Gazeteci Dilan Karaman’ın şüpheli ölümü sonrası kurulan kadın örgütleri komisyonunun raporu tartışma yarattı. Aile, feministler ve siyasi yapılar rapora tepki gösterirken adli eksiklikler ve kurumsal sorumluluklar gündeme geldi. 27 Kasım’dan bugüne hangi detaylar kamuoyuna yansıdı?

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Saliha Aydeniz’in danışmanı ve gazeteci Dilan Karaman’ın 11 Kasım’da kaldırıldığı hastanede 28 Kasım’da yaşamını yitirmesi, kamuoyunda başından itibaren ciddi soru işaretlerine yol açtı. Karaman’ın ölümünün “intihar” olarak değerlendirilmesinin özellikle kadın örgütleri ve yakın çevresi tarafından tartışmaya açılması ardından kadın örgütlerinden oluşan bir inceleme komisyonu kurma kararı alındı.
Kadın örgütleri komisyon kurdu
29 Kasım’da Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, Dayanışmanın Kadın Hali Derneği (DAKAH-DER), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Rosa Kadın Derneği ve (Özgür Kadın Hareketi) TJA temsilcilerinden oluşan bir inceleme komisyonu kuruldu. Komisyonun içerisinde yer alan 3 avukatın hukuki süreci takip ettiği biliniyor.
Komisyonun amacı; olayın hukuki boyutunu incelemek, Karaman’ı intihara sürükleyen nedenleri ortaya çıkarmak, kurum içi ve kurumlar arası sorumlulukları açığa çıkarmak şeklinde açıklandı.
5 kadın örgütünün komisyon hakkındaki ortak açıklamasında, şüpheli kadın ölümlerinin politik olduğu vurgulanarak sürecin yalnızca bir adli vaka değil, kadınların yaşam hakkına yönelik sistematik bir sorunun parçası olduğu ifade edildi.
Olay günü ve deliller
Dilan Karaman, 11 Kasım’da “adli vaka” olarak hastaneye kaldırıldı. Bu tarihten itibaren süreç yalnızca bir ölüm vakası olarak değil, şüpheli bir kadın ölümü olarak ele alınmaya başlandı.
İlk günden itibaren tanık beyanları toplandı, kaybolma riski bulunan deliller Emniyet Müdürlüğü’ne iletildi, Karaman’ın sosyal medya paylaşımları incelendi, şiddete maruz kaldığını aktardığı arkadaşlarının ifadeleri dosyaya eklendi, yeni taşındığı eve ait kira sözleşmesi kayıt altına alındı
Ayrıca Karaman’ın telefonu, dijital materyalleri ve Mazlum Toprak tarafından sunulan bir mektup incelemeye alındı. Mektubun el yazısının kime ait olduğunun belirlenmesi için örnek yazılar da karakola teslim edildi.
Soruşturma sürecinde bazı kritik eksiklikler de gündeme geldi. Olay yeri inceleme tutanakları hazırlanmasına rağmen Karaman’ın evini gören MOBESE kayıtlarının dosyada bulunmadığı belirten komisyon, bu kayıtları talep etti. Sağlık çalışanlarının ve polis ekiplerinin müdahalesine dair çelişkiler olduğu tespit edildi. Yürütülen inceleme sonucunda Karaman’ın daha önce arkadaşı olan Mazlum Toprak’ın dosyada “şüpheli” sıfatıyla yer almaya başladı.
Komisyon raporundaki temel başlıklar
Komisyon, 9 Mart’ta Dilan Karaman’ın şüpheli ölümüne ilişkin bir rapor yayımladı. Komisyon tarafından hazırlanan raporda şu başlıklar öne çıktı:
- Olay günü Karaman’ın partner şiddetine maruz kaldığı
- Olay günü sağlık müdahalesinin geciktiği
- Çalıştığı yapılarda sistematik psikolojik baskıya maruz kaldığı
- Kriz anında dayanışmanın yetersiz kaldığı ve politik yalnızlığa itildiği
- Raporun sonuç bölümünde ise Karaman’ın ölümünün tek bir fail ya da tek bir kurumla açıklanamayacağı ifade edildi.
Rapor tartışma yarattı
Raporun açıklanmasının ardından Karaman’ın ailesi, arkadaşları ve feministler sosyal medya üzerinden sert eleştiriler yöneltti. Eleştirilerin odağında raporda yer alan belli ifadelerin yanlış olması, faillerin yeterince işaret edilmemesi, sorumluluğun Karaman’ın yaşamına ve çevresine kaydırılması ve erkek şiddetinin yeterince açık tanımlanmaması yer aldı.
Karaman’ın arkadaşları ayrıca, taleplerine rağmen Diyarbakır’daki LGBTİ+ örgütlerinin komisyona dahil edilmediğini ve geçmişte Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nde Servet adlı bir erkek tarafından yaşatıldığı belirtilen bazı şiddet vakalarının raporda yer almadığını ifade etti. Milletvekili Saliha Aydeniz ve Mazlum Toprak’ın halası Naşide Toprak’ın isimlerinin raporda geçmemesi de eleştirildi.
DEM Parti Milletvekili Saliha Aydeniz, raporun yayınlandığı gün (9 Mart) X hesabından Karaman'ın ölümüne ilişkin açıklama yapmıştı. “Yani bunca zaman birlikte çalışmış ama hassasiyetlerini, beklentilerini anlamamış olmak Dilan’la arkadaş olamamış olduğum gerçekliğini açığa çıkarmıştır. Bunları yeterince yapmış olsaydım, arkadaş olabilseydim, iş dışında daha fazla zaman ve mekan paylaşsaydım belki sonuç böyle olmayacaktı” demişti.
DEM Parti ve HDK Kadın Meclisi 11 Mart’ta raporun geri çekilmesini talep ettiklerini belirten bir açıklama yayınladı.
Feministlerin Eleştirileri
Aralık Feminist Kolektif tarafından yapılan açıklamada rapora yönelik kapsamlı eleştiriler dile getirildi. Açıklamada fiziksel şiddetin açık olarak tanımlanmadığı, erkek şiddetinin kaynağının Karaman’ın travmalarına indirgendiği, sorumluluğun arkadaş çevresine yüklendiği ve cinsel yönelim temelli ayrımcılığın görünmez kılındığı ifade edildi.
Ayrıca raporun Karaman’ın özel yaşamını gereğinden fazla ifşa ettiği ve kurumsal sorumluluğu gölgelediği de vurgulandı.
Feministler dört temel talep sıraladı:
- Mazlum Toprak ve varsa diğer faillerin intihara sürükleme suçundan yargılanması
- Şiddetin örtbas edilmesinde rolü olanlara yaptırım uygulanması
- Mobbing uygulayan kişi ve yapıların örgüt içi mekanizmalara sevk edilmesi
- Cinsel yönelim ve kimlik temelli ayrımcılıkla yüzleşilmesi
Rapor Geri Çekildi
Aile, arkadaşlar ve kamuoyundan gelen tepkiler üzerine komisyon tarafından hazırlanan rapor geri çekildi. Dilan Karaman İnceleme Komisyonu, raporun çekildiğini belirten bir açıklama yaptı.
Tepkilerin ardından komisyon raporu geri çekildi. DEM Parti Kadın Meclisi 13 Mart’ta yaptığı açıklamada, Saliha Aydeniz’in idare amirliği görevinden çekildiğini ve hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını duyurdu.
Bu gelişmenin ardından TJA da bir açıklama yayınlayarak sürece ilişkin kadın kırımı zihniyetine karşı hukuki ve toplumsal mücadeleyi büyüteceklerini belirtti.
Aile basın toplantısı düzenledi
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde, şüpheli şekilde yaşamını yitiren Dilan Karaman’ın ölümü ve soruşturma sürecine ilişkin Karaman ailesi bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, İHD Merkez Yürütme Kurulu üyesi Eren Keskin, Dilan Karaman’ın ablası Gönül Karaman, İHD İstanbul Şube Başkanı Jiyan Tosun ve İstanbul Şube Sekreteri Jiyan Kaya katılmıştı.
bianet’in haberine göre basın toplantısında söz alan Dilan Karaman’ın ablası Gönül Karaman, hem ölümün hem de soruşturma sürecinin tüm yönleriyle açığa çıkarılmasını istediklerini belirtti. Raporda yer alan bazı bilgilerin gerçeği yansıtmadığını ifade eden Karaman, olay günü yaşananlara dair kritik boşluklara dikkat çekti. Şiddet faili Mazlum Toprak’ın kendisine şiddet uygulayıp onu evden kovduğunu, Dilan’ın aynı gün kendisiyle son olarak saat 14.42’de iletişim kurmasından hastaneye alınma saatine (16.00) kadar geçen sürede neler yaşandığının hâlâ bilinmediğini vurguladı.
Aile, şu sorulara cevap verilmesini istedi: Hastaneye alınmasına kadar geçen süre zarfında neler yaşanmıştır? Neden zamanında ve etkili bir acil müdahale yapılmamıştır? Olayın gerçekleştiği yerde Mazlum Toprak’ın yanında bulunan kişinin ifadesi alındı mı? Mazlum Toprak’ın elektronik cihazları incelendi mi? Mazlum Toprak’ın kırdığını iddia ettiği bıçak inceleme için alındı mı?
Gönül Karaman’ın ardından söz alan İHD İstanbul Şube Başkanı Jiyan Tosun, Dilan Karaman’ın müdahaleye ihtiyaç duyduğu sırada olay yerine gelen sağlık ekiplerinin müdahale etmediği ihtimali olduğunu söyledi ve sağlık çalışanlarının isimlerinin ve ifadelerinin dosyada bulunmamasını hayati bir eksiklik olarak değerlendirdi. Polis müdahalesine dair eksikliklere de dikkat çeken Tosun, savcılığın faile ve polislere yönelik yaptırım konusunda gerekli adımları atmadığını ifade etti.
Soruşturma süreci devam ederken hem aile hem de kadın örgütleri Dilan Karaman için adalet talebini sürdürüyor.
Soruşturma süreci devam ederken 16 Mart'ta Saliha Aydeniz'in TBMM İdare Amirliği görevinden istifa ettiği duyuruldu.
Kaynak: bianet, İlke TV, MA
