiya hükümetinin, İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki “egemenliğini ve dış tehditlere karşı kendini koruma hakkını” tanıdığı belirtildi. Açıklamanın devamında ise bunun “İsrail’in ulusal savunması ile vatandaşlarını koruma kapasitesinin temel bir unsuru” olduğu vurgulandı.
Bu şekilde Kolombiya hükümeti, İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanıyan ikinci ülke oldu.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Kolombiya’nın bu adımı atmasından memnun olduklarını belirterek, Kolombiya Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella’ya teşekkür etti.
Golan Bölge Konseyi Başkanı Ori Kallner, bu tanıma nedeniyle Kolombiya’yı tebrik etti. Kallner, bu tanıma işlemini “ahlaki, diplomatik ve stratejik açıdan doğru ve adil” olarak nitelendirdi.
Sağcı de la Espriella hükümeti
Kolombiya’da 24 Haziran’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunu, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkça desteklediği sağcı aday Abelardo de la Espriella, iktidardaki Tarihsel Pakt İttifakı’nın adayı ve solcu Iván Cepeda’yı yaklaşık 250 bin oy farkla (yüzde 49,65’e karşı yüzde 48,70) geride bırakarak kazandı. Suçla mücadele, kamu harcamalarının kısılması ve petrol-doğalgaz sektörünün büyütülmesi vaatleriyle kampanya yürüten de la Espriella, 7 Ağustos’ta görevi devralarak Gustavo Petro’nun dört yıllık iktidarına son verdi. Petro, göreve veda ederken yeni hükümetin İsrail ile ilişkileri normalleştirme vaadini “ulusal onura hakaret” olarak nitelendirmişti.
Venezuela’da Hugo Chavez’in seçimle iktidara geldiği 1998 yılından itibaren bu sol hükümetlerin iktidara geldiği “Pembe Dalga” (Marea Rosa) adlı bir süreç yaşanmıştı. Fakat bu sol hareketler için gelecek, bugün eskisi kadar parlak görünmüyor. Tüm dünyada olduğu gibi Latin Amerika’da da aşırı-sağ her ülkeyi farklı şekilde etkiliyor.
Kolombiya’daki iktidar değişimi, Latin Amerika genelinde 2023’ten bu yana yaşanan sol iktidarlardan sağ iktidarlara geçiş sürecinden bağımsız değil. Özellikle 2025’ten bu yana bölgede yapılan başkanlık seçimlerinin çoğunu sağ veya aşırı sağcı adaylar kazandı.
Donald Trump’ın 7 Mart 2026’da Florida’da topladığı “Amerikalar Kalkanı” zirvesi bu “sağ eğilimin” bir göstergesi. Trump; Arjantin, Şili, El Salvador, Bolivya, Kosta Rika, Ekvador, Honduras, Panama, Paraguay, Dominik Cumhuriyeti ve Trinidad ve Tobago devlet başkanlarını bir araya getirdi. Trump’ın desteğini alan bu iktidarlar, kitlesel tutuklamalar, güvenlik politikaları (polis, ordu, sınır güvenliği) ve hapishane sistemini büyütüyor.
Latin Amerika’da soldan sağa: 2023–2026 arası iktidar değişimleri
Arjantin’den Kolombiya’ya, kıtadaki başkanlık seçimlerinin büyük bölümünü sağ ve liberal-muhafazakâr adaylar kazandı. İşte kronolojik tablo.
Oyların yüzde 55,8’ini alarak seçildi, 10 Aralık’ta göreve başladı. Ekonomist Milei, kendini “anarko-kapitalist” olarak tanımlıyor, devleti küçültme hedefiyle radikal kemer sıkma politikaları uyguluyor, kamu harcamalarını kesip on binlerce kamu çalışanını işten çıkardı. Milei, İsrail’e açık siyasi destek veriyor, onu Arjantin dış politikasının daha geniş kapsamlı bir yeniden hizalanmasının parçası olarak stratejik bir müttefik şeklinde konumlandırıyor. Ayrıca göreve gelir gelmez Toplumsal Cinsiyet ve Çeşitlilik Bakanlığını kapattı ve şiddeti önleme programlarının bütçesini kesti.
Erken seçimde sol koalisyon adayı Luisa González’i geride bıraktı. 2025’te de “iç silahlı çatışma” ilanı ve suça karşı sert politikalarla yeniden seçildi. Trump yönetimiyle yakın ilişkileri olan Noboa, suçlulara daha sert cezalar verilmesi, milletvekili sayısının 151’den 73’e düşürülmesi ve sınır güvenliğini artırması gibi politikalara sahip olsa da halk bu politikaların çoğunu referandumlarda onaylamıyor.
Uzun süredir iktidardaki muhafazakâr Colorado Parti’den, piyasa ekonomisi ve istikrar vurgusuyla seçildi, bölgedeki en köklü sağ-liberal geleneklerden birini sürdürüyor.
Anayasa tartışmalarına rağmen ikinci döneme yüzde 80’in üzerinde oyla seçildi. Bukele’nin çete şiddetine karşı ilan ettiği olağanüstü hal rejimi, Latin Amerika sağının başlıca referanslarından biri haline geldi. Kitlesel tutuklamalar, dev hapishaneler ve yargı süreçlerinin askıya alınmasıyla kurulan bu model, suç oranlarındaki düşüş iddiasıyla pazarlanıyor. Ayrıca kripto para ve serbest piyasa politikalarıyla da bliniyor.
Göç ve güvenlik odaklı kampanyasıyla seçildi. ABD ile sıkı güvenlik ittifakları olan hükümet, Kolombiya sınırında yer alan ve düzensiz göçmenlerin yoğun olarak kullandığı tehlikeli Darién Geçidi ormanlık rotası, asker konuşlandırılarak ve dikenli teller çekilerek kapattı. Emeklilik reformları ve ekonomik kemer sıkma politikaları nedeniyle batı eyaletlerinde patlak veren ölümcül protestolara karşı hükümet yer yer olağanüstü hal (OHAL) ilan etmiş ve sol görüşlü sendika liderlerine yönelik soruşturma süreçleri başlattı.
İlk turda yeniden seçilerek ekonomik istikrar ve piyasa dostu çizgisini sürdürdü.
Sosyalizme Doğru Hareket’in (MAS) neredeyse yirmi yıllık iktidarına son verdi. MAS parlamentoda yalnızca iki sandalyeyle kaldı. Bolivya’nın yeni Başkanı sözü Donald Trump’a getirerek “Dünyanın en önemli hükümetlerinden biriyle yakın bir ilişki kurmayı, 8 Kasım’dan başlayarak çözümlerin bir parçası olmayı ve Bolivya’nın hidrokarbon sıkıntısı çekmemesini sağlamayı” umduğunu söyledi.
Yüzde 40,3 oyla merkezci rakibi Salvador Nasralla’yı az farkla geçti; sol adayın oyu yüzde 20’nin altında kaldı. Ülkenin rotasını yeniden sağ siyasete, mali kemer sıkma politikalarına ve ABD odaklı dış politikaya çevirdi.
Komünist Parti adayı Jeannette Jara’ya karşı yüzde 58,2 oyla açık farkla kazandı, diğer başkanlar gibi suç ve göçe karşı sert vaatlerle kampanya yürüttü. Aile köklerinde Nazi Almanyası bağları olduğu iddia edilen Kast, 1972 yılında solcu Devlet Başkanı Salvador Allende’ye karşı yapılan CIA destekli kanlı darbeyle birlikte iktidara gelen General Augusto Pinochet’e olan sempatisini gizleme ihtiyacı duymuyor.
Egemen Halk Partisi adayı olarak seçimi ilk turda kazandı. Bukele tarzında, ülkede yüksek güvenlikli bir mega hapishane inşa etmeyi planlıyor. İktidara geldikten sonra Küba’daki büyükelçiliğini kapattı ve Kübalı diplomatları sınır dışı etti.
Trump’ın “tam ve koşulsuz” desteğini alan Espriella, solcu aday Iván Cepeda’yı yüzde 0,3 farkla (yaklaşık 246 bin oy) geçerek Petro döneminin sonunu getirdi. 7 Ağustos’ta göreve başladı, ABD ve İsrail ile ilişkileri güçlendirme ve mega hapishaneler inşa etme sözü verdi. De la Espriella seçim kampanyasını gerilla grupları ve uyuşturucu suçlarıyla sert mücadele söylemi üzerine kurmuştu.
Dördüncü adaylığında, solcu Roberto Sánchez’i yaklaşık 50 bin oyla geçerek kazandı. Babası Alberto Fujimori’nin 2000’de görevden ayrılmasının ardından “Fujimorizm”in 26 yıl sonra iktidara dönüşü oldu, 28 Temmuz’da göreve başladı. Fujimori, kampanya boyunca suçla mücadelede sert politikalar izleyeceğini ve bu konuda babasının yöntemlerinden ilham alacağını vurguladı. Alberto Fujimori, görev yaptığı dönemde Maoist örgütlere karşı oluşu ve hiperenflasyonu kontrol altına alması nedeniyle destek toplarken, daha sonra yolsuzluk ve insanlığa karşı suçlardan hüküm giymişti.
Kaynak: Ulusal seçim kurulları, UPI, GIS Reports, Bloomberg, KAS, AA, bianet, Euronews ve ilgili ülkelerin resmi açıklamaları derlenerek hazırlanmıştır.
Ne olmuştu?
İsrail, 1981’de Golan Tepeleri’ni tek taraflı olarak ilhak ettiğini açıklamıştı, ancak ABD hariç uluslararası toplum bu kararı bugüne kadar tanımamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, 45. ABD Başkanı olduktan sonra 25 Mart 2019’da Suriye toprağı Golan Tepeleri üzerindeki “İsrail egemenliğini tanıdıklarını” açıklamıştı.
Temmuz ayında Kolombiya, diplomatik ilişkilerin tam olarak yeniden kurulmasını, büyükelçilerin derhal atanmasını ve Kolombiya büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasını kararlaştırmıştı. Kolombiya ayrıca, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davadan da çekildi. Bu davada Güney Afrika, İsrail’i Gazze’deki İsrail-Hamas savaşı sırasında soykırım işlemekle suçlamıştı.