Hak ihlalleriyle sık sık gündeme gelen kuyu tipi cezaevleri, 266 gündür açlık grevinde olan Gürkan Türkoğlu’nun da canını aldı. İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin komedyen Deniz Göktaş’ın da götürüldüğü Karatepe Y Tipi Cezaevi’ne ilişkin 2025 tarihli raporunda, mahpusların hava akışı sağlanamadığı için bu hücreleri bir fanusa benzettiği ifadeleri yer almıştı.

2000 yılının aralık ayında “Hayata Dönüş” olarak bilinen askeri müdahalelerin F tiplerindeki işkence uygulamalarını açığa çıkarmasıyla başlayan ve günümüzde Kuyu Tipi olarak adlandırılan S, R ve Y Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevleri olarak varlığını sürdüren cezaevi sistemi kamuoyunda tepki oluşturmuştu. Komedyen Deniz Göktaş’ın “cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamalarıyla Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevine gönderilmesi ise kuyu tiplerinin ne olduğunu tekrar gündeme getirdi.
Kuyu tipi hapishanelerinin kapatılması talebiyle 266 günlük açlık grevini sürdüren ve sonrasında yoğun bakıma kaldırılan Gürkan Türkoğlu’nun ise bugün yaşamını yitirdiği öğrenildi. Halkın Hukuk Bürosu, açıklamasında “Müvekkilimiz Gürkan Türkoğlu’nu kaybettik. Kuyu tipi hapishaneler bu ülkede can aldı. Zorla müdahale ile gelen bu süreçten Gürkan’ın katilleri Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığıdır, kuyu tipi hapishaneleri inşa eden siyasal iktidardır. Gürkan Türkoğlu ölümsüzdür!” ifadelerini kullandı.
2021 yılından itibaren faaliyete geçen ve fiziksel yapısı nedeniyle “Kuyu Tipi” olarak adlandırılan bu cezaevlerinin mimari özellikleri, diğer tiplerden farklı olarak 10 metrekarelik dar bir alanda güneş ışığını ve havalandırmayı engelleyen tel örgülerin bulunduğu bir hücre tipidir. Adının kuyu tipi olmasının sebebi ise fiziksel yapısının ince, uzun bir dikdörtgen prizma şeklinde, 3 katlı ve ortası boşluklu bir model olmasıdır.
İstanbul Barosu Çorlu Karatepe raporu
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi ile ilgili 11 Eylül 2025’te yayınladığı raporda cezaevinin Kuyu Tipi yapısına değinilerek “Kuyu tipi hapishanelerin tutulma koşulları insan onuruyla bağdaşmamaktadır. Çifte cezalandırma amacı güden, ceza hukukunun temel ilkelerine, ulusal ve uluslararası hukuka aykırı olan bu hapishanelerin yapımına son verilmeli, mevcut kuyu tipi hapishaneler derhal kapatılmalıdır” ifadeleri kullanıldı.

Raporda, hücrelerde havalandırma alanının olmaması, üç kişilik hücrelerin kamerayla izlenmesi ve sağlık-tedavi hakkının ihlal edilmesi gibi birçok tespit yer aldı. Raporda Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre ülke genelinde 13 Y Tipi, 23 Yüksek Güvenlikli ve 7 S Tipi olmak üzere toplam 43 adet “yeni tip” olarak adlandırılan kuyu tipi cezaevlerinin bulunduğu da belirtildi.
Raporda ayrıca şu bilgiler yer aldı:
| Dayanak | Yasal Düzenleme / Yargı Kararı | Cezaevindeki Mevcut Uygulama |
|---|---|---|
| 5275 Sayılı Kanun (Md. 63/4) | Oda ve kısımlarda iklim koşullarına uygun yeterli yer, ışık, havalandırma ve hijyen sağlanmalıdır. | Hücrelerin önünde havalandırma alanı yoktur, pencereler hava akışını engelleyen metal levhalarla kaplıdır. |
| 5275 Sayılı Kanun (Md. 44/1) | En ağır disiplin cezası olan “hücreye koyma”, aralıksız en fazla 20 gün uygulanabilir. | Mahpuslar günün 22,5 – 23 saatini hücrede geçirerek kalıcı ve sürekli bir hücre cezası koşulunda tutulmaktadır. |
| AİHM Peers v. Yunanistan | Gün ışığı ve havalandırması yetersiz, dar ve sıcak hücrelerde tutulma “insanlık dışı ve onur kırıcı muamele” (İHAS Md. 3) ihlalidir. | Yazlık havalandırma alanı betondan ibarettir ve aşırı sıcaktır. Mahpuslar hücreleri “fanusa” benzetmektedir. |
| AİHM Vasillica Mocanu v. Romanya | Yasal dayanak ve demokratik meşruiyet olmadan yaşam alanlarının izlenmesi özel hayatın gizliliğini ihlal eder. | 3 kişilik hücrelerin içi, hiçbir yasal dayanak olmaksızın 7/24 kamera ile izlenmekte ve kaydedilmektedir. |
- Dikey kuyu yapısı: 3 katlı, ortası boşluklu dikdörtgen prizma mimari. Her katta tamamen izole edilmiş 6 bağımsız hücre bulunur. Katlar arası fiziki temas tamamen engellenmiştir.
- Havalandırma mahrumiyeti: Günün 22,5 – 23 saati 10 metrekarelik hücrede geçer. Havalandırma hücre önünde değildir; mahpuslar başka bölüme taşınır. Bu sürede acil/kişisel ihtiyaçlar karşılanamaz.
- Fens teli engeli: Pencerelerde parmaklıkların önüne gerilen delikli metal levhalar hava akışını ve güneş ışığını tamamen keser.
- Elektronik kapı riski: Kapılar merkezden elektronik açılır. Elektrik kesintisi veya arızada kapıların fiziken açılma imkanı yoktur; acil sağlık müdahalelerini tehlikeye atar.
- Sosyal tecrit: 45/1 numaralı genelgeye rağmen “sohbet hakkı” HİÇ uygulanmamaktadır. Ayda sadece 1 defa 1 saatlik spor hakkı tanınır.
- Temel ihtiyaç karşılanmıyor: İçeriye kişisel eşya sokulması zorlaştırıldığı, beslenme, temiz su ve hijyen gibi en temel insani ihtiyaçların karşılanmadığı avukatlar tarafından duyurulmuştur.
- Sağlık hakkı engelleri: Gardiyan ve jandarma tarafından çift arama dayatması, ayakkabı çıkarma zorunluluğu ve kelepçeli muayene baskısı nedeniyle tedaviye erişim engellenmektedir. Hastanede ring aracı içinde saatlerce bekletilme uygulanır.
- Düşünsel kısıtlamalar: Hücrede en fazla 10 kitap bulundurma sınırı, yayınevi kitaplarının verilmemesi, mektup yasakları ve sadece 2 kalem (1 mavi, 1 siyah) bulundurma izni gibi keyfi kısıtlamalar mevcuttur.
Ne olmuştu?
Komedyen Deniz Göktaş hakkında İstanbul Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sergilediği ve daha sonra YouTube üzerinden paylaştığı “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinde yaptığı siyasi hicivler sebebiyle “cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamalarıyla soruşturma başlatılmış, yurt dışı seyahati dönüşü İstanbul Havalimanı’nda pasaport kontrolü sırasında gözaltına alınmıştı. Savcılığa ifade veren Göktaş, mahkeme kararıyla 3 Temmuz 2026’da tutuklandı. Göktaş tutuklandıktan sonra Tekirdağ’daki Çorlu Karatepe Y Tipi Cezaevi’ne gönderildi.
Göktaş’ın gözaltına alınmasına kamuoyunun yanısıra muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları da tepki göstermişti