Ahmet Davutoğlu: “Stratejik Derinlik”ten tartışmalı siyasi mirasa

Akademisyen kimliğiyle başladığı kamu kariyerinde dış politika danışmanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık görevlerinde bulunan Davutoğlu, Türkiye’nin yakın tarihindeki en kritik kırılma anlarının önemli siyasi aktörlerinden biri oldu.

Ahmet Davutoğlu, Foto: Sosyal medya

Türkiye’nin son yirmi yılına damga vuran isimlerden Ahmet Davutoğlu, aktif siyasetten çekildiğini duyurdu. Akademisyenlikten Başbakanlığa uzanan siyasi kariyeri, dış politikadaki radikal eksen kaymaları, sokağa çıkma yasakları dönemindeki ağır insan hakları ihlalleri, STK raporlarına yansıyan kent yıkımları ve kendi ifadeleriyle tarihe geçen tartışmalı güvenlik politikalarıyla kayıtlara geçti.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının dış politika mimarı olarak devlet kademelerine giren Davutoğlu’nun siyasi mirası, Türkiye’nin iç ve dış politikasında yaşanan en derin krizlerin merkezinde yer alıyor.

Türkiye’nin eski başbakanlarından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, siyaseti bıraktığını ve partinin siyasi faaliyetlerinin sonlandırıldığını açıkladı.

Davutoğlu yaptığı yazılı açıklamada, 2021 yılında mevcut yönetim yapısının ittifakları zorunlu kılmasını dikkate alarak üç muhafazakâr partinin ittifak kurması için çaba gösterdiklerini, bu teşebbüs sonuçsuz kalınca, “kutuplaşmanın doğurabileceği rövanşizm tehlikesini önlemek ve toplumsal uzlaşma zemini oluşturmak amacıyla” ana muhalefet partisini dengeleyen içinde yer aldıklarını belirterek şunları kaydetti:

“2023 seçimlerinden sonra alternatif muhafazakâr siyasetin hem Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir grup olarak temsil edilmesi hem de geleceğe yönelik güçlü bir alternatif oluşturması için parti ismimiz dahil her türlü fedakarlığı yaparak ilk aşamada Saadet Partisi, daha sonra ise Yeni Yol Partisi adı altında Meclis Grubu kurduk. Baştan itibaren bu yeni grubun öncelikle kendi içinde daha sonra da diğer muhafazakâr partileri de kapsayacak şekilde mümkünse birleşerek tek parti olması, mümkün değilse organik bir ittifak kurması için çaba gösterdik. Ancak bu çabalarımız da sonuçsuz kaldı” dedi.

“Parti farkı gözetmeksizin yaygınlaşan siyasi ahlak erozyonu ve milletvekili transferleri, güçlü bir alternatif siyaset oluşturma çabalarımızı zorlaştırdı ve partilerimizin toplum nezdindeki gücünü sarstı” diyen Davutoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Geldiğimiz noktada, genelde siyasi sistemin, özelde ise parti siyasetinin büyük bir çıkmaza girdiğini görüyoruz. Bir tarafta gücün tekelleşmesi, diğer tarafta alternatif siyasal güçleri etkisizleştiren parçalanma ile karşı karşıyayız. Siyasetin üst kademelerinde başlayan yozlaşma; parti farkı gözetmeksizin siyasi kadrolara, ardından sivil toplum kuruluşlarına ve nihayet toplumun her katmanına sirayet etmektedir. Mevcut siyasi mekanizmaların kendi kendini düzeltebilme kapasitesi büyük ölçüde tükenmiştir.”

Davutoğlu, parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin faaliyetlerinin sonlandırılması kararını şu cümlelerle duyurdu:

“Bu değerlendirmeler ışığında, partimizin yetkili kurulları ve Gelecek Partisi’ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde, kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz. Bu, bir teslimiyet kararı değildir. Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır. Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese, siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır.”

Akademiden iktidarın merkezine

1959 yılında Konya’nın Taşkent ilçesinde doğan Ahmet Davutoğlu, akademik kariyerini uluslararası ilişkiler alanında sürdürdü.

Uluslararası ilişkiler, strateji ve dış politika üzerine çalışmalarıyla tanınan Davutoğlu, özellikle Stratejik Derinlik adlı kitabıyla Türkiye’nin tarihsel ve coğrafi konumunu dış politikada daha etkin kullanması gerektiğini savunan bir yaklaşım geliştirdi.

2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının başlamasının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politika danışmanı olarak devlet yönetimine dahil oldu.

2009 yılında Dışişleri Bakanlığı görevine getirilen Davutoğlu, akademik birikimini doğrudan devlet politikalarına yansıtma fırsatı buldu.

Bu dönemde Türkiye’nin dış politikası “komşularla sıfır sorun” yaklaşımıyla tanımlandı.

“Komşularla sıfır sorun”dan bölgesel müdahaleye

Davutoğlu’nun dış politika anlayışının temelinde, Türkiye’nin çevresindeki ülkelerle ilişkilerini geliştirerek bölgesel istikrar sağlayıcı bir aktör olması fikri vardı.

Suriye ile ilişkilerin geliştirildiği dönemde Ankara ve Şam yönetimleri arasında ekonomik ve diplomatik ilişkiler güçlendirildi. Ancak 2011 yılında Suriye’de başlayan halk hareketlerinin kısa sürede iç savaşa dönüşmesi, bu politikanın en büyük sınavı oldu. Türkiye, kısa süre içinde Beşşar Esad yönetimine karşı daha sert bir pozisyon aldı.

İktidarın, dönemin sembolik söylemi olan “Emevi Camisi’nde namaz kılacağız” hedefi doğrultusunda Suriye’nin iç işlerine doğrudan müdahil olması, dış politikanın en tartışmalı kırılmalarından birini yarattı. Bu süreçte Suriye’deki muhalif silahlı güçlere sağlanan siyasi, lojistik ve askeri yardımlar, Türkiye’yi savaşın doğrudan bir tarafı haline getirdi.

Güvenlik politikaları ve tartışmalı açıklamalar

Suriye savaşının derinleşmesiyle birlikte IŞİD, bölgenin en önemli güvenlik tehditlerinden biri hâline geldi. Türkiye, sınır güvenliği, yabancı savaşçı geçişleri ve IŞİD’in ülkedeki yapılanması konusunda hem ulusal hem de uluslararası düzeyde eleştirilerin odağı oldu.

Davutoğlu’nun bu dönemde yaptığı bazı açıklamalar, devletin IŞİD’e yaklaşımı ve güvenlik politikalarının sınırları açısından tartışıldı.

IŞİD’in Ortadoğu’da hızla alan kazandığı dönemde örgütün yapısını değerlendirirken kullandığı “IŞİD radikal, terörize gibi bir yapı olarak görülebilir ama (…) oradaki yapı, daha önceki hoşnutsuzluklar, öfkeler büyük bir cephede geniş bir reaksiyon doğurdu” minvalindeki ifadeleri, kamuoyunun hafızasına “öfkeli çocuklar” nitelemesiyle kazındı.

Bu dönemde gündeme gelen bir başka açıklama ise 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Gar Katliamı sonrasında Davutoğlu’nun yaptığı bir televizyon programındaki değerlendirmeler oldu. Davutoğlu, “Türkiye’de bulunan intihar eylemcilerinin listesi elimizde. Ancak hukuk devleti gereği kendilerini patlatmadan tutuklayamayız” dedi.

Kamuoyunda “canlı bombaları kendilerini patlatmadan tutuklayamayız” şeklinde aktarılan bu sözler, özellikle 10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamı sonrasında büyük tepki çekti.

Çözüm sürecinden çatışmalı döneme

Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminin en önemli kırılma noktalarından biri, Kürt sorununda “Çözüm Süreci”nin sona ermesi ve çatışmaların yeniden başlaması oldu. 2013 yılında başlayan “Süreç”, 2015 yılında Dolmabahçe’de yapılan açıklamayla yeni bir aşamaya taşındı. Ancak 2015 yazından itibaren artan çatışmalarla birlikte Kürt kentlerinde ağır güvenlik operasyonları başladı.

Sur, Cizre, Nusaybin ve diğer ilçelerde yaşanan çatışmalar sırasında çok sayıda sivil yaşamını yitirdi, yerleşim alanları zarar gördü ve binlerce kişi yerinden edildi. Başbakan olarak Davutoğlu, bu dönemde hükümetin güvenlik politikasının en üst düzey siyasi sorumlularından biriydi.

Hak örgütleri sokağa çıkma yasakları, sivillerin korunması, yerinden edilme ve kentlerin tahribatı konusunda eleştiriler yöneltti.

Sokağa Çıkma Yasaklarının Sivil Bilançosu
Sivil toplum kuruluşlarının (TİHV ve İHD) saha raporları ve veri derlemeleri, operasyonların sivil nüfus üzerindeki yıkıcı etkisini net biçimde ortaya koydu:
Sivil Kayıplar
321
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) verilerine göre, sokağa çıkma yasaklarının en yoğun yaşandığı 16 Ağustos 2015 – 16 Ağustos 2016 tarihleri arasında yaşamını yitiren en az sivil sayısı.
Yasakların Kapsamı
369 Kez
2015-2019 yılları aralığında 11 il ve 51 ilçede ilan edildi. Yasaklar yer yer haftalarca ve aylarca (örneğin Diyarbakır Sur’da 100 günü aşan kesintisiz yasaklar) sürdü.
Zorunlu Göç ve Tahribat
~500 Bin
Zorunlu göçe maruz kalan kişi sayısı. Ağır silahların kullanıldığı çatışmalar sonucunda kentlerin tarihi ve yerleşim dokusu yerle bir oldu.
Temel Hak İhlalleri
1,5 Milyon+
Yasaklı bölgelerde yaşayıp suya, gıdaya ve sağlık hizmetlerine erişimi engellenen insan sayısı. Yaşam, eğitim, sağlık ve barınma hakları sistematik olarak ihlal edildi.

Sur: “Toledo” söylemi

Çatışmaların en yoğun yaşandığı yerlerden biri Diyarbakır’ın Sur ilçesi oldu. Tarihi dokusu ve kültürel mirasıyla bilinen Sur’da yaşanan yıkım, yeniden inşa politikalarıyla birlikte tartışıldı.

Davutoğlu’nun “Sur’u Toledo yapacağız” açıklaması bu dönemin en çok konuşulan sözlerinden biri oldu.

Ankara Gar Katliamı

10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde düzenlenen barış mitingine yönelik saldırı, Türkiye tarihinin en ağır saldırılarından biri oldu. Saldırıda 100’den fazla kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı. Katliam sonrasında tartışmalar yalnızca saldırıyı gerçekleştiren faillerle sınırlı kalmadı. İstihbarat süreçleri, güvenlik açıkları ve devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü gündeme geldi.

Davutoğlu saldırı sonrasında “Ankara’daki terör saldırısı sonrasında anket yaptırdık, oylarımızda bir yükseliş trendi var” dedi. Bu açıklaması IŞİD ile ilgili söylediği ifadeler gibi çok tepki topladı.

Davutoğlu, ilerleyen yıllarda kendisine yöneltilen eleştirilere karşı savunma yaparken; IŞİD için “öfkeli çocuklar” tanımını bizzat kullanmadığını, canlı bombalar ve anketlerle ilgili sözlerinin ise “bağlamından koparılarak ve çarpıtılarak” kendisine karşı bir karalama kampanyasına dönüştürüldüğünü savundu.

Barış Akademisyenleri

Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve akademik özgürlükler alanında da yoğun tartışmalar yaşandı. Medya kuruluşlarına kayyum atanması, gazetecilere yönelik davalar ve akademisyenlere yönelik soruşturmalar, Türkiye’nin demokratik standartları bakımından eleştirildi.

2016 yılında yayımlanan “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı Akademisyenler Bildirisi sonrasında imzacı akademisyenler hakkında soruşturmalar başlatıldı. Daha sonraki yıllarda Anayasa Mahkemesi, bazı akademisyenler hakkındaki süreçlerde ifade özgürlüğü ihlali bulunduğuna ilişkin kararlar verdi.

Bu dönem, güvenlik politikaları ile ifade özgürlüğü arasındaki sınırların nasıl çizileceği tartışmasını gündeme taşıdı.

İktidardan ayrılış

Davutoğlu, 2016 yılında AKP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık görevlerinden ayrıldı. Bu ayrılık, yalnızca bir görev değişimi değil, iktidar içindeki güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir siyasi kırılma olarak değerlendirildi. “Pelikan bildirisi” olarak bilinen ve Davutoğlu’nu eleştiren metin, bu ayrılık sürecinin sembolik olaylarından biri oldu. Davutoğlu daha sonraki yıllarda hukuk devleti, kurumların bağımsızlığı ve demokratik standartların güçlendirilmesi gerektiğini savundu.

Ancak bu yeni siyasi çizgi, geçmişte içinde bulunduğu iktidar dönemindeki uygulamalarla birlikte değerlendirildi.

Yeni parti

Davutoğlu, 2019 yılında Gelecek Partisi’ni kurdu. Yeni siyasi hareketinde hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve demokratik kurumların güçlendirilmesi vurgusu öne çıktı.

Ahmet Davutoğlu’nun siyasi kariyeri, Türkiye’nin yakın tarihindeki en önemli dönüşüm dönemleriyle birlikte anılıyor.

Ahmet Davutoğlu Dönemi: Kronolojik Kırılma Noktaları
2002
Dış Politika Danışmanı olarak devlet yönetimine giriş yaptı.
2009
Dışişleri Bakanı olarak atandı ve “Komşularla sıfır sorun” politikası resmen ilan edildi.
2011
Suriye iç savaşının başlamasıyla sınırda “Açık kapı” politikasına geçildi ve Şam yönetimine karşı müdahaleci çizgi benimsendi.
2015 Yazı
Çözüm Süreci sona erdi. Bölge kentlerinde ağır sokağa çıkma yasakları ve askeri operasyonlar başladı.
10 Ekim 2015
Türkiye tarihinin en kanlı saldırısı olan Ankara Gar Katliamı gerçekleşti.
2016 Başı
“Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisinin ardından Barış Akademisyenlerine yönelik soruşturmalar ve üniversitelerden tasfiyeler başladı.
Mayıs 2016
“Pelikan Bildirisi” olarak bilinen süreçle birlikte iktidar merkezinden tasfiye edilerek Başbakanlık ve AKP Genel Başkanlığı görevlerinden ayrıldı.
2019
Gelecek Partisi’ni kurarak yeni bir siyasi oluşumla sahneye çıktı.
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.