12 Mart Muhtırası ve 6 Mayıs idamları

12 Mart Muhtırası’nın ardından başlatılan Balyoz harekâtı, 1972 6 Mayıs’ında sabaha karşı idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamının yolunu döşedi.

Hürriyet gazetesi manşeti

1960-1970 dönemlerinde birçok eylem Türkiye’deki gençlik hareketlerinden yükseliyor ve kitlesel işçi eylemleri düzenleniyordu. 1970 yılında Deniz Gezmiş, Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan tarafından Ankara’da kurulan Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO), Türkiye’deki sağ-sol çatışmalarının yoğunlaştığı 1970’lerde siyasi tarihin en önemli aktörlerinden biri oldu. Bu idamların önünü açan bir kırılma noktası ise 12 Mart Muhtırası ile başlayan Balyoz Harekâtı oldu.

Balyoz Harekâtı ve başlatılan tasfiye süreçleri

Balyoz Harekâtı, CHP Kocaeli Milletvekili iken partisinden istifa ederek 12 Mart Muhtırası sonrası kurulan hükümetle başbakan koltuğuna oturan Nihat Erim‘in, 22 Nisan 1971 günü TRT’de yaptığı konuşmada, “Alınacak tedbirler balyoz gibi kafalarına hemen inecektir” söylemiyle ülkedeki sol örgütlere karşı başlatılan tutuklama, işkence, yargılama ve cezalandırmaları kapsayan bir süreçti.

Harekât kapsamında İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere 6 ilde sıkıyönetim ilan edildi. TİP ve DİSK gibi birçok kurum kapatıldı, binlerce demokratik ve sosyalist kişi gözaltına alınarak işkence ve sorgudan geçirildi. Kitaplar yasaklanıp topluca yakıldı, grev ve lokavt yasaklandı, basına geniş çaplı sansür uygulandı ve toplumsal muhalefet ağır baskı altına alındı.

Ocak 1971’den sonra “vur emri” ile aranan Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan, 12 Mart Muhtırası’ndan dört gün sonra Sivas’ın Gemerek ilçesinde, Hüseyin İnan ise 23 Mart’ta Kayseri Pınarbaşı’nda yakalandı. Ankara 1 No.’lu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi, üçünü de TCK’nın 146. maddesi uyarınca teşkilatı esasiye kanununu ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan idam cezasına çarptırdı.

Dönemin siyasi konjonktürü içinde idamlara karşı yükselen itirazlar, harekâtın yarattığı baskı ortamında karşılık bulamadı. 24 Nisan 1972’deki meclis tutanaklarına göre TBMM’deki oylamaya 323 milletvekilinin katıldığı ve 273 ‘Evet’ oyuna karşı 48 ‘Hayır’ ile idam cezasının onaylandığı kaydedildi.

6 Mayıs 1972 infazlarını engelleme girişimleri ve balyoz harekatı

17 Mayıs 1971: Elrom’un kaçırılması 17 Mayıs 1971 günü Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi militanları Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı ve Hüseyin Cevahir, İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’u kaçırdılar.
1 Haziran 1971 1 Haziran 1971’de Maltepe’de Hüseyin Cevahir katledildi, Mahir Çayan yaralı ele geçirildi. 30 Haziran 1971’de ise Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özüdoğru Nurhak Dağları’nda katledildi.
Şubat – Mart 1972 Maltepe Cezaevi firarı sonrası 19 Şubat 1972’de Ulaş Bardakçı İstanbul’da, 9 Mart 1972’de ise Koray Doğan Ankara’da katledildi.
26-30 Mart 1972: Kızıldere olayı Mahir Çayan ve arkadaşları, üç yabancı teknisyeni kaçırarak infazları durdurmaya çalıştı. Tokat’ın Kızıldere köyündeki çatışmada Çayan ve 9 arkadaşı ile teknisyenler hayatını kaybetti.
4 Mayıs 1972: Boğaziçi uçağının kaçırılması Yaşar Aydın, Nuri Akça, Sefer Şimşek ve Mehmet Yılmaz; İstanbul-Ankara seferini yapan uçağı Sofya’ya kaçırdı. 36 saatlik bekleyişin ardından talepleri reddedilen grup teslim oldu ve Bulgaristan’a iltica etti.
4 Mayıs 1972: Kemalettin Eken girişimi THKO üyesi Hasan Ataol ve arkadaşları, Jandarma Genel Komutanı Kemalettin Eken’i kaçırmaya çalıştı. Çıkan çatışmada Niyazi Yıldızhan hayatını kaybetti, Sefa Asım Yıldız yaralı yakalandı.

Günümüzde 6 Mayıs, “Üç Fidan” parkında, sivil toplum kuruluşlarının ve sosyalist örgütlerin düzenlediği anmalarda ve Ankara Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde düzenlenen törenlerle toplumsal hafızada yerini koruyor.

Son mektuplar

“İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de tereddüte düşmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. O bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı, ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, Türkiye’de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum” — Deniz Gezmiş
“Babacığım, cezaevinde kalan arkadaşları ara sıra yoklarsan, hallerini hatırlarını sorarsan çok memnun olurum. herbirisi oğlun sayılır. Dışarda bizler için uğraşan dostlarımı ve dostlarını unutmayacağını biliyorum.” — Yusuf Aslan
“Metin olunuz. Üzüntü ve acılarınızı unutmaya çalışınız. Bütün varlığımla hepinize kucak dolusu selamlar, sevgiler” — Hüseyin İnan
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.