İsviçre’de pazar günü gerçekleştirilen referandumda seçmenler, ülke nüfusunu on milyonla sınırlandırmayı öngören İsviçre Halk Partisi’nin mülteci karşıtı girişimini yüzde 54,8 oranında reddetti. Aynı gün, seçmenlerin yüzde 53’ü askerlik hizmetini reddetmeyi zorlaştıran yasal reformu ise destekledi.

İsviçre 14 Haziran Pazar günü, sağ popülist İsviçre Halk Partisi’nin (SVP), girişimi ile ülke nüfusunun 10 milyon kişiyle sınırlandırmasını hedefleyen referanduma gitti. Araştırma enstitüsü gfs.bern‘in açıkladığı sonuçlara göre seçmenler, “On milyona hayır” göç girişimini yüzde 45,2’ye karşı yüzde 54,8 çoğunluğuyla reddetti.
Swissinfo.ch, katılım oranının yüzde 58 olduğunu ve bu oranın önceki oylamalara kıyasla daha yüksek olduğunu kaydetti. Nüfusun yaklaşık yüzde 25’ini oluşturan göçmenlerin ise ulusal seçimlerde oy hakkı yok.
İsviçre’nin Neuchâtel kantonunda seçmenlerin yüzde 67,3’ü “hayır” derken bu oran Cenevre’de yüzde 65,4, Vaud’da ise yüzde 64,5 oldu. Reddin en güçlü çıktığı yer ise yüzde 73,5 oranla Almanca konuşan Basel-Şehir kantonu oldu. Sonuçlara göre İsviçre’nin kuzeydoğusundaki kırsal kanton Appenzell İç Roden, yüzde 65,9 oranında “evet” dedi. SVP’nin taleplerinin referandumda kabul edilmesi için girişimin hem ulusal düzeyde yüzde 50’den fazla oy alması hem de kantonların yarısından fazlasının onayını alması gerekiyordu.
SVP başkanı Marcel Dettling, İsviçre kamu radyosu SRF’e yaptığı açıklamada, kırsal kesimin açıkça “evet” dediğini fakat şehirlerin dengeyi değiştirdiğini söyledi.
Seçmenler AB ile ilişkileri korudu
SVP’nin referandumu destekleme amacı, 2050’den önce nüfusun 9,5 milyon eşiğini aşması durumunda hükümet olarak duruma müdahale ederek daha az mülteci kabul etmek ve mültecilerin aile birleşimini sınırlandırmak. Nüfusun 2050’den önce 10 milyonu aşması durumunda ise iki yıl içinde Avrupa Birliği (AB) ile kişilerin serbest dolaşımına ilişkin anlaşmayı feshetmesi talep edilmişti.
"Kişilerin Serbest Dolaşımı" anlaşması, AB vatandaşlarının vize veya oturum izni zorunluluğu olmadan üye ülkelerde seyahat etmesi, çalışması ve ikamet etmesini sağlayan anlaşmadır. Serbest Dolaşım (Free Movement), sınır kontrolünün ötesinde başka bir ülkede yasal olarak yaşama, çalışma, okuma ve eşit haklardan yararlanma güvencesidir.
SVP, aşırı kalabalık trenleri, tıkanan yolları ve dar konut piyasasının tümünü “kontrolsüz” göçe bağlıyordu. İsviçre’nin nüfusu şu an 9,1 milyon, 2002’de ülkenin AB ile serbest dolaşım anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana yüzde 23 artış kaydedildi. Oylamadan “evet” sonucu çıksaydı İsviçre, AB’den gelen göçü kesmek ve sığınma taleplerini kısıtlamak gibi bazı tedbirler alacaktı. Hükümet, bunun bedelinin AB ile serbest dolaşımın sona erdirilmesi olabileceği yönünde uyarıda bulunmuştu. Çünkü AB ile serbest dolaşım anlaşması, İsviçre’nin AB’ye entegrasyonunun temel taşı olarak duruyor.
Pazar günü Adalet Bakanı Beat Jans ise “Halkın bu kararı istikrar, açıklık ve güvenilirlik mesajı taşıyor” dedi.
Referandumda hayır oyu kullanma çağrısı yapan Sosyal Demokrat Parti eş başkanı Cédric Wermuth da SRF’e yaptığı açıklamada, İsviçre halkının çoğunluğunun SVP’nin “günah keçisi siyasetinden” bıktığını ifade etti. Wermuth, nüfus tavanının reddini, İsviçre’nin en büyük ticaret ortağı ve serbest dolaşım sayesinde nitelikli iş gücünün başlıca kaynağı olan AB ile ilişkileri koruma isteğine de bağladı.
Oylamanın ülke dışında da yakından izlendiğinin göstergesi olarak Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen şu mesajı paylaştı:
“İsviçre halkı konuştu. AB ile İsviçre arasında derin bağlar ve güçlü bir ortaklık var. İşbirliğimizi modernize etmek ve derinleştirmek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”
Merkez Parti başkanı Matthias Bregy ise oylamanın, komşu ülkelerin gerisinde kalan nüfus artışının nasıl yönetileceğine ilişkin bir tartışmayı açtığını söyledi. Bregy, büyümenin gerçek bir sorun olduğunu vurgularken SVP’nin nüfus tavanı kapsamındaki çözüm önerilerinin ise hatalı olduğunu belirtti.
İsviçre’de askerlik hizmetini reddetmek zorlaştı
Pazar günü İsviçre seçmenleri, aynı zamanda sivil hizmete ilişkin kuralların sıkılaştırılmasını da onayladı. Seçmenlerin yüzde 53’ü, askerlik hizmetini reddetmeyi zorlaştıran yasal reformu destekledi. Referandumla itiraz edilen Federal Sivil Hizmet Kanunu’ndaki değişiklikler, askeri hizmet yerine sivil hizmeti tercih etmek isteyenlerin sayısını azaltmayı öngörüyor.
Teklif, batı İsviçre’deki Vaud, Cenevre, Neuchâtel ve Jura kantonları dışında, 26 kantonun büyük çoğunluğu tarafından reddedildi.
Yeni kurallar, en az 150 hizmet günü, kısıtlanmış esneklik ve zorunlu tazeleme kursları gibi daha katı koşullar getiriyor. Amaç, özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından jeopolitik gerginliklerin tırmandığı bu dönemde sivil hizmete her yıl başvurup kabul edilen kişi sayısını yaklaşık 7.200’den 4.000’e indirmek ve ordu kapasitesini güçlendirmek.
gfs.bern’den Golder, “Daha küçük, daha muhafazakar kantonlarda sonuç çok net” diyerek bu tabloyu, seçmenlerin “zor dönemlerde” orduyu güçlendirme iradesinin bir yansıması olarak değerlendirdi.
SVP milletvekili Nicolas Kolly, “Çok fazla belirsizliğin yaşandığı özel bir dönemdeyiz. Bu güvenliği sağlamak için çabalarımızı yeniden odaklamamız gerekiyor. Askerlik zorunludur, bunlar ülke için gerekli yükümlülükler” dedi.
“Ordu çağ dışı bir insan imajını temsil ediyor”
Pazar günkü oylama, başta sol eğilimli Sosyal Demokrat Parti, Yeşiller ve Protestan Parti’nin öncülük ettiği “Sivil Hizmeti Kurtarın” girişimiyle tetiklenmişti. Muhalifler, reformun sağlık, eğitim ve tarım gibi sektörlerdeki personel açığını derinleştireceğini ve orduya yapacağı katkının da oldukça sınırlı kalacağını savunmuştu.
Genç Yeşiller, yakın seçim sonucunu geniş tabanlı halk desteğinin kanıtı olarak gösterirken kampanyacılar, ek kısıtlamalara direnilebileceğinin sinyalini verdi.
Genç Yeşiller, oylama sonucuna ilişkin sosyal medya hesaplarından paylaştığı açıklamada şunları söyledi:
“Bugün 14 Haziran, feminist grev günü. Sivil hizmet yasasına “evet” oyu, feminist ve dayanışmacı İsviçre’ye karşı bir saldırı niteliği taşıyor.
Tüm sivil hizmet edimlerinin yüzde 83’ü sosyal, eğitim ve sağlık sektörlerinde gerçekleştiriliyor. Sivil hizmet görevlileri çoğunlukla, ağırlıklı olarak Finta topluluğundan bireylerin çalıştığı bakım alanlarında görev yapıyor. Sivil hizmeti değersizleştirerek destekçileri, bakım emeğini değersizleştiren köklü bir geleneği sürdürüyor.
Asıl sorun, ordunun çağ dışı bir insan imajını temsil etmesidir: Maço yapılar ve bireylerin neredeyse sınırsız güç kullanabildiği katı hiyerarşiler bunun başlıca göstergeleri. Ordu bünyesinde çeşitli ayrımcılık biçimleri ve cinsiyete dayalı şiddet yaygın biçimde var olmaya devam ediyor; bunlarla başa çıkmak için kurumsal düzeyde yeterli adım atılmıyor.
Sivil hizmet koşullarının sertleştirilmesi, ordunun bu iç sorunlarını hiçbir şekilde çözmüyor. İsviçre ordusu, sivil hizmet gibi işlevsel ve toplumsal açıdan değerli bir sisteme saldırmadan önce kendi iç sorunlarıyla ciddi biçimde yüzleşmeli!”
Swissinfo.ch’ye göre, Yeşiller üyesi ve İsviçre Sivil Hizmet Federasyonu başkanı Clarence Chollet ise sağ kesimin daha kapsamlı bir hedef güttüğü konusunda uyardı:
“Bu hedef, vicdan testinin yeniden getirilmesini ve sivil hizmetin sivil koruma ile birleştirilmesini de kapsıyor. Bizi asıl kaygılandıran bu adımlar.”
Bu konunun ise seçim kampanyası sürecinde “On milyona hayır” girişiminin gölgesinde kalarak sınırlı ilgi gördüğü kaydedildi.
Kaynak: Swissinfo.ch



